imkansız ile cümle

imkansız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu çölü geçmek imkânsızdır.Putovanje u središte Zemlje je nemoguće.
Ömrünün son on dört yılını tedavisi imkânsız bir hastalığın esiri olarak yatakta geçirmiştir.Zadnjih 40 godina života proveo je kao neizlječiv duševni bolesnik.
Düşünce okuyabilirler bu nedenle onlara karşı koymak imkânsız gibidir.Moguće je da se listovi presavinu i to onemogućava njihovo čitanje.
Bunlar sadece belirli kullanım tekniklerini önler, fakat bir güvenlik açığından korunma imkânsız.On daje upute posadama samo kad mora spriječiti sigurnosni rizik.
Bu tanka karşı savunma savaşı vermek de neredeyse imkânsızdı.Transport ovakvog tenka na bojište je bio nemoguć.
Ağırlığında ötürü arazide ilerlemesi imkânsız olacaktı.Zbog svoje mladosti nije mogao bitno utjecati na prilike u državi.
Kopyalanması neredeyse imkansız.To je priam nemožné sfalšovať.
Kadın: Bu, imkânsız.Čo je nepravdepodobné.
Fakat burası daha önce hiç rastlamadığı bir yapıdadır ve içerisinde ilerlemek neredeyse imkansızdır.Tento svet je to čo ste ešte nikdy neskúsili a preto sa to rozhodne oplatí.
Burası kaçması imkânsız bir hapishanedir.V inej obdobe tohto zápasu vylezenie z klietky nie je možné.
Bu yüzden kültürel yöntemlerle hastalıkla mücadele etmek neredeyse imkansızdır.Ďalšou výhodou je, že prakticky nemôže dôjsť k infikovaniu kultúr.
Askerlerin desteği olmadan, hükumetin ayakta kalması imkansızdı.Bez podpory letectva boli prevahe spojencov nemohli dlho vzdorovať.
Bu görüşe göre, seyahat edecek bir geçmiş ya da gelecek olmadığı için zamanda yolculuk imkânsızdır.V tem pogledu je časovno potovanje nemogoče, saj ni prihodnosti ali preteklosti, v kateri bi se potovalo.
Bazı medya üyeleri bunu, zamanda yolculuğun imkansız olduğuna dair bir kanıt olarak algılamışlardır.Nekateri člani medijev so povzeli to kot pokazatelj dokaza, da je časovno potovanje nemogoče.
Kopyalanması neredeyse imkansız.To je skoraj nemogoče razvozlati.
Bu görüşe göre İsa'nın iki ayrı doğası olduğunu söylemek imkansızdır.Na slednjem je prevladalo stališče, da ima Jezus dve naravi.
Kadın: Bu, imkânsız.(Učenec): To ni dopustno.
Bu nedenle, belirli bir anda dalga ve parçacığın tam özelliklerinin ölçülmesi imkânsızdır.Zaradi tega je v poljubnem trenutku nemogoče meriti vse značilnosti valovanja in delca.
Werther’in bu acıya dayanması ise imkânsızdır.Werther zasluti, da je zanj nedosegljiva.
Günümüz imkanlarıyla bu işlevlerin tümüyle yapay bir şekilde taklit edilmesi imkansız görülmektedir.Predstavljam si, da so razmere v teh dirkalnikih popolnoma nepredstavljive.
Oradaki kuvvetlere silah ve cephane yollamak imkansız gibiydi.Enoti je za učinkovito obrambo primanjkovalo orožja ter streliva.
1916 kışı son derece sert geçmekteydi ve mücadele yapılması neredeyse imkânsızdı.Zima 1917/18 je bila zelo ostra in nekaj ujetnikov ni dočakalo pomladi.
Eğer su geçirmez hale getirilirse, kullanmak imkansız hale gelir.Če je vesmu temu zadoščeno je napredek neizbežen.
Bu yüzden çıplak tekilliklerin olması imkansızdı.To je omogočalo neskončne poševne ploskve.
Bir olay süreç içerisinde gerçekleşmezse, olasılığı 0'dır, yani imkânsızdır.Pri diskretni porazdelitvi je dogodek z verjetnostjo 0 nemogoč.
Bu terk etme yaşlı kadın için ölüm demektir, çünkü kendi başına kaldığında yiyecek bulması imkânsız olacaktır.Ko ta umre ostane zapuščena, saj se ne zna znajti brez nje.
Bunların durdurulması neredeyse imkânsız gibidir.Aitvaru atsikratyti beveik neįmanoma.
Tilmun Adası ulaşılması neredeyse imkânsız bir yerdedir.Nordo pasiekti laivu beveik neįmanoma.
Yani düzenin dışına çıkmak imkânsızdır.Taigi Aitvaro atsikratyti neįmanoma.
Aynı kişi bir şeyin imkânsız olduğunu iddia ettiğinde ise, büyük olasılıkla yanılıyordur.Vadinasi, jei kažkuriuo teiginiu tiki labai daug žmonių, greičiausiai jis teisingas.
Biliyorum, bunu başarmak neredeyse imkânsız, kim umursar ki?Visai įmanoma, kad tai neturės tokios komercinės sėkmės, bet tai nesvarbu.
O kalan kayaçların mineralojisi olması imkansız ve nadirdir.Rečiau gali būti įgimta aortos vožtuvų stenozė.
Bu çölü geçmek imkânsızdır.Keliauti tokiu mišku be kirvio neįmanoma.
The Impossible Voyage (Türkçe: İmkansız Yolculuk), 1904 yılı Fransa yapımı sessiz film.Taip pat garsi ir jo 1904 m. juosta „Neįmanoma kelionė“ (Le voyage à travers l'impossible).
Sürtünmenin olmadığı bir ortam bulmak neredeyse imkansızdır.Perėjimo metu kėkštų rasti beveik neįmanoma.
“Ama bu imkansız.” dedim.Jis dar pridėjo: „Tai netiesa.
Fakat aynı zamanda imkansız bir aşkın pençesine düşecektir.Ent temagi satub armastuse köidikuisse.
Biliyorum, bunu başarmak neredeyse imkânsız, kim umursar ki?Ma ei saa kavatseda teha midagi, millest mul pole aimu, kuid põhimõtteliselt saab mind põhjustada seda tegema.
Bu da dijital imzaların kullanılmasını imkansız kılar.Stiilust kasutatakse ka digitaalallkirja kirjutamisel.
Öldürücü madde, kurtarıcı tedavi uygulanması imkânsız olan hastaya doğrudan verilir.Erakorralist abi antakse patsiendile, kelle ravi ei ole võimalik edasi lükata.
Var olanın bölme yoluyla varlıktan kesilmesi imkânsızdır.Lõhenemise tagajärjel tekkinud lõhesse mahub inimene.
Yani mükemmel doğrusallıkta olmaları imkansızdır.Maaharimine aiamaal on võimatu.
"İmkansızı mümkün hale getiren adam" olarak bilinir.Teda on nimetatud "viimaseks meheks, kes teadis kõike".
Lamia onun aşkına inanmaz ve bu bir imkânsız aşk haline gelir.Juliet armastab oma abikaasat; tal tekib võimalus truudusetuseks.
Tommy Jarvis çocukken imkansız bir şeyi başarmıştı.Judy Mazel'il olid juba lapsena kaaluprobleemid.
Bu nedenle, belirli bir anda dalga ve parçacığın tam özelliklerinin ölçülmesi imkânsızdır.Teiseks ei koosne viredki täiesti ühesuguse suuruse ja omadustega osakestest.
Bu da gerçek dilbilim teorisinin oluşturulmasını imkânsız kılan bir terminoloji belirsizliğini doğuruyordu.Niisiis eeldavad nad tõekontseptsiooni, mis erineb tõe korrespondentsiteooriast.
10 yıl beklersek yılda yüzde 15, inanılmaz derecede zor ve pahalı, belki imkânsız.우리가 10년을 기다리면, 매년 15%를 감소시켜야합니다 -- 정말 어렵고 고비용을 들여야하거나, 어쩌면 불가능 할지도 모르죠.
10 yıl beklersek yılda yüzde 15, inanılmaz derecede zor ve pahalı, belki imkânsız.Als we 10 jaar wachten, is het 15% per jaar -- buitengewoon moeilijk en duur, wellicht onmogelijk...
10 yıl beklersek yılda yüzde 15, inanılmaz derecede zor ve pahalı, belki imkânsız.Kymmenen vuoden kuluttua 15 % vuodessa -- äärettömän vaikeaa ja kallista, ehkä mahdotonta.
10 yıl beklersek yılda yüzde 15, inanılmaz derecede zor ve pahalı, belki imkânsız.Poczekajmy 10 lat - 15% rocznie, niezwykle trudne i kosztowne, może niewykonalne.
10 yıl beklersek yılda yüzde 15, inanılmaz derecede zor ve pahalı, belki imkânsız.Pokud budeme čekat deset let, je to 15 procent ročně - extrémně náročné a drahé, možná nereálné.
10 yıl beklersek yılda yüzde 15, inanılmaz derecede zor ve pahalı, belki imkânsız.Se aspettiamo 10 anni, sarà un 15% all'anno... estremamente difficile e costoso, forse impossibile.
10 yıl beklersek yılda yüzde 15, inanılmaz derecede zor ve pahalı, belki imkânsız.Se esperarmos 10 anos, são 15% por ano, extremamente difícil e dispendioso, talvez impossível.
10 yıl beklersek yılda yüzde 15, inanılmaz derecede zor ve pahalı, belki imkânsız.Si esperamos 10 años, será del 15% anual; algo sumamente difícil y costoso, quizá imposible.
10 yıl beklersek yılda yüzde 15, inanılmaz derecede zor ve pahalı, belki imkânsız.Si nous attendons 10 ans c'est 15 % par an - c'est extrêmement difficile et coûteux, peut-être impossible.
10 yıl beklersek yılda yüzde 15, inanılmaz derecede zor ve pahalı, belki imkânsız.Εάν περιμένουμε 10 χρόνια, είναι 15% ανά έτος -- εξαιρετικά δύσκολο και ακριβό, ίσως και αδύνατο.
10 yıl beklersek yılda yüzde 15, inanılmaz derecede zor ve pahalı, belki imkânsız.Ако чакаме 10 години, това са 15% годишно -- изключително трудно и скъпо, може би невъзможно.
10 yıl beklersek yılda yüzde 15, inanılmaz derecede zor ve pahalı, belki imkânsız.אם נמתין עוד 10 שנים, יהיה מדובר ב 15% בשנה -- מאוד קשה ויקר, ואולי בלתי אפשרי.
10 yıl beklersek yılda yüzde 15, inanılmaz derecede zor ve pahalı, belki imkânsız.ان انتظرنا 10 سنوات، سيكون 15 في المئة كل سنة -- صعبا وغاليا للغاية، ربما مستحيل.

İlgili Sayfalar