imkansız ile cümle

imkansız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bu kuralın bir istisnası olmalıdır, yani yokluğu imkansız olan, Allah'tır."Demikianlah kehendak Allah dan takdir-Nya yang tidak dapat ditunda atau dihalang."
“Ama bu imkansız.” dedim.Ông nói: "Việc này là không khả thi".
Böyle filmler yapmak hiç de zor değil; ama iyi yapmak neredeyse imkansız," dedi.Các tác phẩm điện ảnh như vậy không chỉ khó làm, mà việc làm hay còn là điều không thể."
Hayır, imkânsız !Không được!
Mümkünatın hudutlarını keşfetmenin tek yolu, imkânsız alana taarruza geçmektir.Con đường duy nhất để khám phá ra các giới hạn của cái có thể là hãy liều lĩnh tiến vào cái không thể.
Lucia bunun imkânsız olduğunu söyler.Bùi Bá Kỳ nói rằng không thể được.
Kadın: Bu, imkânsız.Đó là điều bất khả thi.
Akorları değiştirmek başlarda imkansız görünüyordu.Tuy nhiên, thay đổi ban đầu không được duy trì.
Fakat kanunların temelini değiştirmek imkansızdır.Hủy bỏ đạo luật là điều không thể tưởng tượng được.
Ancak bu savaş olayının fazla sürmesi imkânsızdır.Và do đó sự mở rộng chiến tranh là không thể.
"İmkânsız Nasıl Mümkün Oldu?"Ðây không thể nào là sự thật.
İmkansız Poetika.Thơ lõa thể!
Açıklamak da zaten imkânsız.Nó tuyệt đối không thể giải thích được.
Kalbimizdeki hislerimi anlatabilmem imkansız.Tôi không thể kể cho bạn về cảm giác hân hoan của chúng tôi.
Kıskanç erkek arkadaşına durumu anlatmak imkânsızdır.Người đời xem đó là tấm lòng không ghen ghét đố kỵ của bà.
"Trump: İmkânsız zaferin anatomisi".“Anomalisa: Ảo giác của sự cô đơn”.
Aynı kişi bir şeyin imkânsız olduğunu iddia ettiğinde ise, büyük olasılıkla yanılıyordur.Nhưng nếu như ông ta nói một chuyện là không thể, thì khoan hãy tin tưởng, có lẽ ông ta nói sai đấy.
Bunların durdurulması neredeyse imkânsız gibidir.Việc sửa chữa vào lúc này là không thể.
Biliyorum, bunu başarmak neredeyse imkânsız, kim umursar ki?Mà xem thế chúng, ta đánh thì tất thắng, giữ thì khó, nên sắp xếp thế nào để được thể?
"İmkansızı mümkün hale getiren adam" olarak bilinir.Bởi một lẽ "có ông đứng tên người dùng vững dạ".
Geri ödeme hemen hemen imkânsızdır.したがってほとんど返済が不可能になる。
“Ama bu imkansız.” dedim.あり得ないですよ」と述べた。
Bunların durdurulması neredeyse imkânsız gibidir.そんなことしても、止めるのはほぼ不可能だからだ。
"İmkansızı mümkün hale getiren adam" olarak bilinir.^ 「不可能を可能にする男」の意。
Bu da dijital imzaların kullanılmasını imkansız kılar.デジタル署名にも応用されている。
Kadın: Bu, imkânsız.しかしそれは不可能である。
Ama onlarınki imkânsız bir aşk gibidir.なんとなく、恋愛みたいなものなんじゃないの。
Bu tip bir olayı gerçekte gözlemlemek imkânsızdır.実際には、このような過程を見ることはできない。
Bitirilmesi neredeyse imkansız bir seviyedir.完全に倒すことは不可能に近い。
Kıskanç erkek arkadaşına durumu anlatmak imkânsızdır.彼女の友である刹那に対し、激しい嫉妬心を露わにする。
Ancak maddi imkânsızlıklar nedeniyle okuyamaz ve Adana’ya dönmek durumunda kalır.しかし、彼は神託の内容を理解できず、アテーナイへ帰還する。
Fakat bunun kanunen imkânsızlığı kendisine anlatıldı.これは法の不備であるとされている。
Sono bu sonucu ''imkansız'' olarak değerlendirdi.よってこの説は「あり得ないこと」と結論付けられた。
Biliyorum, bunu başarmak neredeyse imkânsız, kim umursar ki?だからなにというわけではないが、こういう影響のありかたはいいなと思う。
Eğer su geçirmez hale getirilirse, kullanmak imkansız hale gelir.当然ながら壊れると使用不可能になる。
Çünkü Angband, Ered Engrin’in kuzey tarafındaydı ve oraya ulaşmak imkânsızdı.しかしながら、アングバンドの北側がエレド・エングリンの北側にあり接近できなかったので、その包囲は限られた有効性しかなかった。
Birisinin aynı anda hem Hristiyan hem de Yahudi olması imkânsızdır."神を崇拝するという意味において、「キリスト教徒もユダヤ人も異教徒も皆同じだ」と。
Bazı medya üyeleri bunu, zamanda yolculuğun imkansız olduğuna dair bir kanıt olarak algılamışlardır.このパラドックスは時間に逆行するタイムトラベルが不可能だとする証拠として使われてきた。
Aynı kişi bir şeyin imkânsız olduğunu iddia ettiğinde ise, büyük olasılıkla yanılıyordur.また不可能であると言った場合には、その主張はまず間違っている。
Uyuyan insanlara saldırır, onu elle yakalamak imkansızdır.眠っている人間に眠気を吹き込み、酷い怠け者にしてしまうとされている。
Mümkünatın hudutlarını keşfetmenin tek yolu, imkânsız alana taarruza geçmektir.可能性の限界を測る唯一の方法は、不可能であるとされることまでやってみることである。
Askerlerin desteği olmadan, hükumetin ayakta kalması imkansızdı.彼らの支援がなければ、詩作を続けることは不可能であったにちがいない。
Kalbimizdeki hislerimi anlatabilmem imkansız.自分の気持ちを伝えるのが苦手。
Ancak kovulduğu için bunun şimdilik imkansız olduğunu söylemiştir.しかし、現在は解散されたと報じられる。
Ancak gerçek hayatta bu durum imkânsızdır.しかし実生活では不遇であった。
Kopyalanması neredeyse imkansız.リサイクルは不可能。
Okula gitmek neredeyse imkansız.通学するのはほとんど不可能だ。
Çünkü filozoflar bu paradoksların zamanda yolculuğu imkansız hale getirip getirmediğini sorgulamaktadırlar.哲學家因這些悖論而質疑應該不可能進行時間旅行。
1917 yılında, Scientific American açıklanan Vigenère şifreleme olarak "imkansız " çeviri".1917年,《科学美国人》将维吉尼亚密码称为“无法被转化的”。
"İmkansızı mümkün hale getiren adam" olarak bilinir.被稱為"忍耐力之男"。
Geri ödeme hemen hemen imkânsızdır.从实践角度讲,完全回收是不可能的。
Daha genel olarak, bilginin ya da enerjinin c'den daha hızlı hareket etmesi imkansızdır.在正常情況下,訊息和能量的傳遞速度都不可能高於c。
Bunun için koşma dahil birçok nazım (dizem) biçiminde belli bir hece sayısından bahsetmek imkânsızdır.在非英聯邦國家中,其實不少的國家元首都有相似的致辭。
Kıskanç erkek arkadaşına durumu anlatmak imkânsızdır.雪的男朋友,容易嫉妒。
Ek olarak, güvenlik denetim günlüklerine kullanıcı erişimi çok zorlaşır veya imkânsızlaşır.用户获取安全审计日志变得不太可能了。
Sokaklardan cesetlere basmadan geçebilmek imkansız hale gelmişti.從騎俱散, 不能得其屍。
Fakat bunun kanunen imkânsızlığı kendisine anlatıldı.那人指出了法律上不許這樣做。
Böylelikle 16 parçadan oluşan büyük bir grubu geçindirmek, finanse etmek imkânsız bir hale geldi.之後因為製作群的意思而使這停止開發近16年的作品得以有機會面世。
Her üç problemin de genel olarak imkansız olduğu artık kanıtlanmıştır.隨著超越數的發現,這三大問題被證明為不可能。
Bunun hakkında konuşmak bile imkansız.亦非方便說。

İlgili Sayfalar