inanç ile cümle

inanç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
İnançlarına göre Yehova sadece İsrâiloğulları'na şefaat eden, kıskanç bir Tanrı'dır.Ils pensent que le Rabbin Israel est devenu le Rabbin Nahman.
İnanç bakımından Sih, Hindu ve Müslümandırlar.Pardonne aux Croyants et aux Croyantes)).
Reformist Yahudilik inancıyla yetiştirildi.Il a été élevé dans le judaïsme réformiste.
İnançlarına göre günah işleyerek günahtan çıkılabilir.Ses membres pensaient pouvoir vaincre le péché par le péché.
Katolik inancının icra edilmesi yasaklanır.Le culte catholique est interdit.
Hükümdar, onları çağırıp tehdit eder, onlarsa inançlarından ayrılmak istemezler.Mais comment feront-ils appel à lui s’ils n’ont pas cru en lui ?
(28 Temel İnanç (Yedinci Gün Adventist) hakkında ayrıntılı bilgi edinin.)Article détaillé : 28 croyances fondamentales adventistes.
Bu batıl inanç hâlâ öylesine güçlüdür ki, bazı kimseler 13 kişiyi aynı masaya oturtmaktan kaçınır.Cela semble être à l'origine du soin que beaucoup encore mettent à ne pas être treize à table.
Fakat Monako'da inanç konusunda özgürlük vardır.En ce qui concerne la religion, la liberté de culte existe au Panama.
Kuş, inançsızlara tepeden bakarak onlara ateş ve gök gürültüsü savurdu.L'oiseau scruta les infidèles et lança sur eux le feu et le tonnerre.
Ancak Basri oğlunun bir gün geriye döneceğine olan inancını asla yitirmemiştir.Malgré tout, Basile ne désespère pas de retrouver un jour son fils en vie.
Pastafaryan inanç sistemine göre, korsanlar "mutlak kutsallıktaki varlıklar"dır ve gerçek Pastafaryanlardır.Selon le pastafarisme, les pirates sont les premiers pastafariens, des « êtres absolument divins ».
Kendisi Budist inancına sahiptir.Il est de confession bouddhiste.
Emunoth ve-Deoth (İnançlar ve Fikirler Kitabı) Gaon'un en önemli çalışmasıdır.Son œuvre la plus importante est Emunot ve-Deot (Le Livre des Croyances et des Opinions).
Böylece inancı yerine gelir.Il retourne alors à la foi.
Çoğunluğu İslâm inancını benimsemişlerdir.La plupart d'entre eux croient en la Trinité.
Cinlere olan inanç, asla Yahudiliğin ayrılmaz bir parçası değildi.La foi qu'on a eue ne doit jamais être une chaîne.
İslâm inancında bu sebeple “iyilikler Allah'tan bilindiği gibi kötülükler de Allah'tandır” denilir.Ya’qubi dit : « Il fut le meilleur et le plus instruit dans la religion d’Allah.
Fides, Roma mitolojisinde inanç, vefa ve sadakatin tanrıçasıydı.Dans la mythologie romaine, Fides ou Fidès ou Fidélité était la déesse de la bonne foi et de l'honneur.
İnançlılara hizmet etmektedir.Elle entraîne la foi.
Seçildiğinde inançlı bir komünist olduğunu belirtmiştir.À cette époque, c'est un communiste convaincu.
Ona göre ideoloji ve siyaset, mantıksal düşüncenin olduğu kadar inancın da bir ürünüydü.C'était une religion tout autant qu'une idéologie politique.
1842 yılında, Quaker inancını bırakıp Üniteryen düşüncesini benimsemiştir.En 1842, elle abandonne la foi quaker pour suivre les principes Unitaristes.
'İnanç sorusunun' doğru cevabı Sally’nin sepetini göstermektir.Pour « réussir » le test, l'enfant doit indiquer le panier de Sally.
Onun görüşüne göre sevgi dini duygu ile, inançla değil, akıl ile aynıdır.Il ajoute qu'à ses yeux l'amour n'a pas de genre, ni religion.
Bu belli bir inanca sahip olduklarının göstergesidir.C'est un signe de la grande confiance dont il jouit déjà.
1980'li yıllarda Katoliklik inancına yöneldi.Dans les années 1980, il se convertit au catholicisme.
Protestan inancıyla yetiştirildi.Il est élevé dans la foi protestante.
Nama (Namu veya Yıma) - Altay inancında Nuh Peygamber veya benzer özellikler taşıyan bir kişi.163: « Nous t’avons fait une révélation comme Nous fîmes à Noé et aux prophètes après lui.
Ancak, inançlarına sahip çıkarak ödün vermemişlerdir.Mais leurs supérieurs n'y croient pas.
Annesi ise Yahudidir ve Westfeld Yahudi inancına göre yetiştirilmiştir.Sa mère était juive et Mara fut élevée dans la religion juive.
Birçoğu onun politik inançları ve ekonomik zenginliğinin kesişmesiyle ilgilidir.Il critique notamment les notions d'efficacité économique et de rationalité économique.
İnanç olarak Anglikan'dır.Profession de foi en anglais.
Kırşehir Yöresi Abdallarının Din'i İnançları Üzerine Bir Araştırma.Un regard pastoral sur les communautés Ecclesia Dei.
28. Brunei Sultanı tarafından yaptırılmış ve Brunei'deki islam inancının sembollerinden biri haline gelmiştir.Au cours du 15e siècle le souverain de Brunei se convertit à l'Islam et prend le titre de sultan de Brunei.
Her halkın kendi dili, inancı ve kültürü vardı.Ils ont leur propre langue et leur propre culture.
Din yalnızca insan ile Tanrı arasında bir inanç sorunudur.Le seul lien possible entre Dieu et les hommes est la foi.
Bu inancı Göktürkler arasında yaymaya çalıştı.C'est cette conviction que nous avons essayé de propager autour de nous.
Büyük Hayal Kırıklığının ardından Millercilerin çoğu inançlarını bıraktı.Avant le grand désappointement, de nombreux millérites furent expulsés de leurs confessions religieuses.
Aksine onu inançlarına davet ederler.Ses opposants feignent de le croire.
Gemi personelinin güveni kendine gelmişti, kısa bir süre içinde güvende olacaklarına dair inançları tamdı.Les marins avaient donc toutes les raisons de croire que les secours seraient rapidement sur place.
Kimsenin inancını hor görmeyeceksin.Elle n'exclut personne pour ses croyances.
Eski Türk inancında, Tavus Kuşu güneşi temsil ederdi.Dans la Grèce antique, le paon était le symbole du Soleil.
Etiyopya'da din, birçok inançtan oluşur.En Éthiopie, plusieurs religions sont pratiquées.
Ömer Tuğrul İnançer (d.'Zacharias') Credo Du vilage (A.
Ancak Ortodoks inancına mensup kişilerin büyük bir bölümü düzenli olarak kiliseye gitmemektedirler.Toutefois, la grande majorité des orthodoxes sont peu pratiquants et ne vont pas à l'église régulièrement.
Bu inancın kökeninin Keysanîlik'ten etkilenerek ortaya çıktığı sanılmaktadır.Ce serment, on l’a vu, est fondamental dans les croyances Kikuyus.
Bu anlamda tekrar dirilme inançları vardır.On assiste ainsi à la résurgence de certaines croyances.
İnanç konusunda ise, farklı mezheplerin farklı görüşleri bulunmaktadır.Cela se produit quand les personnes ont des points de vue différents de la parole.
Yine de eski inançlar bütünüyle silinmedi.La philosophie antique ne disparaît toutefois pas complètement.
Daha önceki dönemlerde Berberilerin dini inançları çoktanrıcılık ve animizm bileşimidir.Pour les Pères de l'Église chrétienne, la beauté est vanité et tentation.
Pasquale çok derin bir Katolik Hristiyan inanca sahipti.Reek a toujours eu une population catholique très religieuse.
Çünkü Altaylılar'ın inançlarına göre Erlik, kötü (zayıf ve sakat) kurbanlardan hoşlanır.De même, les sikhs ne croient pas en l'adoration des idoles, dans les rituels ou les superstitions.
Modern dünyanın özgür inançsal tavrını sergiler.Il pensiero libertario contemporaneo.
Bu durum, yılanın bilgeliğine olan eski inancın izlerini taşır.La statue est flanquée des serpents de la Sagesse.
Vika, duoteistik Tanrı ve Tanrıça inancı olarak tanımlanır.Shiva est décrit à la fois comme divinité de destruction et divinité créatrice.
İnanç biçimininde sorgulandığı bir kitap olması nedeniyle öne çıkmaktadır.Il est excommunié après la parution de son livre Paroles d'un croyant.
Bunlar sosyal hareketlilik ve sosyal değişim inançlarıdır.Y a-t-il des liens entre croissance et changement social ?
İran kültüründeki Şeşe (ششه) inancı ile de doğrudan alakalıdır.Des raisons culturelles entrent aussi en compte (religion).
Ve buna çözüm olarak inancı ileri sürdü.En réponse à cette question, la création vint à l'existence.
İlgili Sayfalar