Tevhidi inanışa sahip bir müslümandır.Der jesidische Gläubige sei demnach ein Kāfir (Ungläubiger).
Bazı inanışlara göre, gemide onunla beraber yön göstermek için yolculuk da eder.Sie waren Jünglinge, die an ihren Herrn glaubten und denen Wir ihre Rechtleitung mehrten.
"İnsan biçiminde ilâh tasavvur edip suretlendiren bâtıl inanış" mânâsında kullanılmaktadır.Der Mensch kann sich selbst verleugnen und ganz im Glauben aufgehen.
Büyü ve Astroloji gibi Ezoterizm inanışları Ortaçağ’da yayılmıştır.Esoterische Praktiken wie die Magie und die Astrologie waren im Mittelalter verbreitet.
Tüm inanışlar nüfusun yaklaşık %64'ünü kapsamaktadır.Der Katholikenanteil liegt bei circa 64 % der Gesamtbevölkerung.
Benzer inanışlar Yunanlar ve Romalılarda da görülür.Das gleiche beobachtet man bei den Griechen und Römern.
Sümer inanışına göre başlangıçta gök ile yer birdi.Anfangs predigte er unter freiem Himmel.
İnanışa göre mümin olanlardan biri ölüp de kabre konunca kendini yeşil bir bahçe içinde görecektir.Ein Glaube an ein Weiterleben nach dem Tod (oder im Grab) ist durch Grabbeigaben belegt.
Kainat ve Aşkınlık: Bilimci İnanış Engelini Yıkmak.Dynamik von Zeit und Raum: Wege zur Öffnung der Grenzen von Erkenntnis.
İnka inanışına göre ölüm bir son değildi.Das Unglück seines Todes war kein Zufall.
İnanışa göre Zebedi oğlu Yakup'un kabri burada bulunmaktadır.Aus dieser Verbindung ist der Sohn Jakob Runge bekannt.
Bir sisteme giriş şifresi de 128 bit olabilir ancak inanışa göre kırılamaz değildir.Es sind 128 Zeichen für Datei- sowie Verzeichnisnamen möglich, aber keine Unicode-Zeichen.
Yakut inanışlarına göre ilk kamın adı An Argıl’dır.Ihnen entsprechen sie in ihrem Wesen: sie heißen Alken.
Bu inanışlara göre kral, gök, insanlar ve yer arasında bir eksendir.Es wird die Einigkeit zwischen Himmel, Erde und Menschen gezeigt.
İnanışa göre, adanan çocuk, tanrı haline gelirdi.Oh ! comme il est vrai que l'être aimé devient Dieu.
Filler bazı dinî inanışların da öznesi olmuştur.Les éléphants ont été l'objet de croyances religieuses.
Bu inanıştan hareketle bazen bir aslanla beraber çizildiği de olur.Elle est parfois accompagnée d'un lion,,.
Vika inanışına sahip olanlar, kendilerini Vikan olarak adlandırır.Ses habitants sont appelés les Wicrois.
Bu inanış, Homeros görüşlerine karşılık tam bir zıtlık oluşturur.Ce rêve fait réfléchir Homer.
Bir inanışa göre, Büyük ağrı dağı Nuh'un gemisinin karaya oturduğu dağdır.Dieu-souverain, résidant dans son temple-montagne (l'É-kur) de la ville de Nippur.
Bu inanış 1993'te sona ermiştir.Cette action s'est achevée en 1993.
Müslüman, Musevi, Hindu ve Budist inanışlar nüfus içerisinde %4'tür.Bouddhistes, musulmans, juifs et hindous représentent collectivement 7,5 % de la population.
Benzer inanışlar Yunanlar ve Romalılarda da görülür.Même chose chez les Grecs et les Romains.
Kainat ve Aşkınlık: Bilimci İnanış Engelini Yıkmak.Le Renard et le Hérisson : comment combler le fossé entre la science et les humanités ?
Mu dininin esası, Tanrı’nın tek oluşuna ve ruhsal gelişim için tekrar tekrar doğmak inanışına dayanıyordu.Ça renforce encore plus ma foi en Dieu et en mon voyage spirituel.
Aztek inanışına göre bu tanrıça aynı zamanda sahilin tanrıçasıdır.Certaines prières à Nisaba nous apprennent qu'elle est également la sœur de cette déesse.
Bundan kısa bir süre sonra, toprakları içindeki Katolik olmayan inanış uygulamalarını bastırmaya çalıştı.Poco después, comenzó a suprimir la práctica de religiones no católicas dentro de su territorio.
Juan Primito: Ova insanının batıl inançlarını ve pagan inanışlarını temsil eder.Juan Primito: Representa la superstición y la creencia pagana de los hombres del llano.
İnanışa göre Adem hayatının tamamını Kudüs'te geçirmiştir.Se cree que Adán vivió en Jerusalén durante toda su vida.
Düzgün (Duzgı/Dızgun), inanışa göre keramet sahibi bir velidir.Ordenáis el bien, prohibís el mal y creéis en Dios.
Öte yandan, inanışa göre gölde bir canavar yaşamaktadır.Se dice que en el fondo de la laguna aun vive el monstruo.
Tapınak birçok inanıştan etkilenmiştir ve birçok farklı dinden insan için bir inanç sembolü olmuştur.Fue influenciado por varias creencias, y era un símbolo de fe para mucha gente.
Bu inanış, Homeros görüşlerine karşılık tam bir zıtlık oluşturur.Cualquier cosa llena de sabor sobrecogerá los sentidos de Homer.
Ancak günümüzde halen "siyah kedi" inanışı az da olsa devam etmektedir.En donde hasta la fecha sigue obteniéndose el “oro negro”.
Roma Katolik inanışına göre evrensel kilisenin baş azizi ve koruyucusudur.La Iglesia Católica lo considera como patrono y protector de la Iglesia Universal.
İnanışa göre Homeros burada ölmüştür.Esta sociedad incluía que, por supuesto, Homer esté muerto.
Garranger, yerel inanışları inceleyerek Eretoka Adası'ndaki mezarı bulmayı başardı.Garranger fue capaz de localizar la tumba en la isla Retoka analizando el folklore local.
Bu inanışta sorgulayıcı tutum, inanarak kabul etme, bilinçli olarak edimlerde bulunma savunulmaktadır.Pero subamos y tirémoslo hacia abajo, para que tengan miedo y no le crean».
İnanışa göre bu ırktan insanların ne herhangi bir yiyeceğe ne de herhangi bir içeceğe ihtiyacı vardı.Aquí la felicidad dura para siempre, nadie quiere comida o bebida.
İnanışa göre Kaftar, boynuzlu bir kadın görünümündedir.De acuerdo con el abuelo de Matt, parece una chica inteligente.
Bazı Hristiyan festival kutlamaları ve çeşitli Hristiyan azizlerine dair popüler inanışlar.Fiestas populares, festividades cristianas y creencias populares sobre los santos.
Dini inanışların her biri bu konuda farklı bir yaklaşım getirecektir.Cada cual hace hincapié en un aspecto distinto de la creación.
Felsefi inanışı ise Budizm ve Şinto geleneklerini temel alır.3.ª sección se habla de la religión tolteca y de las costumbres funerarias.
İnanışlardan birine göre, bir gün ayla güneş birleşecek, dünyayı yakıp kavuracaklardır.La leyenda cuenta que un día, un guerrero vendrá y se enfrentará al Terror.
Bâtınîler inanışlarını tarih boyunca daîler aracılığıyla yaymaya çalışmışlardır.La FIFA supervisó los preparativos en todo momento a través de sus propias comisiones.
Kurbanların çoğunun gözlerini oyması içinde başlangıçta eski batıl bir inanışa inanmış olduğunu belirtti.Según la pareja, fue amor a primera vista.
Sümerlerin İnanışına göre Su Tanrısı Enki, her şeye bir ad vermiş ve böylece yaratılış başlamıştır.Ai primordi della vita, il Dio Waqa convocò tutte le creature e iniziò la distribuzione delle cose del creato.
Garranger, yerel inanışları inceleyerek Eretoka Adası'ndaki mezarı bulmayı başardı.Garranger fu in grado di localizzare la tomba sull'isola di Retoka attraverso l'analisi del folklore locale.
Yanlış bir inanış vardır; boğaların kırmızıya saldırdığı sanılır.Stanco delle domande, il lupo aggredisce Rossa.
Sümer yaratılış mitolojisi; Sümer inanışına göre başlangıçta gök ile yer birdi.In un mito della creazione molto popolare nel Tibet, all'inizio il mondo era coperto dalle acqua.
İnanışa göre sadece ibadetle bu mertebe çıkmak 100 seneyi gerektirmektedir.Tutte le volte che reciterà queste Orazioni otterrà 100 giorni di indulgenza .
İslâm inanışına göre tüm insanlar Sırât'tan geçecektir.Quando un vero bisogno tu avrai, l'avidità altrui ignorerai.
İnanışa göre, adanan çocuk, tanrı haline gelirdi.Dall'infanzia è stato pienamente provato che egli fosse consacrato a Dio.
Bu inanışın kaynağı, eski bir İskandinav efsanesine dayanır.L'origine di questo simbolo deriva da un'antica leggenda.
1922’de İngiliz mandası olan Filistin’de dini inanışlara dayanan ayrımcılık yasaklandı.Restarono valide le normative penali del 1922 contro le "superstizioni religiose" diffuse in pubblico.
Birçok dinde ve inanışta hac ve hac merkezleri bulunmaktadır.Diverse religioni e costumi dovrebbero essere tollerati.
İnanışa göre Tanrı insanı bu günde yaratmıştır.Perché io credo in Colui che ha fatto il mondo.
Bu yanlış inanış doğabilimci Félix de Azara tarafından düzeltilmiştir.Tale approccio socio-costruttivista è ben descritto da Erik De Corte.
Roma Katolik inanışına göre evrensel kilisenin baş azizi ve koruyucusudur.Continua dicendo che la Chiesa cattolica è la vera custode della libertà umana.
İnanışa göre Allah onu Rahman suretinde yaratmış ve ona kendi ruhundan üflemiştir.В связи с этим он объявил себя богом, а созданные им далеки поклоняются ему.