inanç ile cümle

inanç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ailesinin dini inançlarını reddetti, evli kadınlarla ve hayat kadınlarıyla ilişkiler kurdu.Ele morreu sob a nossa espada livre, com suas mulheres e seus filhos.
Tüm bu olaylara karşın, peygamberliğine olan inancı, düşüncelerini sürekli yaymasını sağladı.Entretanto, apesar do ódio dos inimigos da fé, sua glória permanece para sempre.
Cinlere olan inanç, asla Yahudiliğin ayrılmaz bir parçası değildi."O jogo do bem contra o mal nunca foi tão intrigante.
Bunu yapacak kadroya inancımız tam.Cliente nossa razão de ser.
Bunlardan ilki "Yüce Varlık"a olan inançtır.Há ainda quem acredite numa famosa "maldição".
Zerdüştlük inancına göre Tanrı kadın ve erkeği bir arada ve birbirine arkadaş olarak yaratmıştır.O Alcorão assinala que Deus criou homens e mulheres para serem companheiros uns dos outros e terem filhos.
Bazı inançlarda ölü gömülür, bazılarında ise yakılır.Sepultavam-se os mortos e, certas vezes, queimavam-se.
Hinduizm’in teist bir inanç olmasına karşın ateist bir ekole erken dönemlerde rastlanmaktadır.Por exemplo, um ateu hindu iria declarar-se como hindu, apesar de também ser, ao mesmo tempo, ateu.
Anastasia'nın dini inancı bilinmemektedir.Não se sabe o destino de Anastácia.
"Tanrı'ya inanıyorum, ama inançlı değilim."Eu não creio em Deus.
İnanca göre gençler ölmez, yüzyıllar boyunca uyumaya devam ederler.Caso não consigam até a noite seguinte ela passará a ficar dormindo por 100 anos.
Klamath inançlarına göre Mazama Dağı'nda yeraltında "Llao" adlı yeraltı tanrısı yaşamaktadır.Acredita-se que o deus Krishna "habita" no patchuli.
Katolik inancıyla ilgili konularda ve dinî, ahlâki meselelerin çözümünde yetkilidir.Tem poderes sobre assuntos de fé católica e para a decisão de assuntos eclesiásticos.
İnançların yorumunda yanlılık zekâ düzeyinden bağımsız olarak kalıcıdır.Vieses na interpretação de crenças são persistentes, independentemente do nível de inteligência.
İnanç, filmde on dokuz ayrı filmden alıntı olduğunu söyler.O físico diz ter visto nove discos diferentes lá.
(Kybele de büyük olasılıkla aynı inancın devamıdır.)(É provável que seja algo religioso).
Onüç sayısı Tanrı'nın rahmetini ve inanç ilkelerini simgeler.III - Intervenção de Deus nas Penas e Recompensas.
İnançlılara hizmet etmektedir.Em Defesa da Fé.
"Mormonluk" terimi, Mormonların inanç metinlerinden biri olan Mormon Kitabı'ndan türetilmiştir.As Palavras de Mórmon é um dos livros que compõem o Livro de Mormon.
Ana madde: Akide (din) Mâtürîdî 'nin inanç ilkeleri (akaid) ile ilgili en kapsamlı eseri Kitab üt-Tevhid'dir.Foram apresentados ainda vários versos do Alcorão e como o livro auxilia os fiéis a alcançar suas glórias.
Böylelikle Hurûfî inancına göre Tanrı, kendi ismi olan "Allah"ı insanın yüzüne nakşetmiş bulunmaktadır.Criou, pois, Deus o homem à sua imagem, à imagem de Deus o criou; homem e mulher os criou. _______ a.
İnançlarına göre günah işleyerek günahtan çıkılabilir.Ou dizendo a si mesmos que seus pecados eram justificáveis.
Ülkedeki diğer tüm inançlarda olduğu gibi bu politikayla da İslam köklü değişiklikler geçirdi.Como em todo movimento separatista, este também teve alguma oposição.
Nüfusun tamamı alevi inancına sahiptir.O Wikcionário tem o verbete Fé.
Katolik inançların egemen olduğu Fransa'da yaşamı tehlikeye girince İsviçre'ye kaçtı.Sua conduta durante a ocupação francesa da Suíça levou-o à morte.
İnancı hakkında: "Tanrı benim için birinci planda."Para os crentes, Deus está no princípio das coisas.
Ana tanrıça inancı, birçok kültürde farklı isimlerle yer alır.Por exemplo, as semelhanças entre os nomes de deuses em diferentes culturas.
Bugün bu inancın en canlı olduğu ülke Kore'dir.Essa é a necessidade agora, é o verdadeito estado GOA da mente.
İnanca göre dünyanın sonunda ışık ile karanlık ebediyen ayrılacaklardır.No fim, toda a Escuridão deve ser destruída e a Luz viverá em paz para toda a eternidade.
Bir başka inanca göre de Nuh'un oğlu Yafes, kenti bularak kente adını vermişti.Outra tradição é que Jafé, filho de Noé, fundou a cidade e que foi nomeada para ele.
Alışılmadık inançlara bağlı olmaya daha fazla meyillidirler.Ele os considera desnecessários à vida religiosa.
Yahudi inancına göre nar, doğruluğu simgeler.Para isso, no entendimento dos judeus, basta ser ético.
Meryem ve İsa, İslam inancında da kutsaldır.Jesus, Maria e José, aumentai a minha Fé.
1967 yılında Carol Schwartz ile evlendi ve Yahudi inancını aldı.In 1967 trouwde hij met Carol Schwartz en nam het Joodse geloof aan.
Babası bir rahip ve güçlü kişisel inançları olan bir Hristiyandı.Zijn vader was een priester met een sterk persoonlijk geloof.
Günah işlemiş ancak imanlı olan kişiler ise İslam inancına göre cehennemde bir müddet kalacaklardır.In de islam kennen de gelovigen ook een hel, het Djahannam, (Arabisch: جهنم).
Nama (Namu veya Yıma) - Altay inancında Nuh Peygamber veya benzer özellikler taşıyan bir kişi.De soera is vernoemd naar de profeet Nuh, die volgens de eerste aya naar zijn volk werd gezonden.
Bu husus, Dağ Ruhuna (Dağ İyesine) olan inançla bağlantılıdır.Behalve het geloof van een heer, dat bergen verzet.”
Susan, içindeki Narnia inancını kaybeder, bir daha Narnia'ya hiç dönmez.Behalve Susan want die geloofde niet meer in Narnia
İnanca göre gençler ölmez, yüzyıllar boyunca uyumaya devam ederler.De prinses zal niet sterven, maar honderd jaar slapen.
İnanç olarak köy dağıtılmadan önceki çoğunluğu Alevi dir ve Kureşan aşiretindendir.Het grootste deel van het vroegere Vleuten-De Meern behoort nu tot de Utrechtse wijk Vleuten-De Meern.
İsrail'de sadece inanç turizmi yoktur.De onaanraakbaarheid van mensen op vlak van geloof is niet alleen in Japan aanwezig.
Margaret da inançlı bir Metodist Hıristiyan olarak yetişti.Margaret werd opgevoed tot een strenge methodiste.
İşte bu döneme kabilelerin oluşumu, ilk sanat ve inançlarındaki (tapınma, ibadet) oluşması tesadüf ediyor.De bewoners geloven wat hij zegt en beginnen te vasten.
İnsanlar dünyadaki hareketlerine ve inançlarına göre cennete veya cehenneme giderler.Mensen kunnen na de dood, afhankelijk van hun aardse daden en geloof, naar de hel of naar het paradijs gaan.
Emunoth ve-Deoth (İnançlar ve Fikirler Kitabı) Gaon'un en önemli çalışmasıdır.Zijn belangrijkste werk is Emunoth ve-Deoth (Boek van overtuigingen en meningen).
Ayrıca Endonezya halkının öldükten sonraki yaşama olan inançlarını bildirir.Het impliceert ook dat het Indonesische volk gelooft in een leven na de dood.
İngiltere'de Hıristiyan inancıyla yetiştirildi.Hij werd opgevoed in het christelijk geloof.
Daha sonra İslam inancına sahip herkesi içine alan bir anlama kavuşmuştur.Iedereen heeft echter een idee van wat met religie bedoeld wordt.
Yahudi tarihi, Yahudi halkının, inancının ve kültürünün tarihidir.De Joodse geschiedenis is de geschiedenis van het Joodse volk, de joodse religie en de Joodse cultuur.
Bu anlamda tekrar dirilme inançları vardır.Hierdoor kan men weer morele overtuigingen hebben.
Zerdüşt'ün felsefi inancı dünyanın beş temel elementten oluştuğunu belirtir.Aanhangers van het Elementalic geloven dat alles wat er bestaat, bestaat uit 5 elementen.
İnanca göre dünyanın sonunda ışık ile karanlık ebediyen ayrılacaklardır.Op die wijze zal de definitieve scheiding tussen licht en duisternis tot in de eeuwigheid gerealiseerd zijn.
Bir kişi böylece bir inancı ifade ettiğinde, o artık bir Hristiyan olmuştur.Dankzij ieder van hen ben ik een betere christen geworden.
Nemorino sahneye gelir ve noterin içeri girdiğini görünce Adina'yı kaybettiğine inancı artar.Dan komt Nemorino ten tonele, hij heeft de notaris gezien en realiseert zich dat hij Adina kwijt is.
Protestan inancıyla yetiştirildi.Hij werd opgevoed door een Protestantse geestelijke.
Çoğunluğu İslâm inancını benimsemişlerdir.Die zekerheden waren ook bij hem grotendeels op geloof gebaseerd.
Her halkın kendi dili, inancı ve kültürü vardı.Deze hebben elk hun eigen taal en cultuur.
Şii İslam Azerbaycan'da en büyük inançtır.De islam is de belangrijkste religie in Azerbeidzjan.
Tevhîd inancına göre evrende olan bütün her şey Allah tarafından yaratılır.Ieder moment schept God alles dat is uit het niets tevoorschijn.
İlgili Sayfalar