imkansız ile cümle
imkansız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Dünya devrimi gerçekleşmeden tek bir ülkede gerçek bir sosyalist düzen kurulması imkânsızdı.因此这本书认为除非资本主义进行改革,否则真正的民主秩序将受到威胁。
Böyle filmler yapmak hiç de zor değil; ama iyi yapmak neredeyse imkansız," dedi.聽著,發行超過臨界電影不是完美的,但我不能揣測,這是一部好電影,你們這些傢伙」。
Bir olay süreç içerisinde gerçekleşmezse, olasılığı 0'dır, yani imkânsızdır.因此如果这样的话,概率为0的事件不但是可能发生的,而且必然会发生。
Ancak maddi imkânsızlıklar nedeniyle okuyamaz ve Adana’ya dönmek durumunda kalır.在醫學上已經無藥可救,唯一的辦法就是回到蘇迪亞。
Bu görüşe göre, seyahat edecek bir geçmiş ya da gelecek olmadığı için zamanda yolculuk imkânsızdır.這種觀點認為不存在可以前往的未來和過去,因此不可能進行時間旅行。
"İmkansızı mümkün hale getiren adam" olarak bilinir.자칭 '불가능을 가능케하는 남자'.
Mümkünatın hudutlarını keşfetmenin tek yolu, imkânsız alana taarruza geçmektir.가능성의 한계를 발견하는 유일한 방법은 불가능할 때까지 시도해 보는 방법밖에 없다.
Aynı kişi bir şeyin imkânsız olduğunu iddia ettiğinde ise, büyük olasılıkla yanılıyordur.그러나 그가 무엇이 불가능하리라고 한다면 틀릴 가능성이 높다.
“Ama bu imkansız.” dedim.그러나 이것은 확실히 불가능합니다."
Yani mükemmel doğrusallıkta olmaları imkansızdır.동일노선의 경우 환승할인이 불가능하다.
Hitler, imkânsız bir görev olan Tuna Nehri'ni geri alma konusunda direndi.히틀러는 독일군에게 재반격을 명령하면서 다뉴브 강을 다시 빼앗으라는 불가능한 명령을 내렸다.
Lucia bunun imkânsız olduğunu söyler.볼딘은 그것은 불가능하다고 말했다.
Bu çölü geçmek imkânsızdır.이 파벌에 가입하는 것은 불가능하게 되어있다.
Kadın: Bu, imkânsız.그것은 불가능합니다.
Böyle filmler yapmak hiç de zor değil; ama iyi yapmak neredeyse imkansız," dedi.“약속하는 것은 어렵지만, 그걸 실행하는 것은 쉽다.”
Kablosuz transfer kabloların bağlantısının uygunsuz, tehlikeli ve imkânsız olduğu durumlarda kullanışlıdır.무선 전송은 유선 상호 연결이 불편하거나 위험하거나 불가능한 상황에서 전기 장치로의 전원을 공급하는데 유용하다.
Özellikle İngiltere Parlamentosu'nu kontrol etmesi imkânsızlaşmaya başladı.영국사상 최초로 정부에 대한 의회의 통제가 요구되기도 하였다.
Blokların hangisinin hareket ettiğini saptamak imkansızdır.역어셈블러는 어떤 것이 의도되었는지 알 수 없다.
Biliyorum, bunu başarmak neredeyse imkânsız, kim umursar ki?좋은 기회가 이르지 않았지만 그 근심이 전하께 있게 되었습니다.
İkinci kanun bu makinelerin imkansızlıklarını açıklamıştır.현대의 컴퓨터도 이러한 2진법의 특성을 잘 이용한 예이다.
Bazı görevleri yapmadan bu oyunu oynamak neredeyse imkânsızdır.그는 경기에서 임하면 상대하기가 거의 불가능합니다.
Ölmeleri imkansızdır.파괴가 불가능하다.
Bu manipülasyonlar sömürü tehdidini hafifletebilir, ancak imkansız hale getiremezler.이러한 조작은 이용당할 위협을 완화시켜줄 수는 있지만 불가능하게 만들지는 못한다.
Enerji olmadan algılama yapmak imkânsızdır.에너지 공급없이 외부로 일을 하는 것은 불가능하다.
Bir milyon atı beslemek Çin ve Hindistan'da imkânsızdır.그 개체들 대부분은 중국이나 일본에서 들여온 것으로 한반도 아종은 없다.
Buna benzer olarak sürekli çalışan makinelerin ikinci kanunu imkansızdır.따라서 제 1종 영구 기관이 영구적으로 일하는 것은 불가능한 것이다.
Her üç problemin de genel olarak imkansız olduğu artık kanıtlanmıştır.위와 같이 3대 작도 불가능 문제는 모두 해결이 불가능함이 증명되었다.
Kalbimizdeki hislerimi anlatabilmem imkansız.마음속에 품고 있는 생각이나 느낌.
Yani mükemmel doğrusallıkta olmaları imkansızdır.ייתכן שאנחנו צריכים לחיות בעולם לא מושלם.
Pratik olarak kusursuz bir dengeyi sağlamak hemen hemen imkânsızdır.בפועל, זה כמעט בלתי אפשרי לשמור על איזון מושלם.
Mümkünatın hudutlarını keşfetmenin tek yolu, imkânsız alana taarruza geçmektir.הדרך היחידה לחשוף את גבולות האפשרי היא להעז קצת מעבר אליהם לתוך הבלתי אפשרי.
Depremin sebep olduğu maddi zararın şu anki terimlerle ölçülmesi imkânsızdır.לא ניתן להעריך את הנזק שנגרם עקב רעידת האדמה במונחים מודרניים.
"Akıl" ın bilimsel bilgisi çok metafizik olarak kabul edildi, bu nedenle ulaşılması imkansızdı.הבנה מדעית של ה"נפש" נחשבה למטפיזית מדי, ולכן בלתי אפשרית.
Ortadaki soru cevapsız, çözüm imkansızdır.מתברר שבתנאים לא כל כך קשים, התשובה היא עדיין כן.
“Ama bu imkansız.” dedim.הדבר לא ייתכן".
Ölmeleri imkansızdır.מותך כאן הוא מיותר.
Kadın: Bu, imkânsız.זה בלתי אפשרי.
Kabuksu likenleri substrattan (ortam) bozulmadan ayırmak neredeyse imkânsızdır.תופעת לוואי לא שכיחה היא שברים בלתי טיפוסיים בעצם הירך (Atypical Subtrochanteric Hip Fracture).
Lucia bunun imkânsız olduğunu söyler.לינדה אומרת שאולי זה לא נורא כל כך.
Ross’un da belirttiği gibi; "Saat imkânsız bir nesnedir.רייס מספר: "איזו החלטה קשה!
Bundan başka S<0 olma durumu imkansızdır.כלומר הסיכוי ש-X גדול מ-s הוא אפס.
Fakat Rocco bunun imkansız olduğunu söyler.רבין הראה שהדבר אפשרי.
Bu imkansız.זה בלתי אפשרי.
Bu soruyu cevaplamam imkansızdı.לא יכולתי לענות על השאלה הזאת.
Bob'un kendisi ölçüm yapana kadar, nasıl bir sonuç elde edileceğini tahmin etmek imkansızdır.И нищо не може да бъде казано за това какво ще получи Боби преди самият той да извърши измерването.
Fakat aynı zamanda imkansız bir aşkın pençesine düşecektir.И преди всичко попада под властта на все същата нещастна любов.
Böylelikle 16 parçadan oluşan büyük bir grubu geçindirmek, finanse etmek imkânsız bir hale geldi.При тези обстоятелства става невъзможно да се финансира 16-групов състав за турнета.
Bu da Kuzey Kutbu'nda bir istasyonun yapılmasını imkânsız kılmaktadır.Поради това не е практично построяването на постоянна станция на Северния полюс.
Kopyalanması neredeyse imkansız.Това прави систематизирането почти невъзможно.
Eğer su geçirmez hale getirilirse, kullanmak imkansız hale gelir.Започнала да извира вода, станало невъзможно да се служи в нея.
Bu dalgaboyunu Dünya'dan izlemek imkânsızdır.Този слой е трудно видим от повърхността на Земята.
1985 yılında maddî imkânsızlıklardan dolayı kapandı.През 1985 година завършва магистратура.
O kalan kayaçların mineralojisi olması imkansız ve nadirdir.Това е сравнително рядко срещано явление при минералите.
Aynı kişi bir şeyin imkânsız olduğunu iddia ettiğinde ise, büyük olasılıkla yanılıyordur.Всъщност, когато Баба казва, че нещо е невъзможно, тя обикновено има предвид, че е невъзможно за другите.
Kabuksu likenleri substrattan (ortam) bozulmadan ayırmak neredeyse imkânsızdır.Не е възможно самостоятелно отделяне на човека от тоководещите части (неотпускащ ток).
Fakat bunun kanunen imkânsızlığı kendisine anlatıldı.Те не са определени от закона.
Lucia bunun imkânsız olduğunu söyler.Дончев казва, че това е недопустимо.
Zamanda geçmişe seyahat etmenin imkansız olduğu düşünülüyor.Пътуването във времето се смята за невъзможно.
1917 yılında, Scientific American açıklanan Vigenère şifreleme olarak "imkansız " çeviri".Časopis Scientific American je 1917. opisao Vigenèreovu šifru kao "nemoguća za prijevod".
Geri ödeme hemen hemen imkânsızdır.Potpuno izgaranje je gotovo nemoguće postići.