inanç ile cümle

inanç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Mutezile inancındaki adalet esasına göre kişi kendi fillerini kendisi yaratır.Jeżeli wierzycie w rzeczywistą formę Buddy, to musicie znaleźć wasz własny umysł.
Çerkeslerde inanç ve hoşgörü ^ Tavkul, Ufuk (1998).Cuda i Łaski Boże (Pokorna wierność i mądra cierpliwość) 2008 ↓.
Hristiyanlık inancına sahip olup, İsa'ya iman eden kişiler vaftiz olurlar.Ci, którzy wierzą w Jezusa są faktycznie chrześcijanami.
Tanrısal ve ahirete ilişkin inançlar, başlangıcından beri antik Mısır Uygarlığı'nda desteklendi.Przekleństwa i formy obraźliwe występują w języku od początku cywilizacji.
Bir kişi böylece bir inancı ifade ettiğinde, o artık bir Hristiyan olmuştur.Po zapoznaniu się z wiarą katolicką, sam został chrześcijaninem.
İnançlılara hizmet etmektedir.Wierzy w przepowiednie.
Böylece inancı yerine gelir.Żeby nie ustała wiara.
Daha sonra İnanç etrafında yapılan tartışmalarla inanç (itikad) mezhepleri de ortaya çıkmıştır.Stwarzał on niebezpieczeństwo dla gromadzonych w nim wiernych, gdyż w każdej chwili mógł grozić zawaleniem.
Bu egemenlikte artık hiçbir kişinin veya dini inanç ve kurumun ilişkisi yoktur.W związku z tym na tym etapie nie stanowi to deklaracji Kościoła na temat życia i wiary danej osoby.
Bu inancı benimseyen kişilere Disteist denir.Odpowiadam ludziom niezależnie od wiary w jakiej mnie czczą.
Ateistik inançlar, Thomas Aquinas gibi filozoflar tarafından düzen ve toplum için tehdit olarak görülmüştür.Filozofowie tacy jak Tomasz z Akwinu uważali, że przekonania ateistyczne zagrażały porządkowi i społeczeństwu.
Fakat teslis inancını kabullenemedi.Ale nie rozpoznałeś Touziego.
İnancımız ve ilmimizi bağışlarıyla beslemiş kurucularımız ve diğer velinimetlerimiz için sana şükürler olsun.Wyznaliśmy Bogu, sobie i drugiemu człowiekowi istotę naszych błędów.
Yine de uzaylı ziyaretçilerine yaygın inançla (bkz.Inni: Spotkania z pozaziemską inteligencją (Die Anderen.
Malakanlar ise; bu inanca itiraz ederek haftanın her gününde süt içilebileceğini savunuyorlardı.Wierni odprawiają adorację ubłagania ostatniego dnia każdego miesiąca.
Yakutların inançlarında sık sık bahsedilen varlıklardır.Frazy wypowiadane przez króliki często się powtarzają.
Bu inancına pek bağlı olmadığı halde değiştirmeyi de reddetmiştir.Choćby dlatego można wnosić, że nie zmieniła wiary.
Susan, içindeki Narnia inancını kaybeder, bir daha Narnia'ya hiç dönmez.Twierdzi, że życie z wiedzą o tym, że nigdy nie wróci do Narnii jest bez sensu.
Hristiyan inancının temelinde İsa Mesih yoluyla kurtulmanın ümidi ve gerçekliği vardır.Na twarzy Jezusa widoczny jest spokój i skupienie.
Bu anlayışları eski Fenikeliler'den kalan bir inançtır.Jest to ewidentna pozostałość z pierwotnych wierzeń Koreańczyków.
Çin'de Maitreya inancının kökeni Kuzey Wei Hanedanı dönemine (386–534) dayanır.Klasztor ten zyskał sobie świetną reputację już w okresie panowania Północnej dynastii Wei (386-535).
Fakat, ilahi söylemek çoğu inançta belirli ibadetlerin sadece bir parçasını oluşturur.Bóg lub bóstwo – istota nadprzyrodzona, której istnienie uznaje większość religii.
İnançlarına göre günah işleyerek günahtan çıkılabilir.Wszyscy postanawiają wyspowiadać się z grzechów.
Fakat Doss inancından ödün vermez.Dafnis nie wierzy w swoje szczęście.
İngiltere'de Hıristiyan inancıyla yetiştirildi.Wychował się w głębokiej wierze chrześcijańskiej.
Zamanla arkadaşlarına olan güveni ve inancını kaybetmeye başladı.Z biegiem czasu zaczyna jednak darzyć proboszcza zaufaniem i sympatią.
Septisizm (şüphecilik) dogmatizmin (inanççılık) karşıtıdır.Dogmatyzm jest przeciwieństwem sceptycyzmu.
Bilhassa Talmud'da, kimi inanç esasları (örn.Dopiero w więzieniu poznałem, co to jest menda (pasożyt).
Şamanist inançlı avcı ve toplayıcıdırlar.Są wiernymi i inteligentnymi towarzyszami myśliwych.
İbrahim Bey Kuran'a gönülden bağlı, inançlı bir insandır ve sufi'dir.Den gör Abraham till den allt överskuggande förebilden för den troende.
Böylece inanç ve bilgi arasına kesin bir ayrım konulmuş olunmaktadır.De troende (umma) leds av ulama, lärda.
Tevhîd inancına göre evrende olan bütün her şey Allah tarafından yaratılır.Innebörden av detta är att det endast finns en Gud (Allah) som är den överlägsna skaparen till allt och alla.
Gandi inançlarını ilk olarak "Tanrı Doğruluktur" diyerek özetlemiş.Gandhi summerade sina trosuppfattningar först när han sade ”Gud är Sanning”.
Halkın %75.7'sinin herhangi bir dini inancı yoktur.26,7% hade ingen religiös tillhörighet.
İslâm inancında bu sebeple “iyilikler Allah'tan bilindiği gibi kötülükler de Allah'tandır” denilir.Den som går mot det bättre vet bara Gud."
Bu inanca sahip kişilere Hristiyan denir.För första gången kallas de kristna.
Bu dönemde Katolik inanca dönmüştür.Hon konverterade till katolicismen vid denna tid.
İnanca göre Muhammed tüm peygamberlerin sonuncusu, kendisine kitap verilen bir peygamberdir.För dem är Muhammed den siste profeten och Koranen är alla de samlade uppenbarelser som denne mottog.
Küçük oranda halk ise geleneksel inançlara sahiptir.En liten minoritet utövar traditionella religioner.
Dini inancı İslam'dır.Deras religion är islam.
Ve Allah'a dayananların daha güçlü olacağı inancıyla hareket ediyorduk.Men de troendes kärlek till Gud är starkare" (Sūrat al-Baqarah vers 165).
Çin'de Maitreya inancının kökeni Kuzey Wei Hanedanı dönemine (386–534) dayanır.Norra Wei (北魏) var en dynasti som härskade i norra Kina 386-534.
Kolombiya Anayasası'nda inanç özgürlüğü garantiye alınmıştır.Religionsfrihet garanteras i den egyptiska konstitutionen.
Yine de uzaylı ziyaretçilerine yaygın inançla (bkz.Finns \ existerar det verkligen utomjordingar?).
Şah’ın ilk kitapları “azınlık inançları” dediği konudaki araştırmalardı.Shahs tidigare böcker handlade om vad han kallade "minoritetstro".
Nüfusun %60'ının dinî inancı yoktur.Sex procent av befolkningen hade ingen särskild religiös tro.
Katoliklere inanç özgürlüğü verilmesini ve parlamento reformu yapılmasını savundu.Oinskränkt religionsfrihet utlovades både åt katoliker och reformerta.
Kurtarıcı beklentisi birçok dini inançta temel karakterdir.Förväntningar om en kommande befriare är vanliga inom olika religioner.
Bu hiyerarşik eşitsizlik anlayışı, reenkarnasyon inancında kendisine dayanak bulur.Detta tankesätt grundar sig i hans tro på reinkarnation.
Bazı dinlerde ve inançlarda ilahi söylemek bir tür ibadettir.I många religioner anses bön eller meditation vara ett sätt.
Diğer tanrılara olan inancı yasaklandı ve adlarını değiştirildi.Skulpturerna av de äldre gudarna flyttades och deras ansikten byttes ut.
"Yahudilikte ahiret inancı".Det är den judiska trosbekännelsen.
Hristiyan inancında Şehit ve aziz kabul edilir.Både den östliga och västliga kristenheten erkänner hans helgonskap.
Margaret da inançlı bir Metodist Hıristiyan olarak yetişti.Thatcher uppfostrades som metodist och hon förblev också under sitt liv en troende kristen.
Dinsel ve batıl inançlar yerine deneyselliğe ve akılcı düşünceye geri dönüldü.De styrdes mera av det känslo- och upplevelsemässiga istället för det reflekterande och analytiska.
Din yalnızca insan ile Tanrı arasında bir inanç sorunudur.Trosfrågor är i slutändan alltid en sak mellan den enskilde och Gud.
"Bu nasıl din bu nasıl inanç..."Kan väl en sådan tro frälsa någon?”
Ancak mutlaklık o inanç sistemine inananlar arasındadır.Motsvarande gäller bland troende inom ortodoxa kyrkan.
Fakat İslam dini onların bu inancını yıkarak şefaat edebilecek yegane gücün Allah olduğunu bildirmiştir.Han tackade Gud för att ha uppenbarat för honom sin Son på vilken han hade tro.
Yine Zerdüşt inancında olduğu gibi ateşi söndürmek günah sayılmakta ve ateşe su dökülmemektedir.De har bundit mig som havet, elden och vattnet inte kunnat göra.
İlgili Sayfalar