Bunun uydurma bir hikaye olduğuna birçok kişi inanmak istemedi.Many people did not want to believe that this was a fabricated story.
Doğru şeyi yaptığıma inanıyorum.I believe in doing the right thing.
İnternet ağındaki güvenilmez bilgilere inanmamalısın.You mustn't swallow unreliable information that's on the Web.
Söylediğin tek kelimeye inanmıyorum.I don't believe a word you say.
İster inan ister inanma, bu kez alaycı değilim.Believe it or not, I'm not sarcastic this time.
Tom o hikayeye içtenlikle inanır.Tom sincerely believes that story.
İyi olduğuna inanıyorum.I trust you're well.
O, inandırıcı bir hikayedir.It's a plausible story.
Elbette ona inanmıyorsun.Surely you don't believe that.
Mary'nin ne yaptığını ona söylediğimde Tom bana inanmadı.Tom didn't believe me when I told him what Mary had done.
Benim avantajımı kullanmaya çalıştığına inanıyorum.I believe you're trying to take advantage of me.
Bana söylemeden öyle bir şey yapacağına inanamıyorum.I can't believe you would do something like that without telling me.
Olan şeyin bu olduğuna gerçekten inanıyor musun?Do you really believe that's what happened?
Sadece yaşadığım yerden bir blok ötede Boston'da tam burada yaşadığına inanamıyorum.I can't believe you live right here in Boston only a block from where I live.
Tom'un senin hikayene inandığını düşünüyor musun?Do you think Tom believed your story?
Senin söylediklerine Tom'un inandığını düşünüyor musun?Do you think Tom believed what you said?
Sence Tom ona söylediklerine inandı mı?Do you think Tom believed what you told him?
Sadece Tom'un söylediklerinin yaklaşık olarak yarısına inanıyorum.I only believe about half of what Tom says.
Ben sadece Tom'un olduğunu söylediği şeyin yarısına inanıyorum.I only believe about half of what Tom says happened.
Bana söylemediğine inanamıyorum.I can't believe you didn't tell me.
Tom Mary'ye yıldız falcılığına inanmadığını söyledi.Tom told Mary that he didn't believe in astrology.
Tom inanılmaz şekilde aptalca bir şey yaptı.Tom did something unbelievably stupid.
Ateistler neden Allah'a inanmaz?Why don't atheists believe in God?
Onun bana "seni seviyorum" dediğine inanamadım.I couldn't believe he told me 'I love you'.
Sen onun doğruyu söylediğine inanıyor musun?Do you believe he told the truth?
Bu resimler inanılmaz.These pictures are amazing.
Sadece benim sözüme inanamıyor musun?Can't you just take my word for it?
Tom'un onu bildiğine inanamıyorum.I can't believe that Tom was in on it.
Ben Tom'un öldüğüne inanamıyorum.I can't believe Tom's dead.
Ona inanmak zorundasın.You've got to believe that.
Ne bulduğuma asla inanmayacaksın.You'll never believe what I found.
Bunu söylediğime ben bile inanamıyorum.I can't even believe I'm saying this.
Bunu yaptığıma ben bile inanamıyorum.I can't even believe I'm doing this.
Onların benim hakkımda konuştuklarına inanamıyorum!I can't believe they were talking about me!
"Sana inanmıyorum!" "Yemin ederim!"I don't believe you!" "I swear!"
Onun deli olduğunu açıkça görebilirsin. O astrolojiye inanmaz.You can clearly see he is crazy. He doesn't believe in astrology.
Hiç kimse Tom'a inanmayacak.No one will believe Tom.
Onun onu yapabileceğine inanmıyorum.I don't believe he could do that.
Buna inanabilir misin? Biz Japonya'dayız!Can you believe it? We're in Japan!
Buna inanabiliyor musun? Biz Almanya'dayız.Can you believe it? We're in Germany!
Buna inanabiliyor musun? Biz Avrupa'dayız!Can you believe it? We're in Europe!
Buna inanabilir misin? Biz Çin'deyiz!Can you believe it? We're in China!
Buna inanabiliyor musun? Biz Fransa'dayız.Can you believe it? We're in France!
Tom inanılmaz bir biçimde yetenekli.Tom is incredibly talented.
Tom Mary'ye inanıp inanmayacağını bilmiyor.Tom doesn't know whether to believe Mary or not.
Onun testini geçeceğine inanmıyorum.I don't believe he'll pass his test.
Ben sadece Tom ve Mary'nin gerçekten evleneceğine inanamıyorum.I just can't believe Tom and Mary will actually get married.
Affedersiniz, ama bunun benim koltuğum olduğuna inanıyorum.Excuse me, but I believe that is my seat.
Tom'un bizden çok şey beklediğine inanıyorum.I believe that Tom expects too much from us.
Tom gerçekten ona inanmamı bekliyor mu?Does Tom really expect me to believe that?
Tom'un söylediği hiç bir şeye inanma.Don't believe anything Tom says.
Fransızlar hiçbir şeyin imkansız olduğuna inanmıyor.The French believe that nothing is impossible.
Tom'u davet ettiğine hâlâ inanamıyorum.I still can't believe you invited Tom.
Bunun gerçek olduğuna inanamıyorum.I can't believe that this is real.
Tom'a hâlâ güvendiğine inanamıyorum.I can't believe you still trust Tom.
Kendine inanıncaya kadar Tanrıya inanamazsın.You cannot believe in God until you believe in yourself.
Sen kendine inanıncaya kadar hiç kimse sana inanmayacak.No one will believe in you until you believe in yourself.
Hey, buna inanmayacaksın.Hey, you're not going to believe this.
Tom'un bir katil olduğuna inanmıyorum.I don't believe that Tom is a murderer.
Tom'un katil olduğuna inanmam.I don't believe that Tom is the murderer.