inanılmaz ile cümle
inanılmaz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Bence, bu inanılmaz.And to me that is amazing.
- Bu, inanılmaz.That is amazing.
Bence bu, inanılmaz bir şey.That to me is amazing.
Sonra, daha da inanılmaz bir şeye değineceğiz.And then we'll get to something that is even more mind-blowing.
Ve annemle babam inanılmazdı.My mom and dad were amazing.
Açık bilgiyi inanılmaz buluyorum. Açık ağlar bilgi kaynaklarının temeliler.Open information is fantastic, open networks are essential.
Sana teşekkür etmek istemiştim, gerçekten inanılmazdın.I wanted to praise you, as you were so incredible.
İnanılmaz şekilde kendim olmaktan çıkmıştım.I was incredibly out of shape.
- Çok daha az sayıda insanla inanılmaz bir üretkenliğe sahibiz.- We are incredibly productive with far fewer people.
Çünkü crack kokain çok inanılmaz bir yenilikti.(Laughter) Because crack cocaine was an unbelievable innovation.
Ve bu bazı açılardan inanılmaz vahşi bir ölüm.And this is violent death -- it's unbelievable, in some sense.
İlk bakışta inanılmaz hantal görünen bu ürün aslında inanılmaz derecede kullanışlı.So what seems like a very clunky product is, in fact, incredibly useful.
Birden bir şekilde kabul edilebilir hale gelmiştim, ki bunu da, anlarsınız, inanılmaz buldum.Suddenly I was becoming sort of acceptable, which I found also fascinating.
Bilirsiniz, yüksek teknoloji kullanılıyordu, ve inanılmaz planlamalar yapılması gerekliydi.You know, where it was highly technical, and it required enormous planning.
Muhteşem bir heyecan. inanılmaz kamçılayıcı.Tremendously exciting. Tremendously challenging.
İnanılmaz destansı ve harika bir konser.It's very, very epic and a very beautiful concert.
İnanılmaz bir şekilde özgürleştim.I'm liberated in incredible ways.
Ve bunu inanilmaz bir kararlilikla soyluyorlar.And they say this with an amazing confidence.
Kumda, bir dizi inanılmaz şey bulunmakta.An amazing array of incredible things exist in sand.
İnsanları ileri görüşlü yapamak inanılmaz derecede zordur.Well, it's notoriously difficult to get people to be farsighted.
İnanılmaz mı diyorsunuz?Incredible, you say?
Bu iş bunun gibi inanılmaz çocuklarla başlar- şu erken gelip geç çıkan çocuklar.And it starts with incredible kids like this, who come early and stay late.
Jim Ellenberger gibi inanılmaz girişimcilerle tanışmama neden oldu.Jim Ellenberger from Ellenberger Services.
Böylelikle işte bu benim inanılmaz sınıfım ve bunlar da yiyecekler.So that's my incredible classroom, that's the food.
Ve onun gününde, milyon dolarlık bahçeler ve inanılmaz tesisatlar.And in his day, a million dollar gardens and incredible installations.
Buna tanık olmak inanılmaz bir şeydi. [Gaya Nakajo:[Gaya Nakajo:
Kule çarpık yapılaşması diyebileceğimiz Çin'deki bu inanılmaz yeni şehirler var.You have these unbelievable new cities in China, which you might call tower sprawl.
Ve tabi ki, gittik ve bu inanılmazdı.And of course, we went and saw him and it was amazing.
Ve BM ile çalışmak inanılmaz bir şeydi, ve STKlarla çalışıp bu davayı yaratmak.And it was an incredibly thing, working with the U.N. and working with NGOs and building this case.
Bu inanılmaz bir andı.That was an incredible moment.
İnanılmaz bir adamdır.He's an amazing man.
Bence bu inanılmaz bir gelişme.I think this is an amazing development.
Ve bana göre de bilgi inanılmaz değerli bir şey.And to me, knowledge is something that is extremely valuable.
Bu duayı okuduğunuzda, kulağınıza inanılmaz bencil ve ben-merkezci gelir.When you read this prayer, it sounds incredibly selfish, self-centered.
Bunlar tutsakları inanılmaz derecede aşağılayan kadınlar ve erkeklerdi.And these were men and women who were putting prisoners through unbelievable humiliation.
Tüm bu şeylerin var olması gerçekten inanılmaz.It's really amazing that all this stuff is here.
Ama sonunda, inanılmaz bir şekilde, yine, insanlar bunu yapabildi.But in the end, amazingly, again, people were able to do it.
Taylor polinomunun temelinde inanılmaz bir fikir yatıyor. -The big picture is, the whole thinking behind, I guess, what Taylor thought of, was, wow.
İnanılmaz derecede yoğun maddeye... ...veya yoğun kütleye ihtiyacınız var.You need to have an amazingly dense amount of matter, or a dense amount of mass.
İnanılmaz derecede yoğundu, fakat nispeten ayrışmamıştı.It was super, super dense, but it was relatively uniform.
Demek istediğim bu inanılmaz.I mean this is incredible.
Burada baktığınız ise okyanustan fışkıran kimyasallardan oluşan inanılmaz bir borulu org.What you're looking at is an incredible pipe organ of chemicals coming out of the ocean.
Gittik ve bu inanılmaz midye yataklarını çıplak kayalar üzerinde bulduk.We went and found these incredible clam beds sitting on the barren rock.
Bilim adamları gece gündüz çalıştı ve inanılmaz yaşam türleri ile karşı karşıya geldi.The scientists were off watch and they came across incredible life forms.
İnanılmaz şekilde buna rağmen lezzetliydi.Amazingly, it was still delicious.
Bu çiftlik inanılmaz.The farm's incredible.
Robert Moog cömert ve kibar biriydi. Aynı zamanda inanılmaz yetenkli bir mühendisti.Robert Moog was a generous, kind person, extraordinarily competent engineer.
Neyin parçası olmak üzere ve inanılmaz derecede şanslı olduğuma dair hiçbir fikrim yoktu.I had absolutely no idea what I was about to become part of, and I was incredibly lucky.
İnanılmaz domatesler topladık. İtalya'da şu büyüklükteyken,And of course, everything in Africa grew beautifully.
Bu hem inanılmaz bir tıbbi teknik hem de korkunç...CA: It's simultaneously an incredible medical technique, but also a terrifying ...
Başkalarının mutluluklarını dinlemek inanılmaz derecede sıkıcıdır, biliyorum.I know that it's incredibly boring to hear about other people's happinesses.
Sadece gökyüzünün renginin inanılmaz bir şekilde değişmesini izliyorsunuz.You're just in there, watching the incredible, subtle changes of color in the sky.
Bu inanılmaz.Düşündüğümden daha ciddi.It's amazing. It's a lot more serious than I thought.
- Böyle şeyler hep inanılmaz gelir.- Such things are always incredible.
O zaman var olan bomba hedefleme araçları inanılmaz basitti.The bombsights that were available were incredibly crude.
Bu inanılmaz karmaşık aracı bulur.And he comes up with this incredibly complicated device.
Hayır, inanılmaz derecede isabetliydi.Oh no, they were brilliantly accurate.
İnanılmaz! Birdenbire çıkıvermişti.Amazing -- it just popped out.
İnanılmaz insan becerileri, uzlaşma becerileri var. Hayalgüçleri çok üstün.They've got incredible people skills, negotiating skills.
İnanılmaz derecede küçük bir sayıdır.That's an unbelievably small number.