inanç ile cümle
inanç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
İnançlılara hizmet etmektedir.Den respekterer alle trosretninger.
Kami inancı, özünde, yerel ve kadim bir inançtır.Både vores tro og religion er vores hjemland.
1980'li yıllarda Katoliklik inancına yöneldi.I 1980'erne konverterede hun til katolicismen.
Dini inancı İslam'dır.Den dominerende religion er islam.
Hiçbir dini kültürle yetiştirilmedi ve dini inancı olmadı.Der blev ikke gjort indgreb i religion og kultus.
İnançsız kişilerin bu kadar büyük katliamını hiç kimse görmüş duymuş değildi.Ingen havde troet på liv så dybt nede.
Burada insanlar genel olarak bir inanca tabidir.På samme tid er folk godtroende.
Diğeri ise yazarın uluslarüstü organizasyonlara olan inancıdır.Han anses for at være en af ophavsmændene til international ret.
Bu inanca tevhit inancı denir.None Dare Call It Conspiracy.
Kilisesel bir inanç yoktur.Der er ingen statsreligion.
Her halkın kendi dili, inancı ve kültürü vardı.Alle har sine egne sprog og kulturelle traditioner.
Hristiyan inancındaki Aden Cennet bahçesine benzerdir.I Christians Sogn ligger Christianskirken.
İnançlarına göre günah işleyerek günahtan çıkılabilir.De tør håbe på syndesygens overvindelse.
Yani Tanrı'nın oğlunun ölmesi o kadar saçmadır ki bu mantığa sığmaz, ancak inanca dayanabilir.)Mod gnostikerne argumenterede han med paradokser: "Guds søn er død; det er troværdigt, fordi det er tåbeligt.
Kimsenin haddine düşmez insanın dini ve inancıyla dalga geçmek.Lad være med at gøre grin med vores religion.
Ülke nüfusunun yarısından fazlası Hristiyan inancını benimsemektedir.Over halvdelen af befolkningen betragter sig selv som kristne.
Bunlara Sasani yönetimi altında inançlarını özgürce yaşayan Hristiyanlar da dahildi.De omfattede kristne, som havde tilladelse til frit at dyrke deres tro under sassanidisk styre.
Gıyaseddin '' İnancın Omzu'' anlamına gelir.Medlemmerne opfatter deres tro som "sandheden".
Bu inançlara mensup kişiler, kendi dini kurallarına göre yargılanırdı.En borger havde ret til at blive dømt i overensstemmelse med lovene for sin religion.
İnanca göre gençler ölmez, yüzyıllar boyunca uyumaya devam ederler.De gode feer svækker dog forbandelsen så hun kun sover i 100 år.
İslam inancına göre de şeytan da aslında meleklerin içerisindedir fakat sonradan isyan etmiştir.I islam regnes Satan for en djinni, en ildånd, modsat englene, der er lavet af lys.
Kolombiya Anayasası'nda inanç özgürlüğü garantiye alınmıştır.Grundloven garanterer religionsfrihed.
Reenkarnasyon çok yaygın bir inançtır.Remonce giver en næsten karamelagtig konsistens.
Siyonizm karşıtı güçlü inançları vardır.Scientology har flere forskellige overbevisninger.
Tevhîd inancına göre evrende olan bütün her şey Allah tarafından yaratılır.Ham har Gud innsatt som arving over alle ting, for ved ham skapte han verden.»
Kullandığı yöntemler, Hristiyan inancının, kara büyünün ve doğal tıbbın bir karışımıydı.Metodene hun brukte var en blanding av kristen tro, svartekunst og naturmedisin.
Bu dinlerde inanç ile umut birliktedir ve her zaman ahirete dair umut edilmesi gerekir.Skjebne (Qadr) – Troen på Skjebnen, at alt som skjer i denne verden er forutbestemt.
Ruh ve ahirete dair inanç özellikle vücudun korunmasında yoğunlaşmıştı.Trosforestillingene om sjelen og etterlivet fokusert i stor grad på å preservere kroppen.
İslam inancında bolluk, mutluluk, refah gibi iyi kavramlarla özdeşleşmiştir.Rettferdiggjøring kommer gjennom tro, sammen med gode gjerninger og lydighet.
İnançsız olarak tanınan D'Alembert, sıradan ve isimsiz bir mezara defnedildi.D'Alembert var en overbevist og offentlig kjent ateist og ble gravlagt i en umerka grav.
Herkesin inancının aksine, bu albüm Dupont ve Dupond'un ilk çıktığı albüm değildir.I motsetningen til hva mange tror var ikke dette det første albumet hvor detektivene Dupond og Dupont opptrer.
Şintoist inanca göre Jimmu, güneş tanrıçası Amaterasu'nun soyundan gelir.Ifølge shintoistisk tro, stammer keiser Jimmu fra solgudinnen Amaterasu.
Bu husus, Dağ Ruhuna (Dağ İyesine) olan inançla bağlantılıdır.Bygda har fått en idrettshall med Bjerkreimshallen.
İnançlarına göre günah işleyerek günahtan çıkılabilir.De kan for eksempel tilgi synder.
Halkın %75.7'sinin herhangi bir dini inancı yoktur.15,5 % hadde ingen religion.
Koyu hristiyan inanca sahip olan ailesinin o küçükken televizyonları yoktu.Da hun var liten, hadde ikke familien hennes fjernsyn.
Materyalizmi batıl inanç ve kutsal müdahaleye karşı genel bir saldırıya neden oldu.Hans materialisme fikk ham til å angripe overtro og guddommelig innblanding.
Nüfusun %60'ının dinî inancı yoktur.12 % hadde ingen religionstilhørighet.
Yahudilik ve Hristiyanlık inancına göre Lut, peygamber değil yalnızca bir din büyüğüdür.Han ble altså verken troende kristen eller troende jøde.
Nitekim bu sebeple Zurvanizm olarak anılan inanca Zurvanit Zerdüştlük de denmiştir.Videre gir den et sinnbilde på den sterke religiøsitet som preget samtiden (kriterium vi).
Kilisesel bir inanç yoktur.Det finnes ingen eneste religion.
Efesliler Kibele'ye taparlardı ve inançlarının büyük bir kısmında Artemis'i de dahil ettiler.Efeserne dyrket Kybele, og integrerte mye av denne troen i dyrkingen av Artemis.
İslâm inancında bu sebeple “iyilikler Allah'tan bilindiği gibi kötülükler de Allah'tandır” denilir.Tanken ved disse var at Gud ville gi seieren til den som hadde rett.
Katolik inancının statüsü tanınsa da inançlara tolerans korundu.De respekterte den katolske kirken, men viste også toleranse overfor andre trosretninger.
Fides, Roma mitolojisinde inanç, vefa ve sadakatin tanrıçasıydı.Fides (latin: «tro») var i romersk mytologi en gudinne for trofasthet og lojalitet.
Bütün bunlar işçi devrimin başırıya ulaşacağı inancına sahip olunmuştu.Spørsmålet er hvor revolusjonært partiet egentlig hadde vært.
Bu belli bir inanca sahip olduklarının göstergesidir.Dette indikerer en viss grad av tillit.
Ayrıca, inançsal bakımdan da yine tamamı Alevi inancına mensuptur.Det skiller seg også på apostasi, som er et fullstendig frafall fra troen.
1967 yılında Carol Schwartz ile evlendi ve Yahudi inancını aldı.I 1967 giftet han seg med Carol Schwartz.
Birçok din ve inanç hareketi kendi kutsal metinlerinin ilahi ya da inançla ilham alınmış olarak görmektedir.Mange religioner tror at deres hellige skrifter er guddommelige eller guddommelig inspirert.
Reformist Yahudilik inancıyla yetiştirildi.Samfunnet er nå tilknyttet reformert jødedom.
Ordu İli'nde, bunlardan başka pek çok inanç vardır.Blant besetningene var også et antall kvinner.
Bu inanç Şinto dininin temelini oluşturur.Kami er selve grunnsteinen for Shinto.
Yüe-çiler, önce Çin kültürünü, sonra da Budizm inancını benimsediler.Mauryanerne introduserte indisk kultur og tok buddhismen med seg.
Şamanist inançlı avcı ve toplayıcıdırlar.De var antagelig jegere og samlere.
(Kybele de büyük olasılıkla aynı inancın devamıdır.)(Det reelle tallet er trolig langt høyere.)
İspanyollar hristiyanlık inancını Japonya'da yaymak istiyorlardı.Spanyol berkeinginan untuk menyebarluaskan Kekristenan di Jepang.
Anastasia'nın dini inancı bilinmemektedir.Afiliasi agama Anastasia tidak diketahui.
Yahudi tarihi, Yahudi halkının, inancının ve kültürünün tarihidir.Sejarah Yahudi adalah sejarah bangsa, agama dan budaya Yahudi.
İşte bu döneme kabilelerin oluşumu, ilk sanat ve inançlarındaki (tapınma, ibadet) oluşması tesadüf ediyor.Dia senantiasa memungkinkan terjadinya suatu permulaan baru oleh kasih karunia melalui iman kepada-Nya.
İlgili Sayfalar