Hâlâ buna inanmıyor musun?Don't you still believe that?
Ben şansa inanmam.I don't believe in luck.
Tom bir kelimeye inanmıyordu.Tom didn't believe a word.
Tom Mary'ye tam inanmıyor.Tom doesn't quite believe Mary.
Bana inanmayacaksın.You won't believe me.
Tom bana niçin inanmayacak?Why won't Tom believe me?
Neden bana inanmayacaksın?Why won't you believe me?
Bana inanıyorsun, değil mi?You believe me, don't you?
Buna inanıyorsun, değil mi?You believe that, don't you?
Uzun zaman önce, onlar dünya'nın evrenin merkezi olduğuna inanıyordu.Long ago, they believed that the Earth was the center of the universe.
Tom'un onu yapacağına inanmıyordum.I didn't believe Tom would do it.
Zaten ona inanıyorum.I already believe it.
Ben büyüye inanıyorum.I believe in magic.
Ben sihire inanırım.I believe in magic.
Ben mucizelere inanıyorum.I believe in miracles.
Ben mucizelere inanırım.I believe in miracles.
Söylediğinin bu olduğuna inanıyorum.I believe that's what you said.
Tom'un masum olduğuna inanıyorum.I believe Tom is innocent.
Haklı olduğuna inanıyorum.I believe you're right.
Tom'la tanıştığına inanıyorum.I believe you've met Tom.
Hikayene inanıyorum.I believe your story.
Senin hikayene inanıyorum.I believe your story.
Bize söyledikleri her şeye inandım.I believed everything they told us.
Ben doğru şeyi yaptığıma inanıyordum.I believed I was doing the right thing.
Tom'un bana söylediğine inandım.I believed what Tom told me.
Her şeyin olabileceğine inanıyorum.I believe anything can happen.
Onun Tom olduğuna inanamadım.I couldn't believe it was Tom.
Onun sen olduğuna inanamadım.I couldn't believe it was you.
Onu gördüğümde ona inanamadım.I couldn't believe it when I saw it.
Onlar bana söylediğinde buna inanamadım.I couldn't believe it when they told me.
Ben ne olduğuna inanamadım.I couldn't believe what was happening.
Tom'un onu yapacağına inanmadım.I didn't believe that Tom would do it.
Elbette sana inanıyorum.I do believe you.
Elbette size inanıyorum.I do believe you.
Tom her zaman bana inanır.Tom always believes me.
Tom'un söylediği tek söze inanmıyorum.I don't believe a word Tom said.
Tom'un bana söylediği her şeye inanmıyorum.I don't believe everything Tom tells me.
Ben bile burada durduğuma inanmıyorum.I don't believe I'm even standing here.
Bunu dinlediğime inanmıyorum.I don't believe I'm listening to this.
Buna inanabilir miyim inanamaz mıyım, bilmiyorum.I don't know if I can believe that.
Artık neye inanacağımı bilmiyorum.I don't know what to believe anymore.
Tom'a tam bir inancım var.I have complete faith in Tom.
Sana inancım tam.I have complete faith in you.
Sadece buna inanamıyorum.I just can't believe this.
Sadece Tom'un onu yapacağına inanmıyorum.I just can't believe Tom would do that.
Herhangi birinize inanmıyorum.I don't believe any of you.
Onu yaptığıma inanmıyorum.I don't believe I did that.
Astrolojiye inanmıyorum.I don't believe in astrology.
Lanetlere inanmıyorum.I don't believe in curses.
Ben grup terapisine inanmıyorum.I don't believe in group therapy.
Buna zaten inanmıyorum.I don't believe that anyway.
Ben onan inanmam. Sen?I don't believe that. Do you?
Onun mümkün olduğuna inanmıyorum.I don't believe that's possible.
Tom'un psişik olduğuna inanmıyorum.I don't believe Tom is psychic.
Tom'un katil olduğuna inanmıyorum.I don't believe Tom is the killer.
Tanıştırıldığımıza inanmıyorum.I don't believe we've been introduced.
Resmen tanıştığımıza inanmıyorum.I don't believe we've officially met.
Duyduğuma inanmıyorum.I don't believe what I'm hearing.
Gördüğüme inanmıyorum.I don't believe what I'm seeing.
Söylediklerine inanmıyorum.I don't believe what you're saying.