Ana içeriğe geç
Sözlük

ilkel ile cümle

ilkel kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
BÜTÇE İLKELERİ VE MALİ İLKELERBUDGETMÆSSIGE OG FINANSIELLE PRINCIPPER
BÜTÇE İLKELERİ VE MALİ İLKELERBUDGETMÄSSIGA OCH FINANSIELLA PRINCIPER
BÜTÇE İLKELERİ VE MALİ İLKELERDE BUDGETTAIRE EN FINANCIËLE BEGINSELEN
BÜTÇE İLKELERİ VE MALİ İLKELERGRUNDSATZ DER DEMOKRATISCHEN GLEICHHEIT
BÜTÇE İLKELERİ VE MALİ İLKELERKÖLTSÉGVETÉSI ÉS PÉNZÜGYI ALAPELVEK
BÜTÇE İLKELERİ VE MALİ İLKELERLES PRINCIPES BUDGÉTAIRES ET FINANCIERS
BÜTÇE İLKELERİ VE MALİ İLKELERPRINCIPI FINANZIARI E DI BILANCIO
BÜTÇE İLKELERİ VE MALİ İLKELERPRINCIPIILE BUGETARE ŞI FINANCIARE
BÜTÇE İLKELERİ VE MALİ İLKELERPRINCIPIOS PRESUPUESTARIOS Y FINANCIEROS
BÜTÇE İLKELERİ VE MALİ İLKELERPRORAČUNSKA IN FINANČNA NAČELA
BÜTÇE İLKELERİ VE MALİ İLKELERROZPOČTOVÉ A FINANČNÉ ZÁSADY
BÜTÇE İLKELERİ VE MALİ İLKELERROZPOČTOVÉ A FINANČNÍ ZÁSADY
BÜTÇE İLKELERİ VE MALİ İLKELERTALOUSARVIOTA JA VARAINHOITOA KOSKEVATPERIAATTEET
BÜTÇE İLKELERİ VE MALİ İLKELERZASADY BUDŻETOWE I FINANSOWE
BÜTÇE İLKELERİ VE MALİ İLKELER∆ΗΜΟΣΙΟΝΟΜΙΚEΣ ΚΑΙ ΟΙΚΟΝΟΜΙΚEΣ ΑΡΧEΣ
Bu tür varlıklara sebep vermeden yasak koyamazsın. O kadar ilkel değiliz.Man kann nicht einfach grundlos etwas verbieten, denn so primitiv sind wir nicht.
Bu tür varlıklara sebep vermeden yasak koyamazsın. O kadar ilkel değiliz.Non puoi proibire senza ragione a esseri simili, non siamo poi così primitivi.
Bu tür varlıklara sebep vermeden yasak koyamazsın. O kadar ilkel değiliz.Vous ne pouvez pas interdire sans raison à un tel être, nous ne sommes pas si primitifs.
Bu ufak yağ damlacıkları bir bakıma en ilkel hücre formlarıydı.Bizonyos értelemben a legősibb sejtformák ezek a kis olajcseppek voltak.
Bu ufak yağ damlacıkları bir bakıma en ilkel hücre formlarıydı.Diese kleinen Öltröpfchen waren im Sinne die primitivste Zellenform.
Bu ufak yağ damlacıkları bir bakıma en ilkel hücre formlarıydı.Dit waren de meest primitieve vormen van cellen, deze kleine oliedruppels.
Bu ufak yağ damlacıkları bir bakıma en ilkel hücre formlarıydı.En cierto sentido, esas fueron las formas celulares más primitivas; esas gotitas de aceite.
Bu ufak yağ damlacıkları bir bakıma en ilkel hücre formlarıydı.Et dans un sens, c'étaient les formes les plus primitives de cellules, ces petites gouttes d'huile.
Bu ufak yağ damlacıkları bir bakıma en ilkel hücre formlarıydı.Foram as formas mais primitivas das células, aquelas gotas de óleo.
Bu ufak yağ damlacıkları bir bakıma en ilkel hücre formlarıydı.그런 작은 기름 방울들이 어쩌면 세포의 가장 원시적인 형태였겠죠.
Bu ufak yağ damlacıkları bir bakıma en ilkel hücre formlarıydı.Quelle erano le forme più primitive di cellula, in un certo senso, piccole gocce d'olio.
Bu ufak yağ damlacıkları bir bakıma en ilkel hücre formlarıydı.Si acelea au fost cele mai primitive celule intr-un fel, acele picaturi de ulei.
Bu ufak yağ damlacıkları bir bakıma en ilkel hücre formlarıydı.Te małe krople oleju, były w zasadzie najbardziej prymitywną formą komórek.
Bu ufak yağ damlacıkları bir bakıma en ilkel hücre formlarıydı.Và chúng là những mẫu hình tế bào nguyên thủy nhất, những giọt dầu nhỏ đó.
Bu ufak yağ damlacıkları bir bakıma en ilkel hücre formlarıydı.Αυτές ήταν οι πιο πρωτόγονες μορφές κυττάρου κατά κάποιο τρόπο, εκείνες οι μικρές σταγόνες λαδιού.
Bu ufak yağ damlacıkları bir bakıma en ilkel hücre formlarıydı.Един вид, те били най-примитивните видове клетки, тези капки мазнина.
Bu ufak yağ damlacıkları bir bakıma en ilkel hücre formlarıydı.Это были самые простейшие виды клеток в виде масляных клеток.
Bu ufak yağ damlacıkları bir bakıma en ilkel hücre formlarıydı.ואלו היו במובן מסוים הצורות הכי פרימיטיביות של תאים, טיפות שמן קטנות אלו.
Bu ufak yağ damlacıkları bir bakıma en ilkel hücre formlarıydı.وتلك كانت أكثر أشكال الخلايا بدائية بمعنى ما، تلك القطرات البسيطة من النفط.
Bu ufak yağ damlacıkları bir bakıma en ilkel hücre formlarıydı.最も原始的な細胞とも言えますが 今日の生命の定義には当てはまりません
Bu Yasa’da düzenlenen ilkeler Kurumlar ve yetkilileri arasındaki ilişkilere uygulanmayacaktır.Az e Kódexben meghatározott elvek nem vonatkoznak az intézmények és tisztviselőik közötti kapcsolatokra.
Bu Yasa’da düzenlenen ilkeler Kurumlar ve yetkilileri arasındaki ilişkilere uygulanmayacaktır.Principerna i förvaltningskodexen gäller inte för kontakterna mellan institutionen och dess tjänstemän.
Bu Yasa’da düzenlenen ilkeler Kurumlar ve yetkilileri arasındaki ilişkilere uygulanmayacaktır.Principiile stabilite în prezentul Cod nu se aplică raporturilor dintre Instituţiii o cialii acestora.
Bu Yasa’da düzenlenen ilkeler Kurumlar ve yetkilileri arasındaki ilişkilere uygulanmayacaktır.Principperne i denne kodeks nder ikke anvendelse på forbindelserne mellem institutionen og dens tjenestemænd.
Bu Yasa’da düzenlenen ilkeler Kurumlar ve yetkilileri arasındaki ilişkilere uygulanmayacaktır.Tämän säännöstön periaatteita ei sovelleta toimielimen ja sen virkamiesten välisiin suhteisiin.
Bu Yasa’da düzenlenen ilkeler Kurumlar ve yetkilileri arasındaki ilişkilere uygulanmayacaktır.Zásady, ktoré ustanovuje tento Kódex, sa neuplatňujú vo vzťahoch medzi orgánom a jeho úradníkmi.
Bu Yasa’da düzenlenen ilkeler Kurumlar ve yetkilileri arasındaki ilişkilere uygulanmayacaktır.Zásady vytyčené v tomto kodexu neplatí pro vztahy mezi institucemi a jejich úředníky.
Buyruklarından, ilkelerinden ayrılıp günah, suç işledik, kötülük yaptık, başkaldırdık.우리는 이미 범죄하여 패역하며 행악하며 반역하여 주의 법도와 규례를 떠났사오며
Buyruklarından, ilkelerinden ayrılıp günah, suç işledik, kötülük yaptık, başkaldırdık.Vi har syndet og handlet ilde, været gudløse og genstridige; vi veg fra dine Bud og Vedtægter
Buyruklarından, ilkelerinden ayrılıp günah, suç işledik, kötülük yaptık, başkaldırdık.Vi hava syndat och gjort illa och varit ogudaktiga och avfälliga; vi hava vikit av ifrån dina bud och rätter.
Buyruklarından, ilkelerinden ayrılıp günah, suç işledik, kötülük yaptık, başkaldırdık.חטאנו ועוינו והרשענו ומרדנו וסור ממצותך וממשפטיך׃
Buyruklarından, ilkelerinden ayrılıp günah, suç işledik, kötülük yaptık, başkaldırdık.اخطأنا واثمنا وعملنا الشر وتمردنا وحدنا عن وصاياك وعن احكامك.
Buyruklarından, ilkelerinden ayrılıp günah, suç işledik, kötülük yaptık, başkaldırdık.我 們 犯 罪 作 孽 、 行 惡 叛 逆 、 偏 離 你 的 誡 命 典 章
Buyruklarından, ilkelerinden ayrılıp günah, suç işledik, kötülük yaptık, başkaldırdık.我 們 犯罪 作孽 、 行惡 叛逆 、 偏 離 你 的 誡命 典章
Claron McFadden: İnsan sesi: gizemli, spontane, ve ilkelClaron MCFadden: la voix humaine: mystérieuse, spontanée, primale.
Claron McFadden: İnsan sesi: gizemli, spontane, ve ilkelDe menselijke stem: mysterieus, spontaan, oer.
Claron McFadden: İnsan sesi: gizemli, spontane, ve ilkelGiọng ca của con người: bí ẩn, bột phát, ban sơ.
‹‹Çocukları yasamdan ayrılır, İlkelerime göre yaşamazsa;(88:31) Если сыновья его оставят закон Мой и не будут ходить по заповедям Моим;
‹‹Çocukları yasamdan ayrılır, İlkelerime göre yaşamazsa;(89:31) Si ses fils abandonnent ma loi Et ne marchent pas selon ses ordonnances,
‹‹Çocukları yasamdan ayrılır, İlkelerime göre yaşamazsa;Ako zapusté sinovi njegovi zakon moj in ne bodo hodili v sodbah mojih,
‹‹Çocukları yasamdan ayrılır, İlkelerime göre yaşamazsa;A učiním to, že jeho semä bude trvať na večnosť a jeho trón ako dní nebies.
‹‹Çocukları yasamdan ayrılır, İlkelerime göre yaşamazsa;Dacă fiii lui vor părăsi Legea Mea, şi nu vor umbla după poruncile Mele,
‹‹Çocukları yasamdan ayrılır, İlkelerime göre yaşamazsa;És az õ magvát örökkévalóvá teszem, és az õ királyi székét, mint az egeknek napjait.
‹‹Çocukları yasamdan ayrılır, İlkelerime göre yaşamazsa;Hvis hans Sønner svigter min Lov og ikke følger mine Lovbud,
‹‹Çocukları yasamdan ayrılır, İlkelerime göre yaşamazsa;I uczynię, że na wieki będzie trwało nasienie jego, a stolica jego jako dni niebios.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod