Bugün rocktaki en inanılmaz seslerinden birinin hayatını kutluyoruz.Today we celebrate the life of one of the most amazing voices in rock.
Herkes, bu olası olmasa bile zafere inanır.Everyone believes in victory, even when this is unlikely.
Böyle şeylere inanır mısınız?Do you believe in such things?
İnsanlar gördüklerine inanırlar.People believe what they see.
Birçok kişi onun "tavsiyeye dayanıklı" olduğuna inanmış.Many people are convinced that he is "advice-resistant".
Nazara inanıyor musunuz?Do you believe in the Evil Eye?
Resimler inanılmaz!Pictures are amazing!
Onun yetenekli olduğuna inanıyorum.I believe he is competent.
Ne yazık ki, onun başarılı olacağına inanmıyorum.Unfortunately, I don't believe she'll succeed.
Benden başka her üye onun söylediklerine inanır.Every member but me believes what he says.
Onu inanması zor buluyorum.I find that hard to believe.
Bunun senin için yapabileceğim tek şey olduğuna inanıyorum.I believe this is the only thing I can do for you.
Ona inanabilirsin.You can believe him.
Ona inanabilirsiniz.You can believe him.
O Amerika Birleşik Devletleri'nin vahşi alanlarını korumaya inanıyordu.He believed in protecting the United States' wilderness areas.
O her zaman hikayeler uydurduğu için hiç kimse Kevin'e inanmadı.Nobody believed Kevin because he always makes up stories.
Kendine sormak zorundasın "İnandığıma neden inanıyorum?".You have to ask yourself "Why do I believe what I believe?".
O doktora inancımı kaybettim.I have lost faith in that doctor.
Ve sen ona inanıyorsun? Aptal olma, kız!And you believe him? Don't be stupid, girl!
Yeni Zelanda oldukça inanılmazdır.New Zealand is pretty incredible.
Mary, Tom'un Stairway to Heaven'ı hiç dinlememiş olduğuna inanamadı.Mary couldn't believe that Tom had never listened to Stairway to Heaven.
Tom dünyanın düz olduğuna inanıyor.Tom is convinced that the earth is flat.
O, onun hikayesine kendini inandıramadı.He couldn't bring himself to believe her story.
Elvis'in şu anda yaşadığına inanıyorum.I believe Elvis yet lives.
Elvis'in hâlâ hayatta olduğuna inanıyorum.I believe Elvis is still alive.
Onun anlayacağına inanmıyorum.I don't believe she would understand.
Her şeyi bildiğini iddia eden insanlara inanma.Don't believe people who claim that they know everything.
Onun suçlu olmadığına inanan sadece biz değiliz.We are not the only ones who believe that he is not guilty.
Onun masum olduğuna inanan sadece biz değiliz.We are not the only ones who believe that he is innocent.
Yeterince yalan söylersen ona inanmaya başlarsın.If you tell a lie enough times, you begin to believe it.
Ona hâlâ inanamıyorum.I still can't believe it!
Ona hâlâ inanmıyorum!I still don't believe it!
Ne söylerse söylesin, ona inanma.Don't trust him, no matter what he says.
Allah'a inanır mısın?You trust in god?
Bazı insanlar Allah'a inanır, bazıları inanmaz.Some people believe in God and other people don't.
Bu inanılmaz fırsatı kaçırmayın.Don't miss this amazing opportunity.
Onun söylediği bir kelimeye bile inanamazsın.You can't believe a word he says.
Onun söylediklerine inanamıyorum.I can't trust what she says.
Bazı insanlar, bilim, din ve sihir üçlüsüne inanırlar.Some people believe in the trio of science, religion, and magic.
Bazıları ruhaniliğin sofuluktan tamamen farklı olduğuna inanıyor.Some believe that spirituality is utterly different from religiosity.
Bir çocukken, Noel Baba'ya inanırdım.When I was a child, I believed in Santa Claus.
Onun için güvenilir bir kanıt olmadıkça, hiçbir şeye inanmamalıyız.Unless there is reliable evidence for it, we should not believe anything.
Tom ölümden sonraki hayata inanmıyor.Tom doesn't believe in life after death.
Tom ruhun varlığına inanır.Tom believes in the existence of the soul.
Burada kimseye inanma!Don't trust anyone here.
Tom inanılmaz derecede iyi.Tom is incredibly good.
Dünyadışı varlıklara inanır mısın?Do you believe in extraterrestrials?
Bu çocukları korumanın benim görevim olduğuna inanıyorum.I believe it's my duty to protect these children.
Bazıları yedinin şanslı bir sayı olduğuna inanıyor.Some people believe that seven is a lucky number.
Bizim sözümüze inanma.Don't take our word for it.
Eski zamanlarda insanlar dünyanın düz olduğuna inanıyordu.In ancient times people believed that the earth was flat.
O hâlâ dini inançlarla boğuşuyor.He is still grappling with religious beliefs.
Arkadaşım hayaletlere inanmaz.My friend doesn't believe in ghosts.
Buna inanamıyorum! O, üçüzleri olduğunu söyledi!I can't believe it! She said she is having triplets!
Onlar aynı inançları paylaşıyorlar.They share their same beliefs.
Bazen seni tanıdığıma inanmıyorum.Sometimes I don't believe I know you.
Kendisinin bir kahraman olduğuna inanır.He believes himself to be a hero.
Ben İsa Mesih'e inanırım.I believe in Jesus Christ.
Ben Buda'ya inanıyorum.I believe in Buddha.
Ben Muhammed'e inanıyorum.I believe in Muhammad.