Bazı insanlar on üçün şanssız bir sayı olduğuna inanmaktadır.Some people believe that thirteen is an unlucky number.
Tom gerçekten Mary'nin uzaylılar tarafından kaçırıldığına inanıyor mu?Does Tom really believe that Mary was abducted by aliens?
Yirminin üzerinde kimseye inanma.Don't trust anyone over twenty.
Polis kurbanın katilini tanıdığına inanıyor.The police believe the victim knew his killer.
Bu şeye inanmaya başlamıyorsun, değil mi?You're not starting to believe this stuff, are you?
Tom inanılmaz derecede zeki.Tom is incredibly brilliant.
Ben onun inanılmaz yakışıklı olduğunu düşündüm.I thought he was incredibly handsome.
Ben anladığıma inanıyorum.I believe I understand.
Doğru şeyi yaptığıma inanıyorum.I believe in doing the right thing.
İnternet ağındaki güvenilmez bilgilere inanmamalısın.You mustn't swallow unreliable information that's on the Web.
Söylediğin tek kelimeye inanmıyorum.I don't believe a word you say.
Bunu daha önce fark etmediğime inanamıyorum.I can't believe I never noticed that before.
Bana inanmalısın. Ben masumum!You have to believe me. I'm innocent!
Tom inandığı şeyler için savaşırken öldü.Tom died fighting for what he believed in.
Tom Mary'nin açıklamasına bir saniyede inanmaz.Tom doesn't buy Mary's explanation for a second.
Düşük karbonhidrat diyetlerine inanmıyorum.I don't believe in low-carb diets.
İntiharın yanlış olduğuna inanıyorum.I believe that suicide is wrong.
Mary'nin ne yaptığını ona söylediğimde Tom bana inanmadı.Tom didn't believe me when I told him what Mary had done.
Tom'un yalan söylediğine inanmak için hiçbir gerekçem yok.I have no reason to believe Tom is lying.
Buna karıştığına inanamıyorum.I can't believe you're involved in this.
Bunun olduğuna inanabiliyor musun?Can you believe this happened?
Siz arkadaşlar ne olduğuna inanmayacaksınız.You guys won't believe what happened.
Bunun başıma geliyor olduğuna inanamıyorum.I can't believe this is happening to me.
İster inan ister inanma, bu benim başıma daha önce defalarca geldi.Believe it or not, this has happened to me many times before.
Sadece yaşadığım yerden bir blok ötede Boston'da tam burada yaşadığına inanamıyorum.I can't believe you live right here in Boston only a block from where I live.
Tom haklı olduğuna inanmış.Tom is convinced he's right.
Mary duyduğuna inanamadı.Mary couldn't believe what she was hearing.
İlk görüşte dostluğa inanıyorum.I believe in friendship at first sight.
Sadece Tom'un söylediklerinin yaklaşık olarak yarısına inanıyorum.I only believe about half of what Tom says.
Ben sadece Tom'un olduğunu söylediği şeyin yarısına inanıyorum.I only believe about half of what Tom says happened.
Tom'un bana söylediğine inanıyorum.I believe what Tom told me.
Bana söylemediğine inanamıyorum.I can't believe you didn't tell me.
Tom'un söylediğine gerçekten inandığını bana söyleme.Don't tell me you really believed what Tom said.
Eğer öğretmenine ev ödevini kaybettiğini söylersen, sana inanmaz.If you tell your teacher you lost your homework, she won't believe you.
Tom'un herhangi birinin yardımı olmadan bunun hepsini yaptığına inanamıyorum.I can't believe Tom did all of this without anyone's help.
Bugün başıma gelenlere inanmayacaksın.You won't believe what happened to me today.
Cynthia inanılmaz bir hızda hesaplayabilir.Cynthia can calculate at an amazing speed.
Sen onun doğruyu söylediğine inanıyor musun?Do you believe he told the truth?
Hayaletler onlara inananlar için gerçektir.Ghosts are real for those who believe in them.
Bu resimler inanılmaz.These pictures are amazing.
Bir yıldan daha fazla olduğuna inanamıyorum.I can't believe it's been more than a year.
Tom'un tekrar evlendiğine inanamıyorum.I can't believe Tom's getting married again.
Tom söylediği herhangi bir şeye inanmamalısın.You shouldn't trust anything Tom says.
Kendi gözlerimle görmeseydim, asla inanmazdım.If I hadn't seen it with my own eyes, I would never have believed it.
Seninle gerçekten evlenmek istediğime inanamıyorum.I can't believe I actually wanted to marry you.
Bunu söylediğime ben bile inanamıyorum.I can't even believe I'm saying this.
Bunu yaptığıma ben bile inanamıyorum.I can't even believe I'm doing this.
Onların benim hakkımda konuştuklarına inanamıyorum!I can't believe they were talking about me!
"Sana inanmıyorum!" "Yemin ederim!"I don't believe you!" "I swear!"
"Oğlum, Allah'a inanır mısın?" "Evet, baba.""My son, do you believe in God?" "Yes, my father."
Tek kutsal, katolik ve apostolik kiliseye inanıyor musunuz?Do you believe in the one holy, catholic, and apostolic Church?
Kabul ediyorum, cesur değilim ama batıl inançlı değilim.I'm not brave, I admit; but I'm not superstitious.
Şimdi kime inanmalıyım?Who should I believe now?
Ben kimseye inanmak istemiyorum.I don't want to believe anyone.
Gerçekten bunu yaptığımıza inanamıyorum.I can't believe we're really doing this.
Tom intiharın yanlış olduğuna inanıyor.Tom believes that suicide is wrong.
Buna inanıyor musun?Do you believe that?
Tom buna inanıyor mu?Does Tom believe that?
Sadece bunu yaptığımıza inanamıyorum.I can't believe we just did that.
Tom bana inanıyor mu?Does Tom believe me?