Tom'un Mary ile çıktığına inanamıyorum.I can't believe Tom went out with Mary.
Tom'un oraya gitmemize izin vermeyeceğine inanamıyorum.I can't believe Tom won't let us go there.
Tom'un intihar edeceğine inanamıyorum.I can't believe Tom would commit suicide.
Tom'un Mary'ye onu yapacağına inanamıyorum.I can't believe Tom would do that to Mary.
Tom'un onu yapacağına inanamıyorum.I can't believe Tom would do that.
Tom'un Mary hakkında öyle dedikodu yapacağına inanamıyorum.I can't believe Tom would gossip about Mary like that.
Tom'un vazgeçmeyeceğine inanamıyorum.I can't believe Tom would just give up.
Tom'un sana onu söyleyeceğine inanamıyorum.I can't believe Tom would say that to you.
Tom'a inanamam.I can't believe Tom.
Tom'a inanamıyorum.I can't believe Tom.
Sonunda onu yaptığımıza inanamıyorum.I can't believe we finally made it.
Daha önce birbirimizle karşılaşmadığımıza inanamıyorum.I can't believe we haven't run into each other before.
Hepimizin hâlâ burada olduğuna inanamıyorum.I can't believe we're all still here.
Bunu yaptığımıza inanamıyorum.I can't believe we're doing this.
Burada olduğumuza inanamıyorum.I can't believe we're here.
Gerçekten evli olduğumuza inanamıyorum.I can't believe we're really married.
Bunu daha önce hiç yapmadığımıza inanamıyorum.I can't believe we've never done this before.
Onun az önce gördüğüne inanamıyorum.Tom can't believe what he just saw.
Tom az önce yaptığına inanamıyor.Tom can't believe what he's just done.
Tom az önce duyduğuna inanamıyor.Tom can't believe what he's just heard.
Tom gördüğüne inanamıyor.Tom can't believe what he's just seen.
Duyduğuma inanamıyorum.I can't believe what I'm hearing.
Gördüğüme inanamıyorum.I can't believe what I'm seeing.
Ne yapmak üzere olduğumuza inanamıyorum.I can't believe what we were about to do.
Tom ne olduğuna inanamıyor.Tom can't believe what's happening.
Onu gerçekten senin yaptığına inanamıyorum.I can't believe you actually did that.
Onu Tom'a sorduğuna inanamıyorum.I can't believe you asked Tom that.
Bunu tek başınıza yaptığınıza inanamıyorum.I can't believe you did this by yourself.
Tom'a o kadar çok para verdiğine inanamıyorum.I can't believe you gave Tom that much money.
Ben sadece senin onu söylediğine inanamıyorum.I can't believe you just said that.
Bunun olmasına izin verdiğine inanamıyorum.I can't believe you let this happen.
Tom'la evlendiğine inanamıyorum.I can't believe you married Tom.
Bunu söylediğine inanamıyorum.I can't believe you said that.
Buna izin vereceğine inanamıyorum.I can't believe you would allow this.
Bunu yaptığına inanamıyorum.I can't believe you're doing this.
Vazgeçtiğine inanamıyorum.I can't believe you're giving up.
Mary'nin seninle evlenmesini isteyeceğine inanamıyorum.I can't believe you're going to ask Mary to marry you.
Tom'un partisine gideceğine inanamıyorum.I can't believe you're going to Tom's party.
Gerçekten burada olduğuna inanamıyorum.I can't believe you're really here.
Hâlâ aç olduğuna inanamıyorum.I can't believe you're still hungry.
Benimle böyle konuştuğuna inanamıyorum.I can't believe you're talking to me like this.
Bana rüşvet vermeye çalıştığına inanamıyorum.I can't believe you're trying to bribe me.
Bizi hiç duymadığına inanamıyorum.I can't believe you've never heard of us.
Annenin gitmene izin vermesine inanamıyorum.I can't believe your mom let you go.
Annenin onu sana giydirdiğine inanamıyorum.I can't believe your mom made you wear that.
Tom Mary'nin cuma gecesi gerçekten onunla çıktığına tamamen inanamıyor.Tom can't quite believe that Mary is really going on a date with him this Friday night.
Bütün bunların olduğuna gerçekten inanamıyorum.I can't really believe all this is happening.
Ona gerçekten inanamıyorum.I can't really believe that.
Tom'un söylediği bir kelimeye inanamazsın.You can't trust a word Tom says.
Beni hala sevdiğini söylüyor, ama ona hiç inanmıyorum.He says still loves me but I don't believe him at all.
Tom hiç kimsenin onun fıkralarına gülmediğine inanamadı.Tom couldn't believe that no one laughed at his jokes.
Tom neyin meydana geldiğine inanamadı.Tom couldn't believe what had happened.
Hiç kimsenin hayaletlere inanmadığını düşünüyorum.I thought nobody really believed in ghosts.
Hayaletlere inanmadığını sanıyordum.I thought you didn't believe in ghosts.
Ben hâlâ aşka inanıyorum.I still believe in love.
O şimdi biriyle çıkmadığını söylüyor ama ona inanmıyorum.She says she's not dating anyone now, but I don't believe her.
Onlar bizim demokrasi içinde olduğumuza inanmazı istiyorlar.They want us to believe that we are in a democracy.
Bunun gerçekten olduğuna inanabiliyor musun?Can you believe this is actually happening?
Gerçekten buna inandın mı?Did you actually believe that?
Aslında ona inanmıyorum.I don't actually believe that.