inanılır ile cümle
inanılır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Bu dekoratif şekilleri takanların tüm yıl boyunca güçlü ve sağlıklı olacağına inanılır.Vjeruje se da onaj tko ga nosi da će biti zdrav i snažan cijele nadolazeće godine.
Ve bazı bilim adamlarınca Amerika kıtasına ilk insan girişi olduğuna inanılır.Prema danas važećim teorijama, smatra se da su tim putem prvi ljudi došli u Sjevernu Ameriku.
Hristiyanlıkta Tanrı'nın İsa'nın vücudunda beden bulduğuna inanılır.Nebesko tijelo Kristovo možemo iskusiti samo vjerom u njega.
Bu yıllar sırasında Mesih Karşıtı'nın (Antikrist) dünyanın kontrolünü ele geçireceğine inanılır.Vrijeme je da Hrvati preuzmu odgovornost za ovu zemlju (na bošnjačkom).
Afrodizyak etkisi olduğuna inanılırdı.Pripisujú sa jej afrodiziakálne účinky.
Işık şeklinde yeryüzüne düştüğüne inanılır.Na Zem dopadá vo forme žiarenia.
Aslan takım yıldızının 23 Temmuz-22 Ağustos arasında doğan insanları etkilediğine inanılır.Ako kráľovské znamenie údajne riadi osud ľudí narodených medzi 23. júlom a 23. augustom.
Bir evin etrafında bulunursa kötü şans getireceğine inanılır.Ak máme možnosť, je vhodné do blízkosti postaviť úle.
Zeus'tan Dionysos'u doğurduğuna inanılırdı.Za mojich čias však bol zasvätený Dionysovi.
Örneğin, aynı kibritle art arda üç sigara yakmanın uğursuzluk getireceğine inanılır.V treťom príbehu sa stretávajú zápalky a čajník, ktorý svojou vriacou vodou ničí horiace zápalky.
Birçok toplumca şans getirdiğine inanılır.Veľké množstvo ľudí investuje do spoločnosti a profitujú z jej úspechu.
Başlangıçta ön ayaklarının, başının ağırlığını taşıyabilmek için yanlara doğru açılı durduğuna inanılırdı.Na začetku so mislili, da so sprednje noge podpirale vrat, da bi lažje prenašale težo glave.
Bereket ve uğur getirdiğine inanılır.Prinašali so srečo in uspešnost.
İnsanoğlu yaratılmadan önce Sümer tanrısı Enki'nin (Akad'da Ea) apsû`da yaşadığına inanılırdı.Za sumerskega boga Enkija (akadsko Ea) so verjeli, da je pred ustvarjenjem človeških bitij živel v abzuju.
Tarihte en yetenekli kılıç üstadları arasında yer aldığına inanılır.Mnogi ga uvrščajo med najboljše mečevalce v zgodovini.
Guruların aynı ruha (veya 'jot'a) fakat farklı bedenlere sahip olduklarına inanılır.Čuti svoj obstoj, vendar čuti tudi druga telesa.
Kocasının gölgesi yüzüne düştüğünde ise, tutulma olduğuna inanılırdı.Ko vidita ženin obraz, opazita, da je zelo pretepena.
Birçok toplumca şans getirdiğine inanılır.Za veliko ljudi delo omogoča zadovoljevanje socialnih potreb.
Onun jaguar olduğunu inanılırdı.Pirmoji jo ekipa buvo Jaguar.
Bu nikahın uğur getirmeyeceğine inanılır.Tačiau vedybos laimės neatneša.
Odin'in bu iyilik karşılığında çocuklara hediye ve şekerlemeler getirdiğine inanılırdı.Odinas vaikams atsidėkodavo, pakeisdamas Sleipniro maistą dovanomis ar saldainiais.
İsa'nın Beytüllahim'de doğduğuna inanılır.Manoma, kad Kristupas Kolumbas yra gimęs Genujoje.
Bu dekoratif şekilleri takanların tüm yıl boyunca güçlü ve sağlıklı olacağına inanılır.Tikima, kad jei per Užgavėnes gerai ir sočiai valgysi, būsi sotus ir stiprus visus metus.
Bazen de gerçek alemin orası, bu dünyanın bir yanılsama olduğuna inanılır.Staiga vyrukas ima suprasti, kad kažkas ne taip.
Bu ruhun dünyanın yaratılmasından beri var olduğuna inanılır.Manoma, kad po jo ši karalystė baigė savo egzistavimą.
Hayatı ve tüm evreni yarattığına inanılır.Buvo tikima, jog jis sukūręs visatą ir lemiąs žmonių likimus.
Ölen kişinin ruhunun hayalet olarak yaşadığına inanılır.Taip pat buvo manoma, kad į medžius gali įsikūnyti mirusio žmogaus siela.
Su kaynaklarında yaşadığına inanılır.Manoma, gyvena vandenyje.
Hayatı ve tüm evreni yarattığına inanılır.Tema elu ja universum.
Bereket ve uğur getirdiğine inanılır.Ta on õnnis ja annab õndsust.
Yeniden doğuşa, şekil değiştirmeye inanılır.Muutumatu on muutumine, muundumine.
İşte bu kaçan kişilerin Kürtlerin ataları olduğuna inanılır.31 Nõnda te tunnistate ise eneste kohta, et teie olete prohvetite tapjate pojad.
Bu günde birçok önemli olay meydana geldiğine inanılır ve bu güne kıymet atfedilir.Nüüd palju sündmusi igapäevaelus on ootamatud ja tunduvad puhtalt juhuslikud.
Genel olarak fillerin çok mükemmel bir hafızaları olduğuna inanılır.Kloogast on vist kõige eredamad mälestused.
Bana orada olup yılda bir milyar dolar kazanacağınızı söylüyorsanız -- bu inanılır değil.만약 당신이 1년내에 10억불을 벌 수 있다고 한다면 그것은 신뢰성이 떨어지겠죠.
Bana orada olup yılda bir milyar dolar kazanacağınızı söylüyorsanız -- bu inanılır değil.Bo takie gadanie nie jest wiarygodne.
Bana orada olup yılda bir milyar dolar kazanacağınızı söylüyorsanız -- bu inanılır değil.Dacă-mi ziceți că veți activa și veți face un miliard de dolari pe an -- asta nu-i credibil.
Bana orada olup yılda bir milyar dolar kazanacağınızı söylüyorsanız -- bu inanılır değil.D'altronde, promettermi un miliardo l'anno non è credibile.
Bana orada olup yılda bir milyar dolar kazanacağınızı söylüyorsanız -- bu inanılır değil.Me dire que vous allez gagner un milliard de dollars par an, ce n'est pas crédible.
Bana orada olup yılda bir milyar dolar kazanacağınızı söylüyorsanız -- bu inanılır değil.Nói với tôi rằng bạn sẽ kiếm được 1 tỉ USD một năm Thật là khó khó tin.
Bana orada olup yılda bir milyar dolar kazanacağınızı söylüyorsanız -- bu inanılır değil.Que van a ganar mil millones al año... eso no es creíble.
Bana orada olup yılda bir milyar dolar kazanacağınızı söylüyorsanız -- bu inanılır değil.Vertellen dat je een miljard omzet gaat draaien -- dat is niet geloofwaardig.
Bana orada olup yılda bir milyar dolar kazanacağınızı söylüyorsanız -- bu inanılır değil.Wenn Sie mir erzählen, sie werden 1 Milliarde Dollar pro Jahr machen ist das nicht glaubhaft.
Bana orada olup yılda bir milyar dolar kazanacağınızı söylüyorsanız -- bu inanılır değil.Казвайки ми, че ще бъдете тук и ще правите по милиард долара на година - това не е правдоподобно.
Bana orada olup yılda bir milyar dolar kazanacağınızı söylüyorsanız -- bu inanılır değil.אתה אומר לי שאתה הולך לעשות ביליון דולר בשנה זה לא אמין
Bana orada olup yılda bir milyar dolar kazanacağınızı söylüyorsanız -- bu inanılır değil.و إخباري بأنك ستكون موجودا لتحقيق مليار دولار في العام -- هذا غير قابل للتصديق.
Bana orada olup yılda bir milyar dolar kazanacağınızı söylüyorsanız -- bu inanılır değil.それは信用できない その両面が必要なのです
Bir yadigar ya da kutsal emantin özel güçlere sahip olduğuna inanılır.En effet, une relique est un objet qui est censé avoir une puissance spirituelle spéciale.
Bir yadigar ya da kutsal emantin özel güçlere sahip olduğuna inanılır.Relikvie je předmět o kterém se věří, že má speciální duchovní sílu.
Bir yadigar ya da kutsal emantin özel güçlere sahip olduğuna inanılır.Relikwia to przedmiot, któremu przypisuje się specjalne duchowe moce.
Bir yadigar ya da kutsal emantin özel güçlere sahip olduğuna inanılır.Van een relikwie werd aangenomen dat het speciale geestelijke kracht bezat
Bir yadigar ya da kutsal emantin özel güçlere sahip olduğuna inanılır.Реліквія - це предмет, який наділяють особливою духовною силою.
Bir yadigar ya da kutsal emantin özel güçlere sahip olduğuna inanılır.Это реликвия - предмет, которому приписывается особая духовная сила.
Bu felsefi düşüncenin öncesinde, insanın bu zincirdeki yerinin tam ortada olduğuna inanılırdı.Ban đầu, phong trào này cho rằng vị trí của con người trong sợi xích nằm chính xác ở trung tâm.
Bu felsefi düşüncenin öncesinde, insanın bu zincirdeki yerinin tam ortada olduğuna inanılırdı.E filozófiai irányzat hajnalán úgy hitték, hogy az ember e láncon elfoglalt helye éppen középen van.
Bu felsefi düşüncenin öncesinde, insanın bu zincirdeki yerinin tam ortada olduğuna inanılırdı.In deze filosofische beweging dacht men eerst dat de mens op deze ladder exact in het midden stond.
Bu felsefi düşüncenin öncesinde, insanın bu zincirdeki yerinin tam ortada olduğuna inanılırdı.이 철학 운동 초기에 사슬에서 인류의 위치는 정확히 중앙에 있다고 생각했습니다.
Bu felsefi düşüncenin öncesinde, insanın bu zincirdeki yerinin tam ortada olduğuna inanılırdı.La început, curentul filozofic plasa omul în centrul acestui lanţ.
Bu felsefi düşüncenin öncesinde, insanın bu zincirdeki yerinin tam ortada olduğuna inanılırdı.Na początku tego ruchu wierzono, że miejsce człowieka w łańcuchu jest dokładnie w środku.
Bu felsefi düşüncenin öncesinde, insanın bu zincirdeki yerinin tam ortada olduğuna inanılırdı.В ранний период существования концепции верили, что место человека находится в самой середине этой цепи.