Ana içeriğe geç
Sözlük

inan ile cümle

inan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Aslında Tom'un bir Kanadalı olduğuna inanmadım.I never actually believed Tom was a Canadian.
Tom gerçekten sana inandı.Tom actually believed you.
Aşkın var olduğuna inanıyorum.I believe love exists.
Tom'un Mary'nin gerçekten onunla birlikte çıkmak isteyeceğine inanma sorunu vardı.Tom had trouble believing that Mary would actually want to go out with him.
Tom'un Mary'nin gerçekten onu sevdiğine inanma sorunu vardı.Tom had trouble believing that Mary actually liked him.
Eğer çok fazla yalan söylersen insanlar sana asla inanmazlar.If you tell too many lies, people won't ever believe you.
Ona inanabilirsin. O güvenilmez bir insan değil.You can believe him, he's not an untrustworthy person.
Ona inanmak istiyorum.I want to believe that.
Eğer istersen buna inan.Believe that if you want to.
Ona inanmak istemedim.I didn't want to believe it.
Gerçekten sana inanmak istiyorum.I really want to believe you.
Size gerçekten inanmak istiyorum.I really want to believe you.
Ben sadece buna inanmak istemiyorum.I just don't want to believe it.
Tom ona inanmak istemiyor.Tom doesn't want to believe that.
Tom'un mutlu olduğuna inanmak istedim.I wanted to believe Tom was happy.
Tom'un yalan söylediğine inanmak istiyordum.I wanted to believe Tom was lying.
Buna kendim inanmak istemiyordum.I didn't want to believe it myself.
O, inanılmaz derecede aptaldır.She's unbelievably stupid.
Bu film inanılmaz derecede aptalca.This movie is incredibly stupid.
Sana inanmak istediğimi düşünmüyor musun?Don't you think I want to believe you?
Sadece sana inandığımı söylemek istiyorum.I just want to say that I believe you.
Sana inandığımı bilmeni istiyorum.I want you to know that I believe you.
İnsanlar inanmak istedikleri şeye inanıyorlar.People believe what they want to believe.
Bana inandığın için sana tekrar teşekkür etmek istiyorum.I want to thank you again for believing me.
Tom'u gerçekten incitmek istediğine inanmıyorum.I don't believe you really want to hurt Tom.
Gerçekten bunu yapmamızı istemenize inanamıyorum.I can't believe you really want us to do this.
Her şeyin iyi olduğuna inanmak istiyorum.I want to believe that everything's all right.
Tom'un bize gerçeği söylediğine inanmak istiyorum.I'd like to believe that Tom told us the truth.
Ben senin en azından Tom'la buluşmak istemediğine inanamam.I can't believe you don't want to at least meet Tom.
Ben sizin patlamış mısırınıza tereyağı istemediğinize inanamıyorum.I can't believe you don't want butter on your popcorn.
Tom Mary'nin söylediğinin doğru olduğuna umutsuzca inanmak istiyor.Tom wants desperately to believe that what Mary said is true.
Hiç olmazsa pencereden dışarıya bakmak istemediğine inanamıyorum.I can't believe you don't want to at least look out the window.
Dün Tom'un Mary hakkında söylediği şeylere inanmak istemedim.I didn't want to believe the things Tom said about Mary yesterday.
Halen birlikte mutlu olma şansımızın olduğuna inanmak istiyorum.I want to believe there's still a chance for us to be happy together.
Benim hakkımda istediğine inanabilirsin ama bu onun doğru olduğu anlamına gelmez.You can believe what you want to about me, but that doesn't mean it's true.
O inanılmaz derecede güzel.It's incredibly beautiful.
O, başarılı olmak için yeteneğine olan tüm inancını kaybetti.He had lost all faith in his ability to succeed.
Tom'un beni bunu yapmama ikna etmesine izin verdiğime inanamıyorum.I can't believe I let Tom talk me into doing this.
Bir şeye inanmalısınız.You have to believe in something.
Sen bir şeye inanmak zorundasın.You have to believe in something.
Buna inanmıyorum. Mantığın hatalı ve örneğin saçma.I don't buy that. Your logic is faulty, and your example is nonsense.
Neden kimse bana inanmıyor?Why doesn't anyone believe me?
Tanrı'nın var olduğuna inanmıyorum.I don't believe God exists.
Dişim bana inanılmaz acı veriyor.My tooth is giving me unbelievable pain.
Canlı kalan tüm aptallar şimdi neye inanacaklar?Now what will all the idiots believe who remained alive?
Onlar inanılmaz.They're incredible.
Böyle abartılı bir hikayeye inanmamı bekleme!Don't expect me to believe such a tall story.
Unuttuğuma inanamıyorum.I can't believe I forgot.
Senin ülken inanılmaz!Your country is amazing!
Hepiniz Allah'a inanıyor musunuz?Do you all believe in God?
Ölümden sonraki hayata inanıyor musun?Do you believe in life after death?
Bana inanmıyorsan git kendin bak.If you don't believe me, go see for yourself.
Hayatımın en inanılmaz deneyimlerinden biriydi.It was one of the most incredible experiences of my life.
Bilim uzmanların cehaletine inançtır.Science is the belief in the ignorance of experts.
O, onu kanıtlayabileceğine inanıyor.He believes that he can prove it.
Onlar Tanrı'ya inanırlar.They believe in God.
Onlar Allah'a inanırlar.They believe in God.
Tom'un bana gerçekten hayır diyeceğine inanamadım.I couldn't believe Tom would really say no to me.
O benim inancıma karşı.It's against my religion.
O, inanılmaz derecede yetenekli.He's incredibly talented.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
inan ile cümle - Sayfa 18 - inan kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App