Hepimiz bir şeye inanırız.We all believe in something.
Tom her şeye inanır.Tom will believe anything.
Onlar senin hikayene inandılar.They believed your story.
Sen buna asla inanmayacaksın.You'll never believe it.
Tom nihayet bize inanıyor.Tom finally believes us.
Bize inanmak zorundasın.You have to believe us.
Tom buna inanamıyor.Tom can't believe this.
Kadere inanır mısın?Do you believe in fate?
Bana hiç inanmadın.You never believed me.
Tom bize inanmayacak.Tom won't believe us.
Tom ona inanmayacak.Tom won't believe it.
Tom buna inanamayacak.Tom can't believe it.
Neye inanıyorsun?What do you believe?
Sana inanıyoruz, Tom.We believe you, Tom.
Bana inandılar.They believed in me.
Tom o hikayeye inanırsa aptaldır.Tom is a fool if he believes that story.
Bugün beni kimin aradığına inanmayacaksın.You won't believe who called me today.
Bugün beni kimin aradığına inanmayacaksınız.You won't believe who called me today.
Onun hikayesini inanılmaz buluyorum.I find her story hard to swallow.
Küresel ısınmaya inanmaz.He doesn't believe in global warming.
Tom'a inanıp inanmayacağımızı bilmiyoruz.We don't know whether to believe Tom or not.
Amerika insan sınıflarının olmadığına inanmayı sever.America likes to believe that it's a classless society.
Senin sorunun Tom'un söylediği her şeye inanman.Your problem is you believe everything Tom says.
Bir sorun olduğuna inanıyorum.I believe there is a problem.
O onun taktiklerini anladığıma inanmadı.He did not believe that I understood his tactics.
Onun taktiklerini anlamadığıma inanmadı.She did not believe that I understood her tactics.
Mucizelere inanır mısın?Do you believe in miracles?
Mucizelere inanır mısınız?Do you believe in miracles?
Ben senin gücüne inanıyorum.I believe in your power.
Tom geleneksel cinsiyet rollerine inanır.Tom believes in traditional gender roles.
Tom erkeklerin kadınlar üzerinde hakimiyet kurması gerektiğine inanır.Tom believes that men should rule over women.
Tom ataerkil bir topluma inanır.Tom believes in a patriarchal society.
Neredeyse ona inanamadım.I could scarcely believe it.
Belki biri ona inanmadı.Perhaps someone didn't believe it.
Senin bunu yaptığına inanamıyorum!I can't believe you did that!
Onun az önce onu söylediğine inanamıyorum.I can't believe he just said that.
Onun bunu söylediğine inanamıyorum.I can't believe she just said that.
Bunu yaptığıma inanamıyorum!I can't believe I did that!
Söylediğim her şeye inanır.He believes everything I say.
Söylediğim her şeye inanıyor.He believes everything I say.
Pizza'nın hâlâ hazır olmadığına inanamıyorum.I can't believe that the pizza still isn't done.
Sorunu bulduğumuza inanıyorum.I believe that we found the problem.
Hiç kimse bana asla inanmadı.No one ever believed me.
Örümceğin hâlâ orada olduğuna inanamıyorum.I can't believe that spider is still there.
Söylediğim her söze inanır.He believes every word I say.
Hiç kimsenin ölmediğine inanamıyorum.I can't believe no one died.
Tom Mary'nin bu kadar aptal olabileceğine inanamadı.Tom couldn't believe that Mary could be so stupid.
Tom Mary'nin söylediğine inanacak kadar aptaldı.Tom was stupid enough to believe what Mary said.
Tom'a inanacak kadar aptaldım.I was stupid enough to believe Tom.
Partideki yemek gerçekten inanılmazdı.The food at the party was really incredible.
Tom'un güvenilir olduğuna gerçekten inanıyor musun?Do you really believe that Tom is reliable?
Gerçekten o şeye inanıyor musun?Do you really believe in that stuff?
Bu şeye gerçekten inanıyor musun?Do you really believe that stuff?
Bu hikayeye gerçekten inanıyor musun?Do you really believe that story?
Ne olduğuna inanmayacaksın.You won't believe what happened.
Buna gerçekten inanıyor musun?Do you actually believe that?
Tom buna asla inanmayacak.Tom will never believe that.
Buna gerçekten inandın mı?Did you really believe that?
Gerçekten buna inanıyor musun?Do you really believe this?
Sana inanmayacaklar.They won't believe you.