imkansız ile cümle

imkansız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Hayır, imkânsız !Nicht möglich!
Kıskanç erkek arkadaşına durumu anlatmak imkânsızdır.Damit wäre eine Eifersuchtstat ihres Mannes denkbar.
Bunların durdurulması neredeyse imkânsız gibidir.Dieses Unterfangen gilt als nahezu unmöglich.
Fakat kanunların temelini değiştirmek imkansızdır.Hierdurch sind sie einer Änderung des Grundgesetzes unzugänglich.
Gündelik yaşamda tecrübesiz birinin sahte bir parayı tanıyabilmesi neredeyse imkânsızdır.Die Chance für einen Laien, eine falsche Münze zu erkennen, ist im Alltag fast ausgeschlossen.
Büyük bir arama uzayı içinde gerekirci yöntemlerin kullanımı, hemen hemen imkânsızdır.Warum komplexes Leben im Universum unwahrscheinlich ist.
Sihirbazlar imkansız olan şeyi yapmıyorlar, sadece yapıyormuş gibi görünmelerini sağlıyorlar.Die Schauspieler lassen sich ihre Verwunderung nicht anmerken und tun so, als würde er dazugehören.
Fakat bunun kanunen imkânsızlığı kendisine anlatıldı.Dabei nahm er zu diesem Gesetz Stellung.
Kadın: Bu, imkânsız.Das ist unmöglich.
Geri ödeme hemen hemen imkânsızdır.Wiedergutmachung ist unmöglich.
Franko'ya karşı hislerinin samimi mi yalancı mı olduğunu belirlemek imkânsızdır.Es bleibt dabei unklar, ob Andreas Phuong angelogen oder er sich ihr gegenüber wirklich offenbart hat.
Ancak gerçek hayatta bu durum imkânsızdır.Weil im Unmöglichen die Wirklichkeit liegt.
Çok ağır olan tank taretini düz olmayan arazide döndürmek imkânsızdı.Ein großflächiger Panzereinsatz war in der Trümmerlandschaft nicht möglich.
Buna benzer olarak sürekli çalışan makinelerin ikinci kanunu imkansızdır.Ein perpetuum mobile zweiter Art ist unmöglich.
Sono bu sonucu ''imkansız'' olarak değerlendirdi.Der Sender nannte dieses Ergebnis „äußerst unwahrscheinlich“.
Bitirilmesi neredeyse imkansız bir seviyedir.Eine Einstellung des Schwierigkeitsgrades ist nicht möglich.
Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde tıbbi imkansızlıklar had safhada yaşanmaktadır.Die medizinische Lage in der Demokratischen Republik Kongo ist sehr schlecht.
Bunu sana açıklamam imkansız.C'est impossible pour moi de te l'expliquer.
Onu yapmak imkânsız.Il est impossible de le faire.
Makinelerin insanların yerini alması imkansızdır.Il est impossible de substituer des machines aux humains.
Onunla iletişim kurmayı imkansız buldum.J'ai constaté qu'il était impossible de le contacter.
İnsan, hayal edilmesi imkansız olan şeyleri yapabilir.L'homme est capable de faire ce qu'il est incapable d'imaginer.
İki gün içinde bunu bitirmek imkansız.C'est impossible de le terminer d'ici deux jours.
Zor olanı anında yaparız. İmkansız olan biraz zaman alır.Ce qui est difficile, nous le faisons immédiatement. Ce qui est impossible prend un peu plus de temps.
Hiçbir şey bir Tanrı için imkansız değildir.Rien est impossible pour un dieu.
Sen imkansızsın!Tu es impossible !
Güneş olmadan hayat imkansızdır.Sans le soleil, la vie est impossible.
Bir kara deliği doğrudan gözlemlemek imkânsızdır.Il est par définition impossible d’observer directement un trou noir.
Dizanterili bir odada bu kadar uzun süre hayatta kalmayı başarmak imkânsızdı.Il est impossible de rester longtemps dans la salle de dysenterie.
Kopyalanması neredeyse imkansız.L'émission d'un duplicata est de fait impossible.
Akorları değiştirmek başlarda imkansız görünüyordu.Dès les premiers essais des modifications se révélèrent indispensables.
“Ama bu imkansız.” dedim.C'est une impossibilité ».
Belirli tip yanlışlıklardan meydana gelen hataları bir daha oluşmalarını imkansız kılarak yok ederler.Elle ne peut pas détecter certains types d'erreurs.
Bu sebeple de her türlü anlaşma imkânsız hale geldi.Dès lors, tout divorce devient impossible.
Bu durumda doğması imkânsızlaşır, o halde cinayeti nasıl işleyebilir?Mais est-ce bien un assassinat ? et si oui, comment aurait-il commis ce meurtre impossible ?
Kıskanç erkek arkadaşına durumu anlatmak imkânsızdır.Ces dernières peuvent toutefois susciter la jalousie de leurs collègues.
Sokaklardan cesetlere basmadan geçebilmek imkansız hale gelmişti.Des photographies de cadavres ne pouvaient pas passer.
Oradaki kuvvetlere silah ve cephane yollamak imkansız gibiydi.Il est facile de s'y procurer légalement armes et munitions.
Bu çölü geçmek imkânsızdır.Le passage à gué est impossible.
Malign tümörü oluşturan hücreler o kadar farklılaşmışlardır ki orijinlerinin ne olduğunu söylemek imkânsızdır.Celles-ci ont tellement pâli avec le temps, qu'il est impossible de s'imaginer leur teinte d'origine.
Arrow'un İmkansızlık Kuramı Yaptığım açıklama yanlıştır.Voir aussi théorème d'impossibilité d'Arrow.
Modern toplumsal yapı içindeki bireylerin direkt olarak siyasi surece katılmaları imkansızdır.Elle est en effet la seule de la Maison Blanche à s’impliquer directement dans la vie politique.
Bir şeyin imkansız olduğunu kanıtlamanın çeşitli yolları vardır.Il existe deux approches pour démontrer l'inexistence d'une solution.
1916 kışı son derece sert geçmekteydi ve mücadele yapılması neredeyse imkânsızdı.L'hiver 1916 fut particulièrement rigoureux, gelant le matériel.
Fakat aynı zamanda imkansız bir aşkın pençesine düşecektir.C'est aussi une poignante histoire d'amour impossible.
Yani düzenin dışına çıkmak imkânsızdır.Autrement dit qu'il est impossible d'expirer.
Hayır, imkânsız !Non, impossible.
Fakat bu iki kişi arasında bulunan gayet büyük sosyal sınıf farkı bu aşkın gelişmesini imkansız kılmaktadır.Mais toute réconciliation entre les deux peuples semble impossible.
Lamia onun aşkına inanmaz ve bu bir imkânsız aşk haline gelir.Julien ne résistera pas à la tentation, et deviendra l'amant de celle-ci.
Bu yüzden imkansız harita bulunmamaktadır (Olasılık bulunduran haritalar bulunabilir).Le délai est alors impossible à respecter (les listes électorales ne sont pas prêtes).
Bu şekilde mevcudiyet diagonalleştirme operasyonu imkânsiz yapar.Cette présence interdit la diagonalisation.
Bu tip bir olayı gerçekte gözlemlemek imkânsızdır.La réalité de cet événement est impossible à prouver.
Ordunun ikmali imkânsız hâle geldi.Le sprint du peloton semble inévitable.
İMKANSIZ 08.Wait a Minute 08.
Fakat burası daha önce hiç rastlamadığı bir yapıdadır ve içerisinde ilerlemek neredeyse imkansızdır.Il voyagea tellement qu'il est presque impossible de prendre un chemin qu'il ne connait pas.
Bu dalgaboyunu Dünya'dan izlemek imkânsızdır.Il n'est possible de l'attaquer que par la terre.
Bir olay süreç içerisinde gerçekleşmezse, olasılığı 0'dır, yani imkânsızdır.Dans ces situations, certains évènements possibles peuvent être négligeables, c'est-à-dire de probabilité 0.
Avrupa Yayın Birliği'ne göre bu durum, istatistiksel olarak imkansız idi.Selon l'UER, ce phénomène est statistiquement impossible.
Onu yapmak imkânsız.Es imposible hacerlo.
Tom onun imkansız olduğunu biliyordu.Tom sabía que era imposible.

İlgili Sayfalar