Tom'un o hatayı yaptığına inanamıyorum.I can't believe Tom made that mistake.
Kime inanacaksın? Ona mı yoksa bana mı?Who are you going to believe? Her or me?
Az önce gördüğüme inanamıyorum.I can't believe what I just saw.
Ben her şeyi yediğime inanamıyorum.I can't believe I ate the whole thing.
Ben hayallerin gücüne inanıyorum.I believe in the power of dreams.
Tom'un böyle aptalca bir hata yaptığına inanamıyorum.I can't believe Tom made such a stupid mistake.
Tom'un bu tür bir hata yaptığına inanamıyorum.I can't believe Tom made that kind of mistake.
Tom'un böyle bir hata yaptığına inanamıyorum.I can't believe Tom made a mistake like that.
O inanılmaz geliyor!That sounds awesome!
Ona hiç inanmadım.I didn't believe him at all.
Gözlerime zorlukla inanabildim.I could hardly believe my eyes.
Tom hayaletlerin varlığına inanıyor.Tom believes in the existence of ghosts.
Tom hayaletlerin olduğuna inanıyor.Tom believes that ghosts exist.
Tom Mary'nin ona söylediğine inanmak için yeterince aptaldı.Tom was stupid enough to believe what Mary told him.
Buna inanmamızı bekliyor musun?Do you expect us to believe that?
Gerçekten buna inanmamı bekledin mi?Did you really expect me to believe that?
O fahişe için beni terk ettiğine inanamıyorum!I can't believe he left me for that whore!
Tom onunla bir ilgin olduğuna inanmaktadır.Tom believes you have something to do with it.
Rehber yıldızlara inanıyor musun?Do you believe in guiding stars?
Biz inanılmaz sıkıldık.We were incredibly bored.
Ama kimse ona inanmadı.But nobody believed him.
Ama hiç kimse ona inanmadı.But nobody believed her.
Ama kimse bana inanmadı.But nobody believed me.
O inanmaya başlıyor.He's beginning to believe.
Ailesi onun onayına inanıyordu.His parents believed in his approval.
Sen bana 30 yaşında olduğunu söyledin ve ben sana inandım.You told me that you were 30-years-old, and I believed you.
Şu adam inanılmaz.That guy's incredible.
Sen inanılmaz derecede safsın.You are incredibly naive!
Tom Mary'nin yalan söylediğine inanıyor.Tom believes that Mary is lying.
O yanlış bir inanış.That's a mistaken belief.
Heather bana inanır.Heather believes me.
O inanılmaz derecede saf.She's unbelievably naive.
O inanılmaz derecede toy.She's unbelievably naive.
Gerçekten senin çirkin olduğuna inanıyor musun?Do you believe you're really ugly?
Onun tekniği rakipsizdi ve tamamen inanılmazdı.His technique was unrivalled and completely unbelievable.
Tanrılar bile artık kimse onlara inanmadığı zaman ölür.Even gods die when no one believes in them any longer.
O Tanrıya inanır ama nadiren kiliseye katılır.He believes in God, but he rarely attends Church.
O bana tamamen inanılmaz bir hikaye anlattı.He told me a completely unbelievable story.
Ona güvendim ve ona inandım.I trusted her and I believed her.
Ona inanma. O sağda solda yalan söyler.Don't believe him. He lies left and right!
Bunun yapılabileceğine inanıyorum.I believe that it can be done.
Yunanistan ve Hırvatistan'ın ikisi de inanılmazdı!Both Greece and Croatia are amazing!
Tom resim çizmede inanılmaz derecede kötüydü.Tom is incredibly bad at drawing.
Tom'un bildiğine inanıyorum.I believe Tom knows.
Ölümden sonraki yaşama inanıyor.He believes in life after death.
Tom'a inanıyordun, değil mi?You believed Tom, didn't you?
O, Tom'a inandı.He believed Tom.
Ken Tom'a inandı.Ken believed Tom.
Mary Tom'a inandı.Mary believed Tom.
Tom'a inandık.We believed Tom.
İstediğine inan.Believe what you want.
Tom doğaüstüne inanmaktadır.Tom believes in the supernatural.
Tom normal ötesi olaylara inanıyor.Tom believes in paranormal phenomena.
Kendime inanıyorum.I believe in myself.
Tom'a inanıyorsun, değil mi?You believe Tom, don't you?
O, Tom'a inanıyor.He believes Tom.
Ken Tom'a inanıyor.Ken believes Tom.
Mary Tom'a inanıyor.Mary believes Tom.
Biz Tom'a inanıyoruz.We believe Tom.
Onlar Tom'a inanıyor.They believe Tom.