Bunlardan ilkinin 999 yılında gerçekleştiği anlatılır.První zmínky o něm pochází z roku 1399.
Filmin neredeyse aynı ekiple ilkinden tam 9 sene sonra çekilmesinin gerçekçiliği arttırdığına inanıyor.Film získal ještě větší ohlas než spolupráce stejných tvůrců před devíti lety na snímku Před úsvitem.
Hayranları tarafından merakla beklenen film ilkinden daha büyük başarı elde etti.Tato skladba byla mnohem tvrdší, než fanoušci očekávali.
Bunların ilkinde filogenetik ağacın topolojisi incelenir.În schimb, se dezvoltă critica filologică a textelor.
Yer üstündeki bütün ruhlara dua edebilmek için ilkin ateşin ruhuna adak vermek gerekir.Tengeren evezők reménycsillaga Könyörögj érettünk.
Nelson Piquet Sürücüler Şampiyonası'nı 1. bitirerek kariyerindeki üç şampiyonluktan ilkine imza atmıştır.Nelson Piquet voitti uransa ensimmäisen kuljettajien mestaruuden sijoittumalla viidenneksi.
Aynı adı taşıyan ilkinden daha küçük bir göl daha vardır.Mäntyharjulla on myös pienempi järvi nimeltään Kallavesi.
Milano’da, ilkin fabrika işçileri greve girdiler.Eräässä työmaakokouksessa Puranen agitoi työmiehiä lakkoon.
Kahve tanelerinden bir içecek yapma pratiği ilkin Yemen'de 15. yüzyılda ortaya çıkmıştır.Kahvin valmistus keksittiin Jemenissä 1300-luvun tienoilla.
İkinci versiyonda ilkinden farklı olarak beş yerine altı kaplumbağa bulunur.Η δεύτερη έκδοση της εικόνας δείχνει έξι χελώνες αντί για πέντε, όπως στην πρώτη.
Milano’da, ilkin fabrika işçileri greve girdiler.Στα ναυπηγεία της πόλης οι εργάτες απεργούν.
Bunlardan ilkini Papua Yeni Gine'ye 0-19 kaybederken ikincisini de Tahiti'ye 0-14 kaybetmiştir.Μια ήττα με 0-19 από την Παπούα Νέα Γουινέα ακολουθήθηκε από μια ήττα με 0-14 από την Ταϊτή.
Yayınlanan ikinci parça ilkine göre daha çok ses getirmiştir.Μάλιστα στο δεύτερο μέρος της σειράς εμφανίζεται με προκλητικότερο ντύσιμο από ό,τι στο πρώτο.
Oojenez sırasında oogonia ilkin oositler hâline gelir.Under oogenese bliver the oogonia primære oocytter.
Kente ilkin yakınlardaki Arzamas kentine 75 km uzaklıkta olduğu için Arzamas-75 ismi verilmiştir.Byen ble først kalt Arzamas-75, fordi den ligger 75 km fra Arzamas.
İkinci Haçlı Seferi ilkinin aksine Haçlılar açısından tam bir başarısızlıkla sonuçlanmıştır.Det andre korstog ble imidlertid mislykket, ja, med en katastrofal slutt for korsfarerne.
Bunlardan ilkini Papua Yeni Gine'ye 0-19 kaybederken ikincisini de Tahiti'ye 0-14 kaybetmiştir.De tapte der 0-19 mot Papua Ny-Guinea, og 0-14 mot Tahiti.
Turist gemileri bunlardan ilkini ziyaret etmektedirler.Området er mye besøkt av turistskip.
Nome olarak adlandırılan, ilkine el-Lişt denilen yirmi bölgeye ayrılmıştı.Wilayah ini terbagi ke dalam dua puluh distrik yang disebut nome.
İkinci ve üçüncü kat badanalar ilkinden biraz koyu olur.Ruas pertama dan ketiga bentuknya lebih kecil.
Bunlardan ilkini Papua Yeni Gine'ye 0-19 kaybederken ikincisini de Tahiti'ye 0-14 kaybetmiştir.Đó là các trận thua 0–19 trước Papua New Guinea và 0–14 trước Tahiti.
Aynı adı taşıyan ilkinden daha küçük bir göl daha vardır.上記の南家と同じ姓を持つもう1つの南一家。
1652 yılında patlak veren Hollanda-İngiltere Savaşlarının ilkini 1654 yılında Amiral Robert Blake kazanır.1654年に開始された英西戦争では、1655年から1657年の間、ロバート・ブレイク提督がカディスを封鎖した。
Bir hesabın 2 katı büyüklüğünde başka bir hesap, ilkinden 16 kat daha fazla zaman alır.즉, N이 2배가 되면 시간은 16배가 더 걸리는 것이다.
Kahve tanelerinden bir içecek yapma pratiği ilkin Yemen'de 15. yüzyılda ortaya çıkmıştır.15세기 후반 호남지방의 가마에서 야외용 술, 물을 담아 사용하기 위해 제작되었다.
1652 yılında patlak veren Hollanda-İngiltere Savaşlarının ilkini 1654 yılında Amiral Robert Blake kazanır.ב-1652 פרצה מלחמה שהסתיימה ב-1654 בניצחון אנגלי בפיקוד אלוף הימים רוברט בלייק.
İkinci ve üçüncü kat badanalar ilkinden biraz koyu olur.הגל השני והשלישי מתקיימים אחד על השני.
Bunlardan ilkinin 999 yılında gerçekleştiği anlatılır.Предполага се, че това става най-късно през 991 година.
Buna göre düşünce, ilkin insan beyninde ortaya çıkar.Takav je slučaj, na primjer, ako netko traži mentalna stanja u mozgu.
Kahve tanelerinden bir içecek yapma pratiği ilkin Yemen'de 15. yüzyılda ortaya çıkmıştır.Prvé vierohodné dôkazy o pití kávy pochádzajú z polovice 15. storočia zo sufijských chrámov v Jemene.
Minarelerden ilkini yaptırdı.Iz glav starcev sem naredil minaret.
Bunlardan ilkinin 999 yılında gerçekleştiği anlatılır.To se je godilo od leta 1099 naprej.
Albüm çıktığı sıralarda ilkine göre daha iyi bir satış grafiği ortaya koymuştur.Telefon je v času začetka prodaje imel tako najhitrejšo grafično procesno enoto.
Grup 47 adı ilk kez, Hans Werner Richter’in düzenli olarak planladığı toplantıların ilkinde ortaya çıkmıştır.Srečanje steče pretežno po navadah Skupine 47, ki jo 300 let kasneje ustanovi Hans Werner Richter.
Bunlardan ilkini Papua Yeni Gine'ye 0-19 kaybederken ikincisini de Tahiti'ye 0-14 kaybetmiştir.Niujė 0-19 pralaimėjo Papua Naujoji Gvinėjai ir 0-14 Taičiui.
İkinci ve üçüncü kat badanalar ilkinden biraz koyu olur.Ant antros ir trečios poros kojų šlaunų išorinės dalies yra didelės juodos dėmės.
Yayımlanmadan önce, ilkin bir gazetede tefrikası sonra da kitap planlanmıştır.Prieš atsirandant spaudai, knygos buvo iliustruojamos ranka.
Ardından 1170'te meydana gelen daha küçük bir depremse ilkini izlemiştir.Esimese keerulisema minimaalpinna tasandi kõrval avastas 1744 a.
Ama bir eksiklikle: Tersten, son kelimeden ilkine doğru.-baklänges, från det sista ordet till det första.
Ama bir eksiklikle: Tersten, son kelimeden ilkine doğru.시가 완전히 거꾸로 적혀서, 마지막 글자부터 시작했다고 했어요.
Ama bir eksiklikle: Tersten, son kelimeden ilkine doğru.אבל אחורה, מהמילה האחרונה אל הראשונה.
Ama bir eksiklikle: Tersten, son kelimeden ilkine doğru.لكنها معكوسة، من الكلمة الأخيرة إلى الأولى.
Ama bir eksiklikle: Tersten, son kelimeden ilkine doğru.(会場 笑)
Ama kağıdı ilkindeki gibi incelemeyecektir. Yani, sadece alıp kenara koyuyor.Nezkoumal ho ani neprohlížel, prostě ho položil na hromadu papírů vpravo.
Ancak, insanlar gerçekten de sokağa döküldüğünde- ki ilkinde binlerce insan하지만 실제로 사람들이 거리로 나섰을 때, 처음에는 알렉산드리아에
Ancak, insanlar gerçekten de sokağa döküldüğünde- ki ilkinde binlerce insanMa in effetti quando la gente è scesa in piazza --
Ancak, insanlar gerçekten de sokağa döküldüğünde- ki ilkinde binlerce insanMais en fait quand les gens sont descendus dans la rue --
Ancak, insanlar gerçekten de sokağa döküldüğünde- ki ilkinde binlerce insanMas na verdade, quando as pessoas saíram à rua. a primeira vez foram milhares de pessoas em Alexandria.
Ancak, insanlar gerçekten de sokağa döküldüğünde- ki ilkinde binlerce insanNhưng thực ra khi mọi người xuống đường --
Ancak, insanlar gerçekten de sokağa döküldüğünde- ki ilkinde binlerce insanPedig amikor valóban kimentek az utcára -- első alkalommal is ezrek
Ancak, insanlar gerçekten de sokağa döküldüğünde- ki ilkinde binlerce insanPero cuando las personas salieron a la calle
Ancak, insanlar gerçekten de sokağa döküldüğünde- ki ilkinde binlerce insanאבל, בפועל, כשאנשים יצאו לרחוב --
Ancak, insanlar gerçekten de sokağa döküldüğünde- ki ilkinde binlerce insanولكن الناس نزلت إلى الشارع لكن حينما خرج الآلاف
Ancak, insanlar gerçekten de sokağa döküldüğünde- ki ilkinde binlerce insan初回は数千人の人々が アレクサンドリアに集まったのです
Bağ sahibi bu kez ilkinden daha çok sayıda köle yolladı. Bağcılar bunlara da aynı şeyi yaptılar.Abermals sandte er andere Knechte, mehr denn der ersten waren; und sie taten ihnen gleichalso.
Bağ sahibi bu kez ilkinden daha çok sayıda köle yolladı. Bağcılar bunlara da aynı şeyi yaptılar.A mai trimes alţi robi, mai mulţi decît cei dintîi; şi vierii i-au primit la fel.
Bağ sahibi bu kez ilkinden daha çok sayıda köle yolladı. Bağcılar bunlara da aynı şeyi yaptılar.Åter sände han åstad andra tjänare, flera än de förra, men de gjorde med dem sammalunda.
Bağ sahibi bu kez ilkinden daha çok sayıda köle yolladı. Bağcılar bunlara da aynı şeyi yaptılar.Atter sendte han andre tjenere, flere enn de første, og de gjorde likeså med dem.
Bağ sahibi bu kez ilkinden daha çok sayıda köle yolladı. Bağcılar bunlara da aynı şeyi yaptılar.Atter sendte han andre Tjenere hen, flere end de første; og de gjorde ligeså med dem.
Bağ sahibi bu kez ilkinden daha çok sayıda köle yolladı. Bağcılar bunlara da aynı şeyi yaptılar.Depois enviou ainda outros servos, em maior número do que os primeiros; e fizeram-lhes o mesmo.