Ayrıca imparatorun bir takım tutması da kabalık kabul edilirdi.Επιπροσθέτως, θεωρούταν ανάρμοστο να υποστηρίζει ο αυτοκράτορας συγκεκριμένη ομάδα.
Mahkemeden sonra, imparatorun gazabını çekmiştir.Sagen var dermed klar, majestætsfornærmelse.
Savaş bu iki imparatorun son karşılaşmasıydı.Krigen var den sidste mellem de to lande.
Helena, kıdemsiz ortak imparatorun karısı oldu.Serena var ikke bare en tilfældig slægtning til kejseren.
Ama eski imparatorun 5 kardeşi de pek yeteneksizlerdi.De første kendte medlemmer af slægten var fem brødre.
Nero, Tiberius'un en büyük evlatlık torunuydu ve imparatorun en gözde varisi olarak görülüyordu.Nero var den eldste adopterte sønnesønn av Tiberius, og ble sett på son keiserens mest opplagte etterfølger.
Papa II. İnnocentius bile bu Alman imparatorunun dünya üzerinde üstünlük kurmak için isteklerindne korkmuştu.Selv pave Innocent III var skremt av den tyske keiserens krav på verdensherredømme.
Sütun başlığının üzerinde ise, heykel kürsüsü ve imparatorun heykeli bulunmaktaydı.På toppen av søylen sto en statue av keiseren.
Mihrace: Hindistan'da imparatorun karşılığı.Ordenen belønnet fortjenester av keiserriket India.
Ancak ertesi yıl 16 Mart günü imparatorun kendisi de Aetius'un yandaşı iki barbar tarafından öldürüldü.Den 16. mars 455 ble keiseren selv myrdet av to ikke-romerske tilhengere av Aetius.
Sonuç olarak, ilk imparatorun birçok harika heykeli ve büstü vardır.Av den grunn er det mange fortreffelige statuer og byster av den første keiser.
İlk beş imparatorun yönetimleri birbirine benzerdi.For de første fem faraoer er kildene rimelig enige.
Savaş bu iki imparatorun son karşılaşmasıydı.Pertempuran tersebut merupakan pertarungan terakhir antara dua kaisar tersebut.
İmparatorluğun Doğu'da hayatta kalışı, imparatorun Kilise işleri üzerinde aktif rol almasını garantiledi.Kelangsungan hidup kekaisaran memastikan peran aktif kaisar dalam urusan gereja.
Theofanis, üçüncü kez evlenen imparatorun varlığının sıra dışı olduğunu vurgular.Pernikahan ketiga kalinya oleh kaisar ini merupakan sesuatu yang tidak biasa.
Ama eski imparatorun 5 kardeşi de pek yeteneksizlerdi.Lima bersaudara putera-putera dari Maharaja Pandu Dewata.
Mihrace: Hindistan'da imparatorun karşılığı.Gelar untuk kaisar di anak benua India.
Sonrasında imparatorun davetiyle Hindistan'a gitti.Sesudah itu ia pulang ke Kaisarea.
Ayrıca imparatorun bir takım tutması da kabalık kabul edilirdi.Jawaban yang diberikan pangeran pun sangat memuaskan.
İlk beş imparatorun yönetimleri birbirine benzerdi.Untuk lima raja pertama, sumber-sumber cukup berpandangan sama.
Her iki imparatorun bahşişleriyle ortam sakinleşti ama huzursuzluk geçmedi.Với cả hai hoàng đế hiện tại, tình hình đã có phần lắng dịu nhưng sự lo lắng vẫn còn để lại.
Tüm bunlar yeni imparatorun popülaritesini tüketiyordu.Mọi người đều cất tiếng khen ngơi bộ y phục mới của hoàng đế.
Bunun sebebi ise imparatorun kardeşinin İtalya'da uyguladığı liberal politikalardan rahatsız olmasıydı.皇帝はイタリアでの弟による自由主義政策の実行に怒った。
Ancak ertesi yıl 16 Mart günü imparatorun kendisi de Aetius'un yandaşı iki barbar tarafından öldürüldü.翌年3月16日、ウァレンティニアヌスは、アエティウスと同じく蛮族出身だったアエティウスの後任者2名によって暗殺された。
Hikayesi şöyledir: Eski zamanlarda Çin imparatorunun güzeller güzeli bir kızı varmış.むかしむかし、とある国にそれはそれは美しいお姫様がいました。
24 Ekim'de imparatorluk askerleri Namur şehrini alarak Namur eyaletini imparatorun yetkisini tanımaya zorladı.10月24日に帝国の軍隊はナミュールを占領し、ナミュール州に皇帝の支配を認めさせた。
Elbette bu komplolara verilen karşılıklar senato ile imparatorun arasındaki ilişkileri zayıflatmıştı.そのため治世末期、皇帝と元老院の関係は緊張していた。
Babası imparatorun başeczacısıydı.父は亀山天皇。
Bunun sebebi ise imparatorun kardeşinin İtalya'da uyguladığı liberal politikalardan rahatsız olmasıydı.因为皇帝对他在意大利实施自由主义政策很是不满。
Ben, imparatorun çok lütfunu gördüm ve her şeyimle bu lütuflara karşılık vermeye hazırım.我接收了皇帝的很多恩典,我没有什么可报答的。
Hangi yeğen yastığının altında bu pusulayı bulursa o imparatorun varisi olacaktı.当了皇帝后碰到誰的珠子那此珠子屬于你的了。
İmparatorluğun Doğu'da hayatta kalışı, imparatorun Kilise işleri üzerinde aktif rol almasını garantiledi.동방에서 제국이 존속하면서, 황제는 교회의 일에 적극인 역할을 수행하였다.
Diyet teorik olarak imparatorun üstünde idi.이론적으로는 의회가 황제보다 지위가 높았다.
Ancak ertesi yıl 16 Mart günü imparatorun kendisi de Aetius'un yandaşı iki barbar tarafından öldürüldü.그리고 이듬해 3월 16일에 플라비우스 아이티우스의 야만족 출신 후임 2인에 의해 황제 자신도 암살당했다.
Çar: Ruslarda imparatorun karşılığı.베이더 : 루크, 넌 황제를 죽일 수 있다.
Mihrace: Hindistan'da imparatorun karşılığı.인도에 반한 죄 다.
Xiphilinus, çalışmasını her bölüm bir imparatorun hayatını kapsayacak şekilde bölümlere ayırmıştır.קסיפילינוס חילק את יצירתו לכמה חלקים, כל חלק הוקדש לחייו של קיסר אחד.
1789 yılında Avusturya Hollandası'nda imparatorun merkeziyetçi politikalarına karşı bir halk isyanı başladı.ב-1789 פרץ מרד עממי בארצות השפלה האוסטריות בתגובה למדיניות הריכוזית של הקיסר.
Bizanslı tarihçiler imparatorun eylemlerinden dolayı öfkelidirler.נאמר כי אף קיסר היה לעיתים מרוגז בשל התנהגותו.
24 Ekim'de imparatorluk askerleri Namur şehrini alarak Namur eyaletini imparatorun yetkisini tanımaya zorladı.ב-24 באוקטובר כבשו חילות קיסריים את נאמור, ואילצו את מחוז נאמור להכיר בסמכותו של הקיסר.
Ama eski imparatorun 5 kardeşi de pek yeteneksizlerdi.כרבע מראשי המשפחות היו זקנים ולא כשירים לעבוד.
1139 yılında İoannis, imparatorun Küçük Asya seferine katıldı.През 1139 г. Йоан Комнин придружава императора по време на един от походите му в Мала Азия.
İlk beş imparatorun yönetimleri birbirine benzerdi.Царуването на първите петима императори е удивително еднакво.
Yeni imparatorun karşılaştığı ilk büyük sorun devlet hazinesinin boşaltılmış olmasıdır.Най-наболелият проблем пред новия император са оскъдните средства, останали в имперската хазна.
Selevkos'tan yelkenliyle yola çıktıktan sonra imparatorun sağlığı daha da kötüye gitmeye başladı.Макар и да се спасява от заговорите за трона, здравето на императора се влошава.
Üvey annesi Efrosini 16 yaşındaki imparatorun bazı kararların hala alıyordu.Като втора майка на Теофил Ефросина оказва известно влияние върху шестнадесетгодишния император.
Bu görevde imparatorun ölümüne kadar kalmıştır.Na dužnosti biskupa ostaje do smrti.
Elbette bu komplolara verilen karşılıklar senato ile imparatorun arasındaki ilişkileri zayıflatmıştı.U ovom dvojstvu lijepo je simbolizirana povezanost vladara i senata.
Krum, büyük başarısını imparatorun kafatasını şarap kadehi yaparak kutlamıştır.Krum si potom z jeho lebky nechal urobiť pohár na víno.
Çin imparatorunu durdurabilecek kadar da güçlüsün.Reprezentovalo vzdialeného a nedotknuteľného čínskeho cisára.
Çar: Ruslarda imparatorun karşılığı.Odpovedali: Cisárov!
Mayıs 830 tarihinde yapılan gösteride, Theodora imparatorun eşi olarak seçildi.Na predstavi, ki je potekala maja 830, je bila za cesarjevo nevesto izbrana Teodora.
O güne kadar kendi çıkarına kullandığı imparatorun paranoyası kendi aleyhine döndü.Cesarjeva paranoja, ki jo je s pridom uporabljaj v svojo korist, se je zdaj obrnila proti njemu.
Jin ise gelişimsel olarak engelli bir imparatorun tahta çıkmasıyla halk savaşı sırasında çöktü.Jin so padli v državljansko vojno ob vzponu razvojno nesposobnega cesarja.
İki muhalif Doğu Roma imparatorunun savaşı Procopius'un yenilgisine kadar sürdü.Vojne med rivalskima vzhodnima cesarjema se je nadaljevala do Prokopijevega poraza.
Eserinde imparatorun ağzından bir alıntı yoktur.Cesarski položaj v listini ni bil omenjen.
Portakal rengi pul imparatorun tacını gösteriyordu.Barva je verjetno nakazovala cesarsko naravo dela.
Kocasının ölümünden sonra imparatorun metresi olmuştur.Po stričevi smrti je postal še notar.
Sonuç olarak, ilk imparatorun birçok harika heykeli ve büstü vardır.V času naslednjih mogulskih imperatorjev je bilo zgrajenih veliko znamenitih vrtov, mošej in palač.
Julia Mamaea meziyetli bir kadındı ve genç imparatorun etrafını akıllı danışmanlarla çevirmişti.Julija Mamėja buvo labai dorybinga ir apsupo imperatorių su išmintingais patarėjais.