Ana içeriğe geç
Sözlük

inan ile cümle

inan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom Mary'ye inanmadı.Tom didn't believe Mary.
Tom Mary'nin ona söylediğine inanamadı.Tom couldn't believe what Mary told him.
Tom Mary'nin söylediğine inanamadı.Tom couldn't believe what Mary said.
Tom duyduğuna inanamadı.Tom couldn't believe what he was hearing.
Tom Mary'nin onu aldattığına inanamadı.Tom couldn't believe that Mary had tricked him.
Tom gitar çalabileceğine inanamadı.Tom couldn't believe that he'd ever be able to play the guitar.
Çoktan eve gitme zamanı geldiğine inanamadı.Tom couldn't believe it was already time to go home.
Tom Mary'nin yaşlandığı için ne kadar çirkin olduğuna inanamadı.Tom couldn't believe how ugly Mary became as she got older.
Tom şansına inanamadı.Tom couldn't believe his luck.
Tom gözlerine güçlükle inanabiliyordu.Tom could hardly believe his eyes.
Tom kesinlikle Mary'nin sadık olduğuna inanıyor.Tom certainly believes Mary is faithful.
Tom Mary'nin otuzun üzerinde olduğuna inanamıyor.Tom can't believe Mary's over thirty.
Tom, Mary'nin onu söylediğine inanamıyor.Tom can't believe Mary said that.
Tom, Mary'nin gerçekten ona inandığına inanamıyor.Tom can't believe Mary really believes that.
Tom Mary'nin gerçekten gitmeyi planladığına inanamıyor.Tom can't believe Mary is really planning to go.
Tom Mary'nin onu gerçekten söylediğine inanamıyor.Tom can't believe Mary actually said that.
Tom savaşların hiç olmayacağı günün geleceğine inanıyor.Tom believes the day will come when there will be no more wars.
Tom onun söylediğinin doğru olduğuna inanıyor.Tom believes that what he said is true.
Tom her şeyin yeri ve zamanı olduğuna inanıyor.Tom believes that there is a time and a place for everything.
Tom ölüm cezasının kaldırılması gerektiğine inanıyor.Tom believes that the death penalty should be abolished.
Tom tüm insanların eşit yaratıldığına inanıyor.Tom believes that all men are created equal.
Tom Mary'nin doğru karar verdiğine inanıyor.Tom believes Mary made the right decision.
Tom her şeyin mümkün olduğuna inanıyor.Tom believes anything is possible.
Tom tekrar asla yürüyemiyeceğine inanmaya başladı.Tom began to believe that he'd never be able to walk again.
Tom görünüşe göre Mary'nin söylediğine inandı.Tom apparently believed what Mary said.
Tom Mary'ye Web'te okuduğu her şeye inanmamasını tavsiye etti.Tom advised Mary not to believe everything she reads on the Web.
Tom'un birini öldürebileceğine inanmak zor.It's hard to believe that Tom could murder someone.
Tom'un ondan yapmasını istediğimi yapmayacağına inanmak için hiçbir nedenim yok.I have no reason to believe that Tom won't do what I asked him to do.
İnsanlar tanrının var olduğuna inanırlar.People believe that god exists.
Tom'un hatalı olduğuna asla ikna edemeyeceğimize inanmaya başlıyorum.I'm beginning to believe that we'll never be able to convince Tom that he's wrong.
Ne demek istediğimi bildiğine inanıyorum.I believe you know what I mean.
Bazı insanlar siyah kedilerin kötü şans getirdiklerine inanırlar.Some people believe that black cats bring bad luck.
Mucizelere inanç, popülerdir.Belief in miracles is popular.
Buna inanamıyorum.I can't believe this.
Sen inanılmazsın.You're incredible.
Buna inanmamı bekliyor musun?You expect me to believe that?
Ona inanmamı mı bekliyorsun?You expect me to believe that?
Kendine inan.Believe in yourself.
Senin harp çalmayı bırakmana inanamıyorum.I can't believe you quit playing harp.
Uzun bir süre, ben senin yaptığın aynı şeye inandım.For a long time, I used to believe the same thing you do.
Hırsız, dürüst insanlara inanmaz.The thief does not believe in honest people.
O bize inanmayı reddetti.He refuses to believe us.
O ne inanılmaz bir ifade!What an incredible statement that is.
Biz hepimiz katıksız düzenbazız. Hiçbirimize inanma.We are arrant knaves, all. Believe none of us.
Söylediklerine hiç kimse inanmadı.No one believed what you said.
Buna inanmak zor.This is difficult to believe.
Eskiden sarışın ve yanık tenli olduğuna inanamıyorum.I cannot believe you used to be blonde and tanned.
Sık sık yalan söylediği için hiç kimse onun söylediğine inanmıyor.Since he often tells lies, nobody believes what he says.
Ben onun bir avukat olmadığına inanıyorum.I believe he is not a lawyer.
Bir sonraki nesile olan inancım artıyor.My faith in the next generation is increasing.
Büyük Balkabağı'na inanıyor musun?Do you believe in the Great Pumpkin?
Ben onun bir doktor olduğuna inanıyordum.I believed that he was a doctor.
Onun bir doktor olduğuna inandım.I believed that he was a physician.
Hristiyanlıkta İsa'nın, Tanrı'nın oğlu olduğuna inanılır.In Christianity, Jesus is believed to be the son of God.
Bugün kar yağıyor ve bu inanılmaz!It's snowing today and it's amazing!
Eski Mısırlılar, Güneş'in Tanrı Ra'nın gözü olduğuna inandılar.The ancient Egyptians believed that the Sun was the eye of the god Ra.
Her ne hikaye anlatırsam, annem bana inanır.Whatever story I tell, my mom believes me.
Ben her şeyin iyi olacağına inanıyorum.I believe that everything will be fine.
Kiliseye giden herkes Tanrı'ya inanıyor.Whomever goes to church believes in God.
Kiliseye giden bütün insanlar Tanrıya inanır.All the people who go to church believe in God.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod