Dini inanışların her biri bu konuda farklı bir yaklaşım getirecektir.Każdy z nich przyjmuje w życiu inną postawę.
Muhafazakar bir Hıristiyan mezhebi olan Güneyli Baptist inanışı ile yetişti.Wychowywał się w wierze Południowej Konwencji Baptystów.
İnanışa göre bu ırktan insanların ne herhangi bir yiyeceğe ne de herhangi bir içeceğe ihtiyacı vardı.Alawici wierzą, że po osiągnięciu tego stanu człowiek nie potrzebuje już jedzenia ani picia.
İnanışa göre bu relikler yaydıkları kuvvetli bir mür kokusu sonucunda bulunmuştur.Według świadków z grobu wydzielał się cudowny zapach.
Doğu ülkelerindeki inanışa göre, kehribar dumanı ruhu güçlendiriyor ve cesaret veriyordu.Z płonącymi sercami widzimy twe powstanie Prawdziwa Północy silna i wolna!
Ancak bu inanışın gerçeği ne kadar yansıttığı tartışma konusudur.Chce tylko do pewnego stopnia zrozumieć prawdę, w którą wierzy.
Bir başka örnek de Pachacamac inanışıdır.För andra betydelser, se Pachavita.
Fakat her inanışta olduğu gibi deizmin de zamanla kendi içinde farklılıklar oluşmuştur.I allt fortsatte han, stadig i sin tro på vad Gud skulle uträtta.
Kazdağları'nın en ünlü Islami efsanesi Sarıkız inanışıdır.Klubbens största rivaler är Confiança.
Bazı Hristiyan inanışlarına göre İsa'nın ihanet eden havarisi Yahuda kendini bu ağaca asmıştır.I vissa översättningar av trosbekännelsen är det till helvetet som Jesus stiger ner.
İnanışa göre bu namazda yüz hasene,yani ilâhi ihsan vardır.Vi har bjudit in honom i god tro".
İslâm inanışına göre tüm insanlar Sırât'tan geçecektir.Genom entreprenörskap kan alltså vem som helst bli vad som helst.
İnanışa göre bu namazın sevabı sınırsızdır.Молитва (Благання).
Yanlış bir inanış vardır; boğaların kırmızıya saldırdığı sanılır.Існує поширена думка, що бика дратує червоний колір.
İnanışa göre lohusaların ve yeni doğmuş çocukların ciğerleriyle beslenir.Часто відокремлюють лістеріоз вагітних і новонароджених.
Bu inanışa göre her türlü her nesne bir ruhi varlık veya ruh tarafından yönetilir.Згідно з цими віруваннями, кожна річ у світі має душу або дух.
İnanışa göre, adanan çocuk, tanrı haline gelirdi.Саме божество зображали у вигляді дитини, що плаче.
Aslında çok daha eski bir inanışın İslam ile yeniden biçimlenmiş bir versiyonudur.Також, вірогідно, цей твір є трансформацією більш давньої версії.
Masal, aynı zamanda Şamanizmin kalıntıları (Gök Tanrı inanışları) ile örülüdür.Див. також: Сесвете (значення) Велике Сесвете (хорв.
Bu inanışa göre tanrının bir ortağı ya da başka bir tanrı yoktur.Тому творіння не є по суті своїй Богом або невід'ємною частиною Бога.
Eski inanışa göre hıdrellez çarpabilirmiş.У давньоєврейській, мабуть, вимовлялася як .
Tarihçiler bu görüntünün bu yaygın inanışa neden olduğuna inanır.Někteří historici se domnívají, že tento postoj měla kvůli své víře.
Özbekler Tekkesi Nakşibendi inanışına tâbiydi.Jsem vagabund zušlechtěný vírou.
Ancak bu inanışın gerçeği ne kadar yansıttığı tartışma konusudur.Zůstává pochopitelně otázkou, nakolik jsou zmíněná svědectví věrohodná.
İnsanın inanışına ve yaşayışına göre dünya, cennete de cehenneme de dönüşebilir.Ti věří, že až přijde čas, Bůh lidi vzkřísí a ti budou žít v pozemském ráji.
Müslüman inanışlarına göre bu dünyada özlenilen her şeyin Cennet'te olacağı varsayılmaktadır.Za splnění těchto povinností si muslim zajistí místo v nebi.
Katolik inancında ruhun ateşle temizlenmesi inanışı mevcuttur.Katolická církev věří, že duším v očistci je možné prospět přímluvnou modlitbou.
İnanışa göre Allah onu Rahman suretinde yaratmış ve ona kendi ruhundan üflemiştir.El se răzbuna pe Dumnezeu îndepărtându -i creațiile de el .
Sihizm'in kutsal kitabı "Sri Guru Granth Sahib"de (SGGS) çeşitli ilahiler bu inanışı dile getirir.Diferite imnuri sunt cântate din cartea sacră "Sri Guru Granth Sahib" (SGGS) ce sugerează această credință.
Lucifer, Hristiyan inanışında genellikle Şeytan'ı tasvir etmek için kullanılan isimdir.Lucifer este un nume deseori dat Satanei în credința creștină.
Öte yandan, inanışa göre gölde bir canavar yaşamaktadır.Există o legendă conform căreia un monstru ar locui în lac.
Filler bazı dinî inanışların da öznesi olmuştur.Elefanții au făcut și obiectul credințelor religioase.
İnanışta "iman" değil, koşulsuz "güven" vardır.Nu este vorba de „credință pur și simplu”, ci de „credință prin înțelegere”.
İnanışa göre bu namazda yüz hasene,yani ilâhi ihsan vardır.Căci, voi cereți ceea ce este bun și voi opriți ceea ce este rău și credeți în Allah.
İnanışa göre Kaftar, boynuzlu bir kadın görünümündedir.În ceea ce privește credința oamenilor, se pare că ea reprezintă un reper stabil al existenței lor.
Özbekler Tekkesi Nakşibendi inanışına tâbiydi.Ai mei din Pererâta stăteau încremeniți.
Kazdağları'nın en ünlü efsanesi Sarıkız inanışıdır.Împrumuturile lexicale cele mai vechi sunt slave.
Teopanizm, Cizvitlerin Hindu inanışını tanımlamak için kullandıkları bir terimdir.Hygge este un concept folosit de danezi pentru a arăta modul de viață frumos.
Öte yandan, inanışa göre gölde bir canavar yaşamaktadır.Az indiánok mindig is hittek abban, hogy a tóban egy nagy termetű szörny él.
Katolik inancında ruhun ateşle temizlenmesi inanışı mevcuttur.A bujaságtól tisztítótűzben szabadulnak meg a lelkek.
Dahası, bizim inanışlarımızı O'nun seçilmiş korsan kostümünü giymeden öğretmek saygısızlıktır.Továbbá, tiszteletlenség az Ő tanait a nem őáltala előírt ruhában előadni, ami persze kalózmaskara.
İnanışlarına göre her kralın bir metresi olabilirdi.A feldolgozásokban királyuk egy bolondnak látszik.
Bu inanışa göre tanrının bir ortağı ya da başka bir tanrı yoktur.Tanúsítom, hogy nincs más isten, csak Allah.
Birçok toplum ve dini inanışlar arasında da farklılıklar bulunmaktadır.A közösségek között vannak egy vallásúak és vallásköziek.
Mu dininin esası, Tanrı’nın tek oluşuna ve ruhsal gelişim için tekrar tekrar doğmak inanışına dayanıyordu.A szertartás maga az isten halálát és újjászületését jelképezte."
Köyün yaşayanlarının inanışı islamdır.A közel-keleti népesség kilenctizedének vallása az iszlám.
Bu doğrultuda da birçok yeni inanışın çıkmasına sebebiyet vermiştir.Ehhez képest nagyon sokan csatlakoztak az új valláshoz.
İnanışa göre bu taş, yerçekimini ortadan kaldırmaktadır.A vegetáció ezáltal függ a területet borító kőzettől.
İnanışa göre sadece ibadetle bu mertebe çıkmak 100 seneyi gerektirmektedir.Úgy tartják, ekkor imádkozni többet ér, mint ezer hónapon át imádkozni.
İnanışa göre Tanrı insanı bu günde yaratmıştır.Isten már kezdetben életre teremtette az embert.
Sümer inanışına göre başlangıçta gök ile yer birdi.Sana lienee tarkoittanut alkujaan taivasta.
Bazı Hristiyan festival kutlamaları ve çeşitli Hristiyan azizlerine dair popüler inanışlar.Useiden kristittyjen juhlien vietto kansan keskuudessa sekä pyhimyksiin liittyvät yleiset uskomukset.
Dini inanışların her biri bu konuda farklı bir yaklaşım getirecektir.Kaikki maailman suuret uskonnot ovat erilaisia lähestymistapoja tähän uskontoon.
Ekber farklı dinsel inanışları birleştirmeye çalıştı.Hubbard sanoi yhdistäneensä uskontoon monen uskonnollisen ajattelijan ajatuksia.
İnanışa göre Tanrı insanı bu günde yaratmıştır.Jumalan on täytynyt luoda minut tällaiseksi.
Lucifer, Hristiyan inanışında genellikle Şeytan'ı tasvir etmek için kullanılan isimdir.Kristinuskon vaikutuksesta Luciferin ajatellaan nykyään usein olevan yksi Saatanan monista nimistä.
Özellikle Japon kültüründe hiçbir vampir inanışı bulunmuyor.Geishat eivät japanilaisessa kulttuurissa ole uhka avioliitolle.
Eski Yunan kültüründe çok tanrılı bir inanış vardı.Antiikin Kreikan uskonto oli monijumalinen.
Bu inanışa göre her türlü her nesne bir ruhi varlık veya ruh tarafından yönetilir.Perinteisen uskonnon mukaan lähes joka asialla oli henki tai sielu.
Bu inanış, Homeros görüşlerine karşılık tam bir zıtlık oluşturur.Vastauksena pari tekee Homerin elämästä onnetonta.