inanç ile cümle

inanç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Senin batıl inançlı olduğunu bilmiyordum.I didn't know you were superstitious.
Tom'a tam bir inancım var.I have complete faith in Tom.
Sana inancım tam.I have complete faith in you.
Tom'un bunu aşacağına inancım tam.I'm sure Tom will get over it.
İnançlarım uğruna hiçbir zaman ölmezdim çünkü yanılıyor olabilirim.I would never die for my beliefs because I might be wrong.
İçinizdeki inancı asla kaybetmeyin... Yapmak istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz.Never lose faith in yourself. You can do everything you want to do.
Ben tüm hayatım boyunca, batıl inanca karşı savaştım.My whole life long, I fought against superstition.
İnanç ve güven arasındaki fark nedir?What's the difference between faith and trust?
Kendinizde yeterince inancınız yok.You don't have enough faith in yourself.
Onun yeteneklerine tam bir inancım var.I have complete faith in his abilities.
Şimdi benim inanç konusunda gerçekten kafam karıştı.I'm really confused about my faith right now.
Birbirimizin inançlarına saygı göstermeliyiz.We should respect each other's beliefs.
Her birinize inancım var.I have faith in each and every one of you.
İnanç kanıt olmadan kesin olan şeydir.Faith is certainty without evidence.
Hükümet başkanı, halka inanç telkin etmeli.The head of the government must inspire the faith of the people.
Kabul ediyorum, cesur değilim ama batıl inançlı değilim.I'm not brave, I admit; but I'm not superstitious.
Tom senin için çok fazla inanca sahip.Tom has a lot of faith in you.
Matematikte hiçbir inanç yoktur.There are no creeds in mathematics.
Tom'un, patronuna tam inancı vardır.Tom has complete faith in his boss.
Asla batıl inançlı bir insan olmadım.I've never been a superstitious person.
Senin inançların nelerdir?What are your beliefs?
Bazı yorumları okurken, insanlar insanlığa olan inançlarını tamamen kaybedebilirler.When reading certain comments, people can completely lose faith in humanity.
Ben inançsız değilim.I'm not a disbeliever.
Adalete olan inancımı kaybetmeme izin verme.Don't let me lose faith in justice.
Benim onlara tam inancım var.I have complete faith in them.
Benim ona tam inancım var.I have complete faith in him.
Dan'ın Allah'a güçlü bir inancı vardı.Dan had a strong faith in God.
Dan ırkçı inançlarını halkın önünde dile getirdi.Dan expressed his racist beliefs in public.
Siz batıl inançlı mısınız?Are you superstitious?
Batıl inançları olan bir kişi misiniz?Are you a superstitious person?
Onlar hiçbir ahlaki inancı olmayan insanlardır.They are persons with no moral conscience.
Biz insanlığa olan inancımızı kaybettik.We've lost faith in humanity.
Tom inançlı değildir.Tom is not religious.
Ona inancım yok.I don't believe in that.
O benim sahip olmadığım bir şeye sahip: inançHe has something that I don't: faith.
İnanç dağları kımıldatabilir.Belief can move mountains.
Tom'un bir inanç krizi vardı.Tom had a crisis of faith.
Bu benim inancım, bu iletişim bir insan hakkıdır.It is my belief, that communication is a human right.
Ben batıl inançları olan biri değilim.I'm not superstitious.
Bu, inancın ötesinde.It's beyong belief.
Tom'a çok inancım var.I have a lot of faith in Tom.
Benim sana çok inancım var.I have a lot of faith in you.
Bu bölgede dini inanç ağır basar.Religious belief predominates in this region.
Sen en derin, en içten inançlarını nerede edindin?Where did you acquire your deepest, most heartfelt beliefs?
Onun çok derin inancı var.He has very deep convictions.
Çok derin inancım var.I have very deep convictions.
Çok derin inancı var.She has very deep convictions.
Çok derin inançları var.They have very deep convictions.
Çok derin inancımız var.We have very deep convictions.
Hiç inancı yoktur.He doesn't have any deep convictions.
Hiç inançları yoktur.They don't have any deep convictions.
Hiç inancımız yoktur.We don't have any deep convictions.
Dedem batıl inançlıydı.My grandfather was superstitious.
Sanırım Tom'un Mary'ye çok inancı var.I think Tom has a lot of faith in Mary.
İnanç, imkansızı denemenize izin verir. Ancak şüphe, sizi mümkün olandan bile alıkoyar.Faith lets you try the impossible. Doubt, however, deters you even from the possible.
Tom'un sesinde büyük bir inanç vardı.There was great conviction in Tom's voice.
İnsanlara karşı çok inancım var.I have a lot of faith in people.
Tom'a olan inancımızı kaybetmedik.We haven't lost our faith in Tom.
Tom'u bulacaklarına inancım var.I have faith they'll find Tom.
Sezimize çok fazla inanç koyduk.We put too much faith in our intuition.
İlgili Sayfalar