imkansız ile cümle

imkansız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bunu yapmak neredeyse imkansız.Es casi imposible hacer eso.
O imkansız.Eso es imposible.
Tom imkansızı yapmaya çalışıyor.Tom está tratando de hacer lo imposible.
Bir haftada raporu bitirmek imkansız.Es imposible terminar el informe en una semana.
Her zaman bir kahraman olmak imkansızdır ama her zaman bir erkek kalabilirsin.Es imposible ser siempre un héroe, pero siempre puedes seguir siendo un hombre.
Bunu tek başıma yapmam imkansız.Es imposible que haga esto solo.
Susuz yaşamak imkansızdır.Es imposible vivir sin agua.
Bunun imkansız olduğuna emin misin?¿Estás seguro de que es imposible?
Onun meşgul olması imkansız.Es imposible que esté ocupado.
Sen imkansızsın!¡Eres imposible!
Ne kadar imkânsız gibi görünse de hayallerinizi gerçekleştireceğinize inanın.Creed que vuestros sueños se harán realidad sin importar lo imposible que parezca.
Bir şeyin imkansız olduğunu kanıtlamanın çeşitli yolları vardır.Hay muchas formas distintas de demostrar que algo es imposible.
Aynı kişi bir şeyin imkânsız olduğunu iddia ettiğinde ise, büyük olasılıkla yanılıyordur.Cuando afirma que algo es imposible, muy probablemente está equivocado.
Lincoln bunun imkânsız olduğunu söyler, Michael'da "eğer bu yeri sen tasarladıysan imkânsız değil" der.Lincoln entonces dice que eso sería imposible, a lo que Michael responde: "No si has diseñado el lugar".
Ama onlarınki imkânsız bir aşk gibidir.Pero es un amor imposible.
Ancak tek bir sürüme sahip olunarak Pokédex'i tamamlamak imkânsızdır.Esta es la única manera de completar totalmente la Pokédex.
“Ama bu imkansız.” dedim.«Es imposible», dijo.
İmkansız Poetika.Poesía inexpugnable.
Arrow'un İmkansızlık Kuramı Yaptığım açıklama yanlıştır.Esto es similar al Teorema de imposibilidad de Arrow.
"İmkânsız Nasıl Mümkün Oldu?«¿Seduciendo lo imposible?
Burası kaçması imkânsız bir hapishanedir.El escape es imposible.
Pratik olarak kusursuz bir dengeyi sağlamak hemen hemen imkânsızdır.En la práctica es casi imposible lograr un equilibrio perfecto.
Depremin sebep olduğu maddi zararın şu anki terimlerle ölçülmesi imkânsızdır.El coste de los daños provocado por el terremoto es casi imposible de determinar en términos modernos.
Hitler, imkânsız bir görev olan Tuna Nehri'ni geri alma konusunda direndi.Los alemanes contraatacaron otra vez; Hitler insistía en la tarea imposible de recuperar el río Danubio.
Bu kuralın bir istisnası olmalıdır, yani yokluğu imkansız olan, Allah'tır."Lo lícito es lo que Dios ha permitido y lo ilícito es lo que Dios ha prohibido.
Geri ödeme hemen hemen imkânsızdır.Casi siempre es imposible volver atrás.
Bir milyon atı beslemek Çin ve Hindistan'da imkânsızdır.Hay varios restaurantes que sirven comida india y china.
Bu tarihte nehirde canlı bir yaratık görmek neredeyse imkânsızdı.Por ese tiempo, apenas no había ninguna criatura viviente en el río.
O zamanda fizyonun teorik olarak olasılıksız ve imkansız olduğu düşünülüyordu.Por aquel entonces la fisión se pensaba que era improbable si no imposible sobre bases teóricas.
Normal bir kişilikte bile, karakter bölünmesi imkânsız değildir."Por lo tanto, su naturaleza nunca puede ser privada».
Tommy Jarvis çocukken imkansız bir şeyi başarmıştı.En categorías infantiles Carlos Verona no tuvo ningún logro importante.
Bu da silahın çekilerek taşınmasını imkânsız hale getirdi.Ello hace imposible que el arma sea recargada.
Bunların durdurulması neredeyse imkânsız gibidir.Es prácticamente imposible erradicarlo.
Kaybolmak tamamen imkânsızdır, sadece yürüyerek Peak Tram İstasyonu'na ulaşılabilir.Bajando, se accede al único andén central de la estación.
Bu imkansızdır demek skandal olur.Esto da lugar a un escándalo.
Fakat bunun kanunen imkânsızlığı kendisine anlatıldı.Frente a él, la ley era impotente.
Birisinin aynı anda hem Hristiyan hem de Yahudi olması imkânsızdır."«Es mucho más lo que une a judíos y cristianos que lo que nos separa».
İmkansızlıklar nedeniyle Kolombiya'da ağır yenilgiler aldı ve Jamaika'ya gitmek zorunda kaldı.Se enfrentó a la discriminación en Jamaica porque era sorda.
Fakat bu iki kişi arasında bulunan gayet büyük sosyal sınıf farkı bu aşkın gelişmesini imkansız kılmaktadır.Las diferencias de clase social de ambos protagonistas originan un amor imposible.
Genel hâliyle bu problem imkansızdır.Esta vez los Imposibles lo tienen difícil.
Lucia bunun imkânsız olduğunu söyler.Victoria le dice que eso es posible.
1985 yılında maddî imkânsızlıklardan dolayı kapandı.Falleció de causas naturales en 1985.
1917 yılında, Scientific American açıklanan Vigenère şifreleme olarak "imkansız " çeviri".En 1917, la revista Scientific American afirmó que el cifrado Vigenère era imposible de romper.
Ben 'imkânsız' sözcüğünü bilmiyorum.Non conosco la parola "impossibile".
Uzay seyahatinin imkansız olduğu düşünülürdü.I viaggi spaziali erano ritenuti impossibili.
O neden imkansızdır?Perché è impossibile?
Metindeki bütün cümleleri hatırlamaya çalışma, bu neredeyse imkansız.Non cercare di ricordare ogni singola frase del testo, questo è pressoché impossibile.
Onunla dost şartlarda kalmaya çalıştım ama bu imkansızdı.Ho cercato di mantenere rapporti amichevoli con lui, ma è stato impossibile.
Birisinin aynı anda hem Hristiyan hem de Yahudi olması imkânsızdır."Non è possibile essere cristiani ed ebrei simultaneamente."
1916 kışı son derece sert geçmekteydi ve mücadele yapılması neredeyse imkânsızdı.L'inverno 1916-17 fu molto duro, fatto che rese i combattimenti impossibili.
Uzun süre var olacak okyanusların oluşması imkansız olur.In tutti questi casi l'esistenza di oceani è impossibile.
Bob'un kendisi ölçüm yapana kadar, nasıl bir sonuç elde edileceğini tahmin etmek imkansızdır.Inoltre, è impossibile predire quale sarà il risultato fino a quando Bob non esegue la misura.
Fakat elindeki güçle şehir surlarını yarıp şehri ele geçirmesinin imkansızdı.La città non lo ha rafforzato, ma lo ha fatto traballare e lo ha estraniato.
Kaba, acımasız ve zalimdir, ayrıca öğrencilere geçilmesi imkânsız çok zor testler hazırlayarak eziyet eder.È avaro, crudele, e tortura gli alunni con orrendi e terribili test impossibili da completare.
Blokların hangisinin hareket ettiğini saptamak imkansızdır.È importante sapere quali blocchi lasciare cadere.
Pratik olarak kusursuz bir dengeyi sağlamak hemen hemen imkânsızdır.In pratica è virtualmente impossibile raggiungere l'equilibrio perfetto.
Bunların durdurulması neredeyse imkânsız gibidir.Fare irruzione sarà quasi impossibile.
Bunun anlamı kesin ve açık bir varyasyon vermek imkânsızdır.Il che ne fa un incipit quanto mai esplicito e ineludibile.
Bu tarihte nehirde canlı bir yaratık görmek neredeyse imkânsızdı.A quel tempo era difficile trovare creature viventi nel fiume.
Bu imkansızdır demek skandal olur.ESCLUSIVA – Che scandalo!

İlgili Sayfalar