Ona inanmak benim salaklığımdı!It was stupid of me to believe that!
O benim inançlarıma ters düşüyor.That goes against my beliefs.
Sözüne inanabilir miyim.Can I take your word for it?
O, inanılmaz bir hikaye.That's an incredible story.
O çok saçma. Bir aptalın dışında ona kimse inanmaz.That's nonsense. Nobody but a fool would believe it.
Aksine kanıt olmadığı için herkes onun hikayesine inanıyor.Everyone believes his story since there is no evidence to the contrary.
Onun doğru olduğuna yemin etsem bile bana inanmazlar.They won't believe me even if I swear it is true.
Bu batıl inanç onların arasında hala devam ediyor.This superstition still lingers on among them.
O ismi duyduğuma inanmıyorum.I don't believe I've heard that name.
Hazinenin dağdaki gizli bir yerde yattığına inanılıyor.The treasure is believed to lie hidden somewhere in the mountain.
Adam cinayeti işlemediğine bizi inandırdı.The man assured us that she didn't commit the murder.
Kız hâlâ Noel Baba'ya inanmaktadır.The girl still believes in Santa Claus.
O zamandan beri onun inancı ciddi olarak sarsıldı.Since then, his faith has been severely shaken.
Çocuk dünyanın düz olduğuna inanıyor.The child believes that the earth is flat.
Yazar cinayet davasını inandırıcı biçimde açıkladı.The author described the murder case vividly.
Eski inanç hala yaygın olarak geçerlidir.The old belief is still widely current.
Polis hırsıza inanmadı.The policeman didn't believe the thief.
Söylentinin doğru olduğuna inanılıyor.The rumor is believed to be true.
Bu tür eylemler bizim inançlarımıza yabancıdır.Such actions are alien to our beliefs.
Bu tür eylemler bizim inançlarımıza aykırıdır.Such actions are alien to our beliefs.
Sokrates, Zeus'a inanmadığı için ateist olmakla suçlanırdı.Socrates was accused of atheism because he did not believe in Zeus.
O, inanılmaz bir mesafe, değil mi?That's an amazing distance, isn't it?
Ben senin onun üzerinden yakında geçeceğine inanırım.I believe you'll get over it soon.
Bay Jones'un iyi bir öğretmen olduğuna inanılır.It is believed that Mr Jones is a good teacher.
Joe'nun tutukluyu vurduğuna inanılıyordu.Joe was believed to have shot the prisoner.
George inanılmaz büyüklükte bir gırtlak kemiğine sahiptir.George has an incredibly large Adam's apple.
Ancak, onun sözlerine hiç inanılmadı.His words, however, were not believed at all.
Jane bir öğretmen olduğuna inandırmaktan hoşlanırdı.Jane liked to make believe she was a teacher.
Jane randevusunda tüm bir çikolatalı kekin bittiğine inanamadı.Jane could not believe it when her date polished off an entire chocolate cake.
Noel Babanın hayali olduğuna inanmıyorum.I don't believe that Santa Claus is imaginary.
Onun bugün bizimle olacağına inanıyorum.I believe he'll be with us today.
Buna inanmayabilirsin ama ben hiç içki içmiyorum.You may not believe this, but I don't drink at all.
O böyle bir şey inanmak için aptal olmalı.He must be stupid to believe such a thing.
Columbus dünyanın yuvarlak olduğuna inanıyordu.Columbus believed that the earth was round.
Bu balığın bir tatlısu balığı olduğuna inanıyorum.I believe this fish is a freshwater fish.
Vay canına! Bu inanılmaz!How about that!
Bu hikayenin gerçek olduğuna inanılır.This story is believed to be true.
Bu hikaye inanılmaz gelebilir ama o doğrudur.This story might sound unbelievable but it is true.
Çocuğun Tokyo'ya yalnız geldiğine inanmıyorum.I don't believe the child came to Tokyo alone.
İngiliz, bu son soruyu duyunca kulaklarına inanamadı.When the Englishman heard this last question, he could not believe his ears.
Bazıları Nessie'nin bu gölde yaşadığına inanıyor.Some believe Nessie lives in this lake.
Bana inanabilirsin, çünkü bu haberi ilk elden duydum.You can believe me, because I heard this news first hand.
İşte bugünkü İngilizce hakkında beş inanılmaz gerçek.Here are five amazing facts about English today.
Bunun onun öldüğü yer olduğuna inanılıyor.This is believed to be the place where he died.
Hayaletlere inanıyor musunuz?Do you believe in ghosts?
Hayaletlere inanır mısın?Do you believe in ghosts?
Kovboy olduğumuza inandıralım.Let's make believe that we are cowboys.
Genellikle paranın mutluluk getirdiğine inanılır.It is generally believed that money brings happiness.
Tanrım, buna inanamıyorum.Oh my God, I can't believe this.
Ben ona hiç inanmıyorum.I don't believe him at all.
Herhangi biri sana inanabilir mi?Can anyone believe you?
Onların zamanında geleceğine inanabilirsin.You can rely on their coming on time.
O onun söylediğinin doğru olduğuna inanıyor gibi görünüyordu.It seems that he believes what he said is right.
Onunla karşılaştığına inanmıyorum.I don't believe you've met him.
Sen buna inanmayabilirsin, ama yine de doğru.You may not believe it, but it is nonetheless true.
Bana inanmıyor musunuz?Don't you believe me?
Ölümden sonra hayat olduğuna inanıyor musun?Do you believe that there is life after death?
İşini sevdiğine inanıyorum.I believe you like your job.
Herhangi bir dine inanıyor musun?Do you believe in any religion?
Tanığın beyanına inanıyor musunuz?Do you believe the witness's statement?