inanç ile cümle

inanç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Hepsi olmasa da bu tür müziğin bir kısmı New Age inancı ile ilişkilidir.Sự phát triển của những thể loại âm nhạc này thường có liên quan tới nhạc Ars nova.
Alttan alta, dozunda ve kendi inançlarına zarar vermeden eleştirdi.Quả nhiên Hạng Vũ vốn đa nghi, không tin Chung Ly Muội và Phạm Tăng.
Meryem ve İsa, İslam inancında da kutsaldır.Thiên Chúa giáo Và Hồi giáo đều là thánh đạo.
Bu gerçekten de inançlarıma sadık kalmamın tek yolu.Nhưng việc cần phải chú trọng tuyệt đối chính là việc giữ vững niềm tin nơi Phật pháp.
Zira "Dünyalar Ağacı" bu inançlarda da bulunmaktadır.Sức mạnh của cây đại thụ World Trê cũng được giới thiệu trong phần này.
İslam ve Yahudilik gibi dinler de Avrupa Birliği içinde temsil edilen inançlardandır.Các tôn giáo khác, chẳng hạn như Hồi giáo và Do Thái giáo, cũng góp mặt trong Liên minh châu Âu.
Tevhîd inancına göre evrende olan bütün her şey Allah tarafından yaratılır.アッラーは全ての世界(天界、地上界)を作りたもうた。
Nitekim bu sebeple Zurvanizm olarak anılan inanca Zurvanit Zerdüştlük de denmiştir.したがって、これは外法として考えられることもある忌まれる信仰でもあった。
İnanç bakımından Sih, Hindu ve Müslümandırlar.またボン教やイスラームの信者もいる。
Hayatı boyunca Marksizmle Katolik inancını buluşturmaya çalışmıştır.彼はその一生を通して、マルキシズムとカトリシズムとを調和させようと試みた。
Geleneksel inançlara göre hareket etme.伝統を信じてはいけません。
İnançlarına göre insan gözünün biri Cebrail diğeri de Azrail’dir.幻人衆――すなわち幻人(げんじん)、幻者(げんしゃ)である。
İspanyollar hristiyanlık inancını Japonya'da yaymak istiyorlardı.日本にキリスト教を広めようとする。
Bu husus, Dağ Ruhuna (Dağ İyesine) olan inançla bağlantılıdır.地元の信仰ではこの山は神々(あるいは精霊)の住処となっている。
Dünyadaki çeşitli mitler ve inançlar insanlığın ve dünyanın sonunun öngören veya tasvir eden hikâyeler içerir.世界各地の神話や宗教には世界や人間社会の終わりを描写したもの、予言したものが多く存在する。
Âhiret inançları kuvvetlidir.信仰心が厚く頑固者である。
Halkın %75.7'sinin herhangi bir dini inancı yoktur.15.7%が宗教を持っていない。
İnançsız kişilerin bu kadar büyük katliamını hiç kimse görmüş duymuş değildi.誰も異教徒に対するこのような殺戮を見たことも聞いたこともなかった。
Bu dinlerde inanç ile umut birliktedir ve her zaman ahirete dair umut edilmesi gerekir.代わって宗教生活において支配的であるのは祖先崇拝や精霊信仰である。
Sünnî inancına göre ise, Muhammed'in eşi Hatice'den sonra iman etmiş olup, ikinci müslümandır.このときアリーは、ムハンマドの妻ハディージャに次ぐ2番目の信者としてイスラームを受け入れたとされる。
Böylece inancı yerine gelir.それが信仰となってくるのである。
Teokrasi ile yönetilmiştir ve dini inancı Müslümanlıktır.形質的にはコーカソイドで、宗教はイスラム教を信じる。
Batıl inançlardan vazgeçilmelidir.迷信などを信じる。
İmâmet (İsmâilî i'tikadı) temelinde "Yedili Devir" inancını ihtiva eder.大杉権現 - 護法魔王尊影向(ようごう)の杉として信仰を集める。
Halk doğal olarak buranın kutsal bir yer olduğu inancı taşımaktadır.島民からは信仰の対象とされ、聖地でもある。
Aksine onu inançlarına davet ederler.あんば様として信仰されている。
Ancak onun öldürülmesinin ardından bu inanç terk edilmiştir.しかし本人は妻の事故死があってから、その信仰を捨てている。
Kilisesel bir inanç yoktur.信教の自由がない。
Kimsenin inancını hor görmeyeceksin.人の情を信じることをしない。
Şeytan taşlama, Müslüman inancına göre Hac ibadetinin bir parçası olarak yapılan bir törendir.悪魔崇拝者らが信仰の対象とし祀った。
Tanrı bu inançlı kızkardeşlere bir geyik gönderir.居士・大姉 あつい信仰を持った信者に贈られる。
"Tanrı'ya inanıyorum, ama inançlı değilim.神を信じており、嫌いな物は無い。
Bu gerçekten de inançlarıma sadık kalmamın tek yolu.私はこれらの信念にゆるぎなく忠実である。
Katolik inancının icra edilmesi yasaklanır.カトリック信者を助けてください。
İsa'nın dirilişi Hristiyanlık'ın en önemli inançlarından biridir.キリストの磔刑はキリスト教の信条にとっての主要な出来事のひとつである。
İnancımız ve ilmimizi bağışlarıyla beslemiş kurucularımız ve diğer velinimetlerimiz için sana şükürler olsun.あなたがあなたの僕イエスを通してわたしたちに明らかにされた生命と知識について、あなたに感謝します。
Bu dinin inançla ilgili prensipleri şunlardı.この一つが、信教の自由に関する草案だった。
Gandi inançlarını ilk olarak "Tanrı Doğruluktur" diyerek özetlemiş.ガンディーは自分の理念をまとめ、初めは「神は真理である」と述べていたが、後になると「真理は神である」という言葉に変えている。
Hinduizm inancı nedeniyle inek eti asla kullanılmaz.必ずしも仙台牛を用いる必要はない。
Halbuki inanç bildikten sonra oluşan bir değerdir.戒名は聴真理諦信士。
Daha sonra da bütünüyle terkedilmiştir bu inanç.大正時代以降は急速にその信仰が失われた。
Ondan önceki Çağatay hükümdarları Şamanizm inancını benimsiyorlardı.^ 坂氏の家督を継ぐ前は信常氏(延常氏)を称した。
O halde, öldükten sonra dirilme inancı yanlıştır" der.「最初に死に次に復活すると言う人々は間違っている。
Her bir din, tarikat ve mezhep başka inançlara sahiptir.それぞれの神殿や特定の信仰対象を持ちながらも、多神教的な信仰もしている。
Ortadaki figür, inancın rengi olan mavi elbiseler giymiştir.くびなが大師 クリーム色の衣に青い体色。
Ülkedeki diğer tüm inançlarda olduğu gibi bu politikayla da İslam köklü değişiklikler geçirdi.このため、国内のあらゆる宗教と同様、イスラム教も抜本的な変革を迫られることとなる。
İnançlılara hizmet etmektedir.信仰に身を捧げている。
ISI'ın sloganı "inanç, birlik, disiplin" dir.組織の標語は、「士気、規律、連帯、統一」である。
B noktasında A durumuna dair olan inançlar yer alır.Bに対して権利を有する者については争いがある。
Gıyaseddin '' İnancın Omzu'' anlamına gelir.I BELIEVE.... テーマは「信頼感」。
Oyuncu dini inancı ile ilgili bir görüş bildirmemiştir.ガルトは信仰について特定の教派に偏するような態度はみせなかった。
Bektaşi inançlı Dadaliler, camiye gider, vakit namazlarını kılar, oruç tutarlar.すると海神は出迎えて拝(おろが)み、招き入れて慇懃(ねんごろ)(丁重)に慰め奉る。
Çünkü siz birine inancınızı benimsetmek için denizler karalar aşarsınız.自分に親身になってくれる海に好意を抱くようになる。
Örneğin, bu inanç ya da hipotezlerden biri, Tanrının varlığı ile ilgilidir.哲学と宗教は共に神の存在に関連している分野である。
Eşyaların ruhları ve enerjileri (kami) olduğu inancı vardır bu nedenle temizliğe önem verilir.精神や魂のエネルギーその物(=霊子力)を物質化させている。
Düzen olmadan kaosun, kaos olmadan da düzenin var olamayacağına dair inanca dayanan düşünceden yola çıkar.また無政府状態は、無秩序・混乱・混沌を意味しない点に注意しなければならない。
Bu dönemde Katolik inanca dönmüştür.この場合、遡ってカトリック信仰であったことを意味する。
Genel olarak dinsel inançlar insanın bedeninde onu yaşatan bir ruh bulunduğu inancını kabul ederler.霊魂信仰の考え方では、霊魂が肉体の中に安定しているときその人は生きていられる、と考える。
Höss, neredeyse fanatik bir inanç ile büyüdü.ヘラクレスが邪悪な気によって巨大化したもの。
Wilkens, Roma Katolik inancına bağlı olarak büyüdü.フリーマンはローマ・カトリックの信者として育った。
İlgili Sayfalar