İşimi kaybedeceğime inanamıyorum.I can't believe I'm going to lose my job.
Bu yıl mezun olduğuma inanamıyorum.I can't believe I'm graduating this year.
Tekrar burada olduğuma inanamıyorum.I can't believe I'm here again.
Burada olduğuma inanamıyorum.I can't believe I'm here.
Seni öptüğüme inanamıyorum.I can't believe I'm kissing you.
Gerçekten burada olduğuma inanamıyorum.I can't believe I'm really here.
Gerçekten seninle konuştuğuma inanamıyorum.I can't believe I'm really talking to you.
Hala yaşadığıma inanamıyorum.I can't believe I'm still alive.
Bunun hakkında seninle konuştuğuma inanamıyorum.I can't believe I'm talking to you about this.
Buna ben de inanamıyorum.I can't believe it either.
Buna inanamıyorlar.They can't believe it.
Buna inanamıyorum. Tom da buna inanamıyor.I can't believe it. Tom can't believe it either.
Bunun gerçekten Tom olduğuna inanamıyorum.I can't believe it's really Tom.
Onun gerçekten sen olduğuna inanamıyorum.I can't believe it's really you.
Onun bu kadar basit olduğuna inanamıyorum.I can't believe it's that simple.
Bu kadar basit olduğuna inanamıyorum.I can't believe it's that simple.
Onun doğru olduğuna inanamıyorum.I can't believe it's true.
Tom Mary'nin ciddi olduğuna inanamıyor.Tom can't believe Mary is serious.
Ona inanabilirsin. O güvenilmez bir insan değil.You can believe him, he's not an untrustworthy person.
Savaşın başlayacağına inanıyor musun?Do you believe war will start?
Allah'a inanıyor musun?Do you believe in God?
Bazı insanlar Japonya'nın her şeyde 1 numara olduğuna inanıyor.Some people believe that Japan is No.1 in everything.
İster inanın ister inanmayın, onun üç çocuğu var.Believe it or not, she has three children.
Oh lütfen, inan bana.Oh please, believe me.
O ne söylerse söylesin ona asla tekrar inanmayacağım.No matter what he says, I'll never believe him again.
O ne söylerse söylesin o ona inanır.She believes him, whatever he says.
Ne yalan söylersem söyleyeyim, Annem bana inanır.Whatever story I tell, Mother believes me.
Onun doğru olduğuna inanıyorum.I believe it to be true.
Ona inanmak sizin saflığınızdandır.It's naive of you to believe that.
Ona inanmak benim salaklığımdı!It was stupid of me to believe that!
Hazinenin dağdaki gizli bir yerde yattığına inanılıyor.The treasure is believed to lie hidden somewhere in the mountain.
Bu tür eylemler bizim inançlarımıza yabancıdır.Such actions are alien to our beliefs.
Bu tür eylemler bizim inançlarımıza aykırıdır.Such actions are alien to our beliefs.
O, inanılmaz bir mesafe, değil mi?That's an amazing distance, isn't it?
Onun bugün bizimle olacağına inanıyorum.I believe he'll be with us today.
İngiliz, bu son soruyu duyunca kulaklarına inanamadı.When the Englishman heard this last question, he could not believe his ears.
Sen buna inanmayabilirsin, ama yine de doğru.You may not believe it, but it is nonetheless true.
UFO'lara inanır mısın?Do you believe in UFOs?
Allah'a inanır mısınız?Are you a believer?
Polisler onun inkarına inanmadı.The police didn't believe his denial.
Çocukluğumda Noel Baba'ya inandım.In my childhood, I believed in Santa Claus.
Çocukların genellikle ailelerine inancı var.Children usually have faith in their parents.
Oğlum hâlâ Noel Baba'ya inanıyor.My son still believes in Santa Claus.
Ben onun bir Amerikalı olduğuna inanıyorum.I believe him an American.
Hikayenin gerçek olduğuna inanıyorum.I believe that the story is true.
Ona inanacak kadar aptaldım.I was foolish enough to believe it.
Ona inanacak kadar akılsızdım.I was foolish enough to believe him.
Ben senin dürüst olduğuna inanıyorum.I believe you are honest.
Ben kimseye inanmıyorum.I don't believe just anyone.
Onun mektubunda yazılanlara inanıyorum.I believe what is written in her letter.
Ben onun hikayesine inanıyorum.I believe her story.
İnsanlar bu raporun doğru olduğuna inanıyor.People believe this report true.
İnsanlar genel olarak gazetelerin söylediği her şeye inanıyorlar.People in general have faith in everything newspapers say.
İnsanlar onun ölü olduğuna inandı.People believed her to be dead.
Bilginin güç olduğuna inanıyorum.It's my belief that knowledge is power.
Dünyanın düz olduğuna inanılıyordu.It was believed that the earth was flat.
Kendisinin suçlu olmadığına inanmakta yalnız değiliz.We are not alone in believing that he is not guilty.
Onun masum olduğuna kimse inanmıyor.No one believes that he is innocent.
Onun iyi bir adam olduğuna inanıyorum.I believe he is a nice guy.
O, Ben'in sözlerine inanmadı.He didn't believe Ben's words.