Osmanlı Hakanı, "Hoş geldin Han kardeş" diyerek iltifat eder.Das Rufzeichen steht für “Welcome South, Brother”.
Bu sözlerimi bir iltifat olarak alma.Ich fasste das als Kompliment auf.
İslâm âleminin takdirini kazanıp, büyük iltifatlara kavuştu.Der Zar blieb ihm stets gewogen und war ihm gegenüber großzügig.
Ertesi gün Bardot Jean-Jacques Gautier’den iltifatlar alır ve eleştirmenlerin çoğu iyi şeyler yazmıştır..Le lendemain, elle reçoit les compliments de Jean-Jacques Gautier et la plupart des critiques sont bonnes.
İslâm âleminin takdirini kazanıp, büyük iltifatlara kavuştu.Domitien l'apprit et fit périr le plaisant.
Sözcük iltifat ya da aşağılama amaçları ile kullanılabilir.Il peut être imposé, dans un but de stigmatisation ou d'humiliation.
Ancak buna kimse iltifat etmemişti.Bien entendu, personne ne s'y risqua.
İslâm âleminin takdirini kazanıp, büyük iltifatlara kavuştu.Sus prólogos garantizaban una buena acogida.
Kuzey Kore Muhabirleri, başkan Kim'e iltifat makaleleri yazmakta vakit geçirmektedirler.Los periodistas norcoreanos pasan su carrera escrbiendo artículos de alabanza sobre los Kim.
Ancak buna kimse iltifat etmemişti.Pero ninguno de ellos le hizo caso.
Bunun bir iltifat mı yoksa bir hakaret mi olduğundan emin değilim.Non sono sicuro se questo sia un complimento o un insulto.
İslâm âleminin takdirini kazanıp, büyük iltifatlara kavuştu.Giunsero sesti ed entrarono in Eccellenza.
Kadınlar iltifattan hoşlanırlar.Женщины любят внимание.
Ancak buna kimse iltifat etmemişti.По этой причине его никто не уважал.
İlim adamlarına iltifat ederdi.وكان يصلي بالناس المغربَ .
Tımarlanmayı ve iltifatları severler.يحبون التقرب من الكبار وتلبية طلباتهم.
Resmî bir unvan değil bir iltifattır.Em geral é uma aposta não formal.
Bu iki eser de dönemdaşı ünlü Rus yazar Maksim Gorki’den de iltifatlar almıştır.De uitgeverij gaf onder meer de werken van de Russische schrijver Maxim Gorki uit.
İslâm âleminin takdirini kazanıp, büyük iltifatlara kavuştu.Niet zelden wordt hij door zijn barmhartigheid tot grootse daden aangezet.
Sözcük iltifat ya da aşağılama amaçları ile kullanılabilir.Ze kunnen zowel ter amusement of ter belediging zijn bedoeld.
Bunu iltifat olarak kabul ediyorum.Dat zal ik maar als een compliment opvatten.
Hüküm gösterdim, faydasızdır diye iltifat etmediler.Pomysł zarzucono bo nie były przydatne.
İlim adamlarına iltifat ederdi.Ja się grzecznie spytałem człowieka!
Bu iki eser de dönemdaşı ünlü Rus yazar Maksim Gorki’den de iltifatlar almıştır.Wiadomo, iż owe wczesne utwory Jakuba Kołasa wysoko oceniał znany rosyjski pisarz Maksim Gorki.
Fakat, padişahların aşırı iltifatları daima tehlikeli olmuştur.Особисті потреби Мюнцера завжди залишалися дуже скромними.
Onun bunu yapması bir itifattır." ve sözlerine "Şimdi ben ona iltifat etmek istiyorum." diyerek devam etti.Він назвав їх «Just Read the Instructions» та «Of Course I Still Love You».
Bu bir iltifat mı?Це комплімент?
Ancak buna kimse iltifat etmemişti.Nikdo mě ale nehonil.
Bu sözlerimi bir iltifat olarak alma.Nu confundați cu Expresivism.
Bu sözlerimi bir iltifat olarak alma.Ne vegyék öndicséretnek szavainkat!
Şarkının sadeliğine iltifat edildi, bazıları Gaga'nın vokallerini Tina Turner ve Aguilera ile karşılaştırıldı.Jotkut vertailivat Gagan sanoituksia Tina Turneriin sekä Christina Aguileraan.
İlim adamlarına iltifat ederdi.Καλωσορίζουν τον ιδεώδη σύζυγο.
Ancak buna kimse iltifat etmemişti.Κανένας όμως δεν υπάκουγε.
Fakat, padişahların aşırı iltifatları daima tehlikeli olmuştur.Όμως η αριθμητική υπεροχή των εχθρών ήταν συντριπτική.
Hüküm gösterdim, faydasızdır diye iltifat etmediler.Han brokkede sig over, at han ikke blev brugt ordentligt.
Tımarlanmayı ve iltifatları severler.Dia menyukai pangsit dan acar .
Tımarlanmayı ve iltifatları severler.お洒落やアクセサリーが好き。
Resmî bir unvan değil bir iltifattır.^ 公式ブランドではない俗名。
Bugün Paris sefaretimizde (büyükelçiliğinde) layık olmadığım kıymettar iltifatınızı gazetelerde gördüm.ソープの功績は母国アメリカでも見逃されることなく、ニューヨークのブロードウェイでパレードをする栄誉に浴した。
İslâm âleminin takdirini kazanıp, büyük iltifatlara kavuştu.折りたたみ鑿(おりたたみのみ)- 折りたたむ事が可能で形態性に優れた鑿。
İslâm âleminin takdirini kazanıp, büyük iltifatlara kavuştu.그는 선정(善政)을 베풀고 수도(首都)의 미화(美化)에 노력하였다.
Bu iki eser de dönemdaşı ünlü Rus yazar Maksim Gorki’den de iltifatlar almıştır.Наименувана е на видния руски съветски писател Максим Горки.
Ama bana iltifat ettiğin için iyi hissediyorum.Aber da du mir schon Komplimente machst, bin ich froh.
Ama bana iltifat ettiğin için iyi hissediyorum.Dar ma simt bine cand ma lauzi.
Ama bana iltifat ettiğin için iyi hissediyorum.Maar aangezien je me complimenteert, voel ik me goed.
Ama bana iltifat ettiğin için iyi hissediyorum.Mais tes compliments me font sentir heureux.
Ama bana iltifat ettiğin için iyi hissediyorum.Ma visto che mi stai facendo i complimenti, mi sento molto bene.
Ama bana iltifat ettiğin için iyi hissediyorum.Men i och med du ger mig komplimang, så känner jag mig bra.
Ama bana iltifat ettiğin için iyi hissediyorum.Mi pa prija, da mi laskaš.
Ama bana iltifat ettiğin için iyi hissediyorum.Nhưng cậu khen ngợi mình, mình thấy vui đó.
Ama bana iltifat ettiğin için iyi hissediyorum.Tapi sejak kau memujiku, aku merasa sangat senang.
Ama bana iltifat ettiğin için iyi hissediyorum.Αλλά αφού μου έκανες κοπλιμέντο, νιώθω καλά.
Ama bana iltifat ettiğin için iyi hissediyorum.Но так как ты хвалишь меня, чувствую себя отлично.
Ama bana iltifat ettiğin için iyi hissediyorum..אבל אני מרגיש טוב כשאת מחמיאה לי
Ama bana iltifat ettiğin için iyi hissediyorum..ولكن بما أنكِ تمدحينني، فإني أشعر بشعور جيد
Ama bana iltifat ettiğin için iyi hissediyorum.胸がドキドキするよ
Arkadaş, sana iltifat eden kişidir.Draugas yra tas kas sako tau komplimentus
Arkadaş, sana iltifat eden kişidir.Een vriend is iemand die jou complimentjes maakt.
Arkadaş, sana iltifat eden kişidir.Ein Freund ist jemand der dir Komplimente macht.
Bana iltifat etme.Ne legyen ennyire elégedett.