Aslında, bu inanışlar çoğunlukla size söylenenlere dayanmaktadır.Всъщност тези убеждения са най-вече основани на това, което са ви казали.
Aslında, bu inanışlar çoğunlukla size söylenenlere dayanmaktadır.במקום זאת, אמונות אלו מבוססות לרוב על מה שנאמר לכם.
Aslında, bu inanışlar çoğunlukla size söylenenlere dayanmaktadır.على العكس، هذه الاعتقادات أغلبها مبنية على ما قيل لك.
Aslında, bu inanışlar çoğunlukla size söylenenlere dayanmaktadır.主に人の叙述に基づいています 話し言葉や書き言葉の証言なしには
Ayrıca gecekondudaki çocuklarla ilgili diğer bir inanışta eğitimi tamamlayamayacakları yönünde.Ada juga mitos bahwa anak-anak dari permukiman kumuh tidak dapat mengintegrasikan dengan mainstream.
Ayrıca gecekondudaki çocuklarla ilgili diğer bir inanışta eğitimi tamamlayamayacakları yönünde.Dalším mýtem je, že se děti ze slumů nedokáží začlenit do hlavního proudu.
Ayrıca gecekondudaki çocuklarla ilgili diğer bir inanışta eğitimi tamamlayamayacakları yönünde.Er is ook een mythe dat kinderen uit de sloppenwijken niet kunnen integreren in de gewone wereld.
Ayrıca gecekondudaki çocuklarla ilgili diğer bir inanışta eğitimi tamamlayamayacakları yönünde.Es gibt dann noch den Mythos, dass Kinder aus den Slums sich nicht anpassen können an den Mainstream.
Ayrıca gecekondudaki çocuklarla ilgili diğer bir inanışta eğitimi tamamlayamayacakları yönünde.Este de asemenea un mit că aceşti copii din mahalale nu se pot integra într-un mod de viaţă normal.
Ayrıca gecekondudaki çocuklarla ilgili diğer bir inanışta eğitimi tamamlayamayacakları yönünde.Istnieje błędne przekonanie, że dzieci ze slumsów nie integrują się z resztą społeczeństwa.
Ayrıca gecekondudaki çocuklarla ilgili diğer bir inanışta eğitimi tamamlayamayacakları yönünde.흔히들 이렇게 생각하기 쉽습니다, 빈민가 출신 아이들은 주류에 섞이기 힘들다구요.
Ayrıca gecekondudaki çocuklarla ilgili diğer bir inanışta eğitimi tamamlayamayacakları yönünde.Otro mito acerca de los niños de los barrios es que no pueden integrarse con el resto de la sociedad.
Ayrıca gecekondudaki çocuklarla ilgili diğer bir inanışta eğitimi tamamlayamayacakları yönünde.Si dice anche che i bambini delle borgate non si integrano col mondo avanzato.
Ayrıca gecekondudaki çocuklarla ilgili diğer bir inanışta eğitimi tamamlayamayacakları yönünde.Szintén van egy mítosz, hogy a gyerekek a nyomornegyedekből nem tudnak beilleszkedni a fő irányvonalba.
Ayrıca gecekondudaki çocuklarla ilgili diğer bir inanışta eğitimi tamamlayamayacakları yönünde.Существует миф о том, что дети из трущоб не могут интегрироваться в систему общего образования.
Ayrıca gecekondudaki çocuklarla ilgili diğer bir inanışta eğitimi tamamlayamayacakları yönünde.Съществува и митът, че децата от бедняшките квартали не могат да се интегрират в общата среда.
Ayrıca gecekondudaki çocuklarla ilgili diğer bir inanışta eğitimi tamamlayamayacakları yönünde.ישנו מיתוס נוסף, שאומר שילדים משכונות העוני לא יכולים להשתלב עם הזרם המרכזי.
Ayrıca gecekondudaki çocuklarla ilgili diğer bir inanışta eğitimi tamamlayamayacakları yönünde.كما توجد هناك اسطورة بأن الأطفال من الأحياء الفقيرة لا يمكنهم السير مع التيار
Ayrıca gecekondudaki çocuklarla ilgili diğer bir inanışta eğitimi tamamlayamayacakları yönünde.馴染めないと言われていますが こちらをご覧ください
Bir köktendincinin kör inanışının,Genau so blind ist
Bir köktendincinin kör inanışının,לא שונה מהותית
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."Allting vi gör, vi tror på att utmana status quo.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."Alt hvad vi gør, vi tror på at udfordre status quo.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."Bei allem was wir tun, glauben wir daran, dass der Status quo in Frage gestellt werden kann.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."Dans tout ce que nous faisons, nous croyons à la remise en cause du statu quo.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."En todo lo que hacemos, creemos en el cambio del status quo.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."Hiszünk benne, hogy mindennel amit teszünk a változást szolgáljuk.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."In alles wat we doen, geloven we in het uitdagen van de status quo.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."우리가 하는 모두 것들, 우리는 기존의 현상에 도전하고,
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."Mọi thứ chúng tôi làm, chúng tôi tin tưởng vào việc thử thách tình trạng hiện tại.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."Poprzez wszystko to co robimy, rzucamy wyzwanie status quo.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."Prin tot ceea ce facem, credem în contestarea stării de fapt a lucrurilor.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."Pri vsem, kar počnemo, verjamemo, da lahko spremenimo status quo.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."Semua yang kami lakukan, kami percaya dalam menentang status quo.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."Tudo o que fazemos "acreditamos em desafiar o status quo.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."Tutto ciò che facciamo, crediamo nelle sfide dello status quo.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."Vo všetkom, čo robíme, veríme v prekonávanie starého status quo.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır.Vším, co děláme, měníme svět v něco nového.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."Με ό,τι κάνουμε, πιστεύουμε ότι αλλάζουμε τα δεδομένα.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."Във всичко, което правим, вярваме в предизвикателството към статуквото.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."Что бы мы ни делали, мы верим, что мы бросаем вызов статусу кво.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."Що б ми не робили, ми віримо, що кидаємо виклик статусу кво.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır."בכל מה שאנחנו עושים, אנחנו מאמינים בקריאת תיגר על המצב הקיים.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır." في كل ما نقوم به، نؤمن أننا نتحدى الوضع الراهن.
"Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır.世界を変えるという信念で行っています 違う考え方に価値があると信じています
Bu tür şeyleri fizyoloji ders kitaplarında ararsanız bunların genel inanışa ters olduğunu görürsünüz.Ahora debería hacer una breve mención que los libros de fisiología les dirán que esta idea no es muy ortodoxa.
Bu tür şeyleri fizyoloji ders kitaplarında ararsanız bunların genel inanışa ters olduğunu görürsünüz.그런데, 간단히 말씀드리면 생리학 교과서에는 이런 이야기는 이단자의 말이라고 적혀있지요.
Bu tür şeyleri fizyoloji ders kitaplarında ararsanız bunların genel inanışa ters olduğunu görürsünüz.עלי לציין כאן בקצרה שספרי הפיזיולוגיה שתקראו יאמרו לכם שזוהי כפירה בעיקר.
Bu tür şeyleri fizyoloji ders kitaplarında ararsanız bunların genel inanışa ters olduğunu görürsünüz.皆さんが目にする生理学の教科書には このようなことは異端な考えだと書いてあります 第一呼吸をしたときから
Defedilmesi gereken ilk inanış, Afrika'nın bir ülke olmadığı inancıdır.Der erste Mythos, den wir zerstören müssen, ist dass Afrika kein Land ist.
Defedilmesi gereken ilk inanış, Afrika'nın bir ülke olmadığı inancıdır.E il primo mito da sfatare è che l'Africa non è uno stato.
Defedilmesi gereken ilk inanış, Afrika'nın bir ülke olmadığı inancıdır.Et le premier mythe à dissiper est que l'Afrique n'est pas un pays.
Defedilmesi gereken ilk inanış, Afrika'nın bir ülke olmadığı inancıdır.염두해야 할 첫번째는 아프리카는 나라가 아니라는 겁니다
Defedilmesi gereken ilk inanış, Afrika'nın bir ülke olmadığı inancıdır.Pierwszym mitem do obalenia jest fakt, że Afryka jest krajem.
Defedilmesi gereken ilk inanış, Afrika'nın bir ülke olmadığı inancıdır.Primul mit pe care trebuie să îl spulberăm: Africa nu e o țară.
Defedilmesi gereken ilk inanış, Afrika'nın bir ülke olmadığı inancıdır.Prvý mýtus, ktorý musíme prekonať, je, že Afrika je jedna krajina.
Defedilmesi gereken ilk inanış, Afrika'nın bir ülke olmadığı inancıdır.Ο πρώτος μύθος που πρέπει να σπάσει είναι ότι η Αφρική δεν είναι χώρα.
Defedilmesi gereken ilk inanış, Afrika'nın bir ülke olmadığı inancıdır.Первый миф, который нужно разрушить, это то, что Африка не является страной.
Defedilmesi gereken ilk inanış, Afrika'nın bir ülke olmadığı inancıdır.Първият мит за разсейване е, че Африка не е държава.
Defedilmesi gereken ilk inanış, Afrika'nın bir ülke olmadığı inancıdır.המיתוס הראשון שצריך לשבור הוא שאפריקה היא לא מדינה