Ana içeriğe geç
Sözlük

inan ile cümle

inan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Kanıtlayamasan bile neyin doğru olduğuna inanırsın?What do you believe is true even though you cannot prove it?
Bizim görüşümüz sahip olduğumuz bir fikirdir; inancımız bize sahip olan bir fikirdir.Our opinion is an idea which we have; our conviction an idea which has us.
Ben ona inanamıyorum!I can't believe it!
Herkes hayallerin gerçekleşebileceğine inanmak istiyor.Everyone would like to believe that dreams can come true.
Onun hikayesi herhangi birinin inanması için çok fazla saçma.His story was too ridiculous for anyone to believe.
Mantık, yanlış sonuca inançla ulaşmanın sistematik bir metodudur.Logic is a systematic method of coming to the wrong conclusion with confidence.
Gözlerime inanamıyorum.I can't believe my eyes.
Savaşın başlayacağına inanıyor musun?Do you believe war will start?
Allah'a inanıyor musun?Do you believe in God?
Açıklamanız inandırıcı olmayacak; o gerçek olamayacak kadar imkansız.Your explanation won't wash; it's too improbable to be true.
Ona inanmayı zor buluyorum.I find it difficult to believe.
Sana inanıyorum.I believe you.
Size inaniyorum.I believe you.
Bana inanmaman çok üzücü.That you don't believe me is a great pity.
Böyle bir şeye inanman aptalca.It is foolish of you to believe such a thing.
Öyleyse onu görmediğine inanamam.I cannot believe you did not see him then.
O zaman onu görmediğine inanmıyorum.I cannot believe you did not see him then.
Kiliseye giden kimse Tanrı'ya inanır.Whoever goes to church believes in God.
Bir fiyat indirimi yapabileceğinize inanıyoruz.We believe that you will be able to make a price concession.
Düzenli egzersiz yapmaya inanıyorum.I believe in exercising regularly.
Yakında, arzu ettiğimiz şeye inanırız.We soon believe what we desire.
Korsan olduğumuza inandıralım.Let's make believe that we're pirates.
Demokrasiye inanıyoruz.We believe in democracy.
Budizm'de inanıyoruz.We believe in Buddhism.
Bazı insanlar Japonya'nın her şeyde 1 numara olduğuna inanıyor.Some people believe that Japan is No.1 in everything.
Onun masum olduğuna dair sıkı bir inancım var.I have a firm belief in his innocence.
Ben Ken'e inanıyorum.I believe in Ken.
Şimdi bile Avrupa'da hayaletlere inanan birçok kişi var mı?Are there many people in Europe who believe in ghosts even now?
Selam! Seni burada göreceğime dünyada inanmazdım! Dünya küçük, değil mi?Hello! Fancy meeting you here! It's a small world, isn't it?
Artık ona inanmıyorum.I don't believe him any longer.
Seni tekrar görebileceğime inanıyorum.I trust that I can see you again.
İster inanın ister inanmayın, onun üç çocuğu var.Believe it or not, she has three children.
Neredeyse kimse ona inanmıyordu.Almost no one believed her.
Hemen hemen tüm öğrenciler söylentiye inandı.Almost all the students believed the rumor.
Neredeyse kimse ona inanmadı.Almost no one believed him.
Sana inanmıyorum. Her zaman yalan söylüyorsun.I don't believe you. You're always telling lies.
Beth protesto etti, ancak annesi onun inanılmaz şişman olduğunu hatırlattı.Beth protested, but her mother reminded her that she was incredibly fat.
O muhtemelen ona inanamıyor.He cannot possibly believe her.
Bir aptaldan başka hiç kimse ona inanmazdı.Nobody but a fool would believe it.
Oh lütfen, inan bana.Oh please, believe me.
Niçin bana inanmadın?Why didn't you believe me?
Hangi dine inanıyorsun?What religion do you believe in?
Tom'un haklı olduğuna inanıyorum.I believe Tom is right.
Ona ne kadar inanıyorsun?How much do you believe him?
Hangi planın daha iyi olduğuna inanıyorsun?Which plan do you believe is better?
Onu söylediğim şeye inandıramadım.I could never make him believe what I said.
Nasıl oldu da ona inandın?How did you come to believe that?
O ne söylerse söylesin ona inanmıyorum.Whatever she says, I don't believe her.
O ne söylerse söylesin ona asla tekrar inanmayacağım.No matter what he says, I'll never believe him again.
O ne söylerse söylesin o ona inanır.She believes him, whatever he says.
Ne yalan söylersem söyleyeyim, Annem bana inanır.Whatever story I tell, Mother believes me.
Ona sadece inanmak zorundasın.You have only to believe him.
Onlar böyle saçmalıklara inanmak için deli olmalılarThey must be crazy to believe such nonsense.
Bunun bir kelimesine inanamazsın.You can't believe a word of it.
Böyle şeylerin var olduğuna inanmıyorum.I don't believe such things exist.
Böyle saçma bir batıl inanç artık yok.Such a ridiculous superstition no longer exists.
Ben ona neredeyse hiç inanamıyorum.I can scarcely believe it.
Kimse bu söylentiye inanmayacaktır.Nobody will believe that rumor.
Onun doğru olduğuna inanıyorum.I believe it to be true.
Ona inanmak sizin saflığınızdandır.It's naive of you to believe that.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod