Augustus: The Life of Rome's First Emperor(Augustus:Roma'nın ilk imparatorunun hayatı).Augustus: First Emperor of Rome (باللغة الإنجليزية).
İlk üçlemede imparatorun adı ve asıl gezegeni belirtilmemişti.كانت أول إمبراطورية قيل أن الشمس لا تغيب عنها.
Sonuç olarak, ilk imparatorun birçok harika heykeli ve büstü vardır.وبالتالي، كان هناك العديد من التماثيل والتماثيل النصفية الممتازة للإمبراطور الأول.
Ancak ertesi yıl 16 Mart günü imparatorun kendisi de Aetius'un yandaşı iki barbar tarafından öldürüldü.وفي السنة اللاحقة قتل الإمبراطور نفسه على يد تابعين برابرة لأيتيوس.
Theofano, yeni imparatorun karısı olma umudunu yanlış hesaplamıştı.وبعد أن أصبحت ثيافونو زوجة للامبراطورة الجديدة بدأت تحاسب على اخطائها.
Bizanslı tarihçiler imparatorun eylemlerinden dolayı öfkelidirler.Os historiadores bizantinos estavam indignados pelas ações do imperador.
Theofanis, üçüncü kez evlenen imparatorun varlığının sıra dışı olduğunu vurgular.Teófanes lembra que a existência de um imperador casado por três vezes era rara.
Theofano, yeni imparatorun karısı olma umudunu yanlış hesaplamıştı.Porém, Teófana calculou muito mal suas chances de se tornar a esposa do novo imperador.
Yeni imparatorun tac giyme töreni Aya Sofya kilisesinde 16 Mayıs 1204 tarihinde olmuştur.A coroação do novo imperador ocorreu na Igreja de Santa Sofia em 16 de maio de 1204.
Xiphilinus, çalışmasını her bölüm bir imparatorun hayatını kapsayacak şekilde bölümlere ayırmıştır.Xifilino dividiu a obra em seções, cada uma contendo a vida de um imperador.
Sonuç olarak, ilk imparatorun birçok harika heykeli ve büstü vardır.Consequentemente, há muitas estátuas e bustos excelentes do primeiro imperador.
Claudius'un Lyon tabletindeki konuşmasını bile imparatorun kişiliğini yansıtmayacak şekilde düzenlemişti.Até mesmo a sua versão do discurso dado por Cláudio em Lyon é apagado o rasto da personalidade do imperador.
Her iki imparatorun bahşişleriyle ortam sakinleşti ama huzursuzluk geçmedi.Com ambos os imperadores presentes, a siuação acalmou, mas a dificuldade permaneceu.
Otoritenin bir kralın veya bir imparatorun elinde olduğu yönetim türüdür.A carruagem é dirigida por um rei, ou imperador.
Nero, Tiberius'un en büyük evlatlık torunuydu ve imparatorun en gözde varisi olarak görülüyordu.Nero passou então a ser o neto adotivo mais velho de Tibério e era visto como seu mais óbvio sucessor.
Kocasının ölümünden sonra imparatorun metresi olmuştur.Ela se tornou amante do imperador após a morte dele.
1139 yılında İoannis, imparatorun Küçük Asya seferine katıldı.Em 1139, João acompanhou o imperador em campanha na Ásia Menor.
Yeni imparatorun karşılaştığı ilk büyük sorun devlet hazinesinin boşaltılmış olmasıdır.O problema mais urgente que enfrentava o imperador era a escassez de recursos deixados no cofre imperial.
Romanos'un isteği ile, Hristoforos dört kıdemsiz imparatorun en kıdemlisi oldu.Com a graça de Romano, Cristóvão era considerado o mais sênior dos quatro co-imperadores juniores.
İmparatorluğun Doğu'da hayatta kalışı, imparatorun Kilise işleri üzerinde aktif rol almasını garantiledi.Het overleven van het Rijk in het oosten zorgde ervoor dat de keizer een belangrijke rol speelde in de Kerk.
Oyuncu karakteri yakın zamanda ölen bir imparatorun evlilik dışı doğmuş oğludur.Het personage van de speler is de bastaard zoon van een pas overleden keizer.
Theofano, yeni imparatorun karısı olma umudunu yanlış hesaplamıştı.Toch had Theophano zich ernstig misrekend in haar verwachting de vrouw van de nieuwe heerser te worden.
Göktürkler Çin imparatorunun bu önerisini kabul edip geri dönmüşlerdir.Dit voorstel werd ondersteund door de Chinese keizer.
Tenno: Japonlarda imparatorun karşılığı.Bladeren van de Japanse keizereik.
Bu karakterler imparatorun üç kızıdır.Met hem vergingen de drie keizerlijke juwelen.
Mevcut imparatorun hüküm süresi temelli Japon dönem ismi (年号, nengō).In Japan wordt dit systeem nog steeds gebruikt (nengo, 年号, letterlijk jaarnaam).
İmparatorluğun Doğu'da hayatta kalışı, imparatorun Kilise işleri üzerinde aktif rol almasını garantiledi.Przetrwanie Cesarstwa na Wschodzie zapewniło cesarzowi czynny udział w sprawach kościelnych.
Babası imparatorun başeczacısıydı.Jego ojciec był cesarsko-królewskim prokuratorem.
Bizans imparatorunun mağlubiyeti.Upadek cesarstwa Bizantyjskiego.
Çin imparatorunu durdurabilecek kadar da güçlüsün.Był przedostatnim cesarzem Chin.
Roma, genç imparatorun bu durumla nasıl başa çıkacağı konusunda kaygılıydı.Det rådde oro i Rom över huruvida den unge kejsaren skulle kunna hantera situationen.
Sonrasında imparatorun davetiyle Hindistan'a gitti.Han reste sedan till Ryssland på inbjudan av kejsarinnan Katarina.
Tenno: Japonlarda imparatorun karşılığı.Вручення Імператорської премії Японії.
İdari işlerle imparatorun kendisi uğraşıyordu ve ona bu işte İmparatorluk Sarayı Bakanı yardım etmekteydi.Адміністративними питаннями займався імператор, якому допомагав голова Міністерства імператорського двору.
Hikayesi şöyledir: Eski zamanlarda Çin imparatorunun güzeller güzeli bir kızı varmış.В ній розповідається про те, що колись давно у пана була чарівна донька.
Kuşatılan şehirden kaçmak isteyen imparatorun denemeleri başarısızlıkla sonuçlanır.Спроби імператриці Сє згуртувати населення навколо імператора не дали результату.
"Henüz sizin imparatorunuzdum" son ve bilindiği kadarıyla Vitellius'un en asil sözü oldu.«І все ж я був колись ваш імператор» — були останні слова Вітеллія.
Vasallar, imparatorun mutlak otoritesini kabul etmiyorlardı.Neznal způsob, jak přemrštěné císařské požadavky splnit.
Sonrasında imparatorun davetiyle Hindistan'a gitti.Poté odešel s císařským dvorem do Prahy.
Önceleri yerli idareciler ile imparatorun araları iyi idi.Mezi adoptivními císaři panoval jako druhý v pořadí.
Yeni imparatorun karşılaştığı ilk büyük sorun devlet hazinesinin boşaltılmış olmasıdır.Cea mai urgentă problemă cu care s-a confruntat noul împărat a fost lipsa de resurse în trezoreria imperiului.
Vasallar, imparatorun mutlak otoritesini kabul etmiyorlardı.Juriștii bizantini au recunoscut autoritatea absolută a voinței împăratului.
Alman imparatoruna "kayzer" denir.A fost ales „Deutscher Kaiser” (Împărat german).
Mahkemeden sonra, imparatorun gazabını çekmiştir.A Birodalom bukása után népe megbocsátott neki.
Babası imparatorun başeczacısıydı.Édesapja hercegi főerdész volt.
Tanrı, mükemmel olduğu için, imparatorunda kusursuz olması gerekmekteydi.Ha Isten tökéletes, honnan a világ tökéletlensége?
Bu karakterler imparatorun üç kızıdır.A három kisebb alak a királyi pár három lányát ábrázolja.
Elbette bu komplolara verilen karşılıklar senato ile imparatorun arasındaki ilişkileri zayıflatmıştı.A rendezetlen trónöröklés miatt a viszony ekkor a császár és Soa királya között megromlott.
Bu görevde imparatorun ölümüne kadar kalmıştır.Az összetűzések a császár haláláig folytatódtak.
Kocasının ölümünden sonra imparatorun metresi olmuştur.Férje halála után Erdély uralkodója lett.
Çin imparatorunu durdurabilecek kadar da güçlüsün.Hän oli mukana kaatamassa Kiinan keisarisukua.
Bu karakterler imparatorun üç kızıdır.Kolmesta tyttärestä tuli kaikista keisarinnan hovineitejä.
Ancak Bizans imparatorunun talebi üzerine 1154 Mart’ında yeniden Kilikya seferine çıktı.Kuningatar oli kuitenkin 6. helmikuuta 1651 päättänyt paeta jälleen kerran.
Kocasının ölümünden sonra imparatorun metresi olmuştur.Έγινε ερωμένη στον αυτοκράτορα μετά το θάνατο του συζύγου της.
Xiphilinus, çalışmasını her bölüm bir imparatorun hayatını kapsayacak şekilde bölümlere ayırmıştır.Ο Ξιφιλίνος διαίρεσε το έργο του σε τμήματα που το καθένα εξιστορεί τις ζωές Ρωμαίων αυτοκρατόρων.
Tanrı, mükemmel olduğu için, imparatorunda kusursuz olması gerekmekteydi.Ήταν προφανώς δικαιολογία γιατί ο αυτοκράτορας έπρεπε να είναι αρτιμελής.
Birkaç kere Viyana giderek orada imparatorun müzisyeni olma araştırmaları yaptı.Άλλες φορές τραγουδούσαν με αυτοσχεδιασμό διασκεδάζοντας τον Αυτοκράτορα.
Hangi yeğen yastığının altında bu pusulayı bulursa o imparatorun varisi olacaktı.Αυτός στου οποίου το δοχείο θα ερχόταν το ψάρι θα ήταν ο νέος ηγούμενος.
Savaş bu iki imparatorun son karşılaşmasıydı.Ήταν "η μάχη των τριών αυτοκρατόρων".
Üvey annesi Efrosini 16 yaşındaki imparatorun bazı kararların hala alıyordu.Ως μητριά του, η Ευφροσύνη ήταν ακόμη σε θέση να πάρει κάποιες αποφάσεις για τον δεκαεξάχρονο Αυτοκράτορα.