Ana içeriğe geç
Sözlük

iltifat ile cümle

iltifat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
O bana iltifat etti.He paid me a compliment.
Onu bir iltifat olarak kabul edeceğim.I'll take that as a compliment.
Benim iltifatlarım bunu mümkün kılan ellere.My compliments to the hands that made this possible.
Bana iltifat etti.He complimented me.
Tom Mary'nin iltifatıyla pohpohlandı.Tom was flattered by Mary's attention.
Tom ne kadar hoş göründüğüne dair Mary'ye iltifat etti.Tom complimented Mary on how nice she looked.
Onun sözlerini bir iltifat olarak aldı.He took her words as a compliment.
Bunun bir iltifat mı yoksa bir hakaret mi olduğundan emin değilim.I'm not sure if it's a compliment or an insult.
Tom'un her zaman iltifat bekleme tarzını sevmiyorum.I don't like the way Tom is always fishing for a compliment.
Tom Mary'ye iltifat etti.Tom complimented Mary.
Bu bir iltifat mı?Is this a compliment?
Bu bir iltifat mı yoksa hakaret mi?Is it a compliment or an insult?
Bunu bir iltifat olarak düşündüm.I meant that as a compliment.
Bu kravatı daha sık takmalıyım. Bugün çok iltifat aldım.I ought to wear this tie more often. I've gotten a lot of compliments today.
O bir iltifat mı?Is that a compliment?
Tom bana iltifat etti.Tom complimented me.
Tom gerçekten onu bir iltifat olarak düşünmedi.Tom didn't really mean that as a compliment.
Bu bir iltifat.It's a compliment.
Tom Mary'nin fikri için iltifat aldı.Tom took credit for Mary's idea.
Onun bir iltifat olması mı gerekiyor?Is that supposed to be a compliment?
Tom'un söylediği tam olarak bir iltifat değildi.What Tom said wasn't exactly a compliment.
Ben onu bir iltifat olarak mı almalıyım?Should I take that as a compliment?
O, iltifat için bana teşekkür etti.She thanked me for the compliment.
Tom benim fikrim için iltifat aldı.Tom took credit for my idea.
Tom onu bir iltifat olarak aldı.Tom took it as a compliment.
Tom onu bir iltifat olarak gördü.Tom took it as a compliment.
Tom iltifat için bana teşekkür etti.Tom thanked me for the compliment.
Tom'a iltifat ettim.I complimented Tom.
Kadınlar iltifattan hoşlanırlar.Women like attention.
O bir iltifat değil, değil mi?That's not a compliment, is it?
Bunu bir iltifat olarak kastetmiştim.I meant it as a compliment.
Tom iltifattan hoşlandı.Tom liked the attention.
En son ne zaman bir iltifat aldın?When was the last time you received a compliment?
Onu bir iltifat olarak kabul ediyorum.I'd take that as a compliment.
Bu bir iltifat değil, değil mi?That isn't a compliment, is it?
Birçok iltifat aldık.We've gotten a lot of compliments.
Kuzey Kore Muhabirleri, başkan Kim'e iltifat makaleleri yazmakta vakit geçirmektedirler.The reporters in North Korea spend their time writing flattering articles about the Kim Dynasty.
Hüküm gösterdim, faydasızdır diye iltifat etmediler.It turned out that they were not suitable for melting down.
Tımarlanmayı ve iltifatları severler.They love to be held and cuddled.
Bu söylediğim bir iltifat değil.When I say this, it is not a compliment I am giving.
Bu bir iltifat değildi.It was not a compliment.
Iltifat gerekir" Ve ben size, "Holmes yanıtladı."And I you," Holmes answered.
Ama bana iltifat ettiğin için iyi hissediyorum.But since you're complimenting me, I do feel good.
Evet biliyorum, biliyorum Ona iltifat ettiğimde bana inanmayacakYeah, I know, I know when I compliment her she wont believe me.
Mecburen ben paso konuştu var ne inkar, formda fain yaşamak; ancak veda iltifat!Fain would I dwell on form,fain, fain deny What I have spoke; but farewell compliment!
Çok iltifat tatlı önemli.Too flattering-sweet to be substantial.
Ben uyku iltifat göz güven olabilir ROMEO, My Dreams yandan bazı sevinçli haber habercisi;ROMEO If I may trust the flattering eye of sleep, My dreams presage some joyful news at hand;
Bunu iltifat olarak alıyorum.I'll take that as a compliment.
Bana iltifat etme.Don't be too content about it.
İnsanların iyi olmayı bekledikleri şeyler hakkında iltifatta bulun.Give compliments on What people hope to be good at.
Sana, sen kutsallığın kendisisin derken iltifat ederek seni kazanmak için söylemiyorum.I am not paying you a personal compliment to say you are holiness itself.
'Sen kutsallığın kendisisin' derken, iltifat ederek seni kazanmaya çalışıyor değilim.I am not paying you a personal compliment to say, "You are holiness itself."
Herkes iltifatı sever.*Everybody likes a compliment.*
"Sevgili Bayım, iyi günler, günün iltifatları ve aileniz ve sizin için en iyi dileklerim."Dear Sir, good day, compliments of the day, and my best wishes to you and family.
Her şeyden önce; bu, hepimizin almak isteyeceği bir iltifat gibi.First of all, it's a kind of a compliment we all like to get.
Kendisine kavuştukları gün, Allah'ın onlara iltifatı, "selam" dır.Their greeting, on the day when they shall meet Him, will be 'Peace!'
Orada birbirlerine iltifatları, esenlik size sözüdür.Their greeting therein will be: Salam (peace!).
Manon'a iltifat eder ve filmdeki sahnelerini bitirir.She offers Manon a compliment, and finishes her scenes in the film.
Annesinin arkadaşları ve hatta yabancılar Sasha'nın modellik potansiyeline iltifat ederlerdi.Her mother's friends and even strangers would compliment Sasha's modelling potential.
Hüküm gösterdim, faydasızdır diye iltifat etmediler.Ihre Bitten um Vergebung nützen nichts.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod