Doğanın ilkelerini gözeterek yaşamayı sözünü asla esirgemeden savundu.He was an outspoken advocate of the value of observing nature's principles.
Proje özgün DC-9 tasarımını modern taşımacılık ilkeleriyle buluşturmayı amaçlamaktaydı.The project completely overhauled the original DC-9 into a modern airliner.
Bu ilkede önemlilik kavramı esas alınır.This prime implicant is essential.
Yasama, yürütme ve yargı ilkeleri arasında katı bir ayrılığa dayanan temsili bir yönetimdir.Before the Throne: A Comprehensive Guide to the Importance and Practice of Worship.
Bu da Einstein'ın özel görelilik kuramının ikinci ilkesi olarak geçmektedir.This is due to Einstein's strong equivalence principle.
Görüşmede üç ilke tarafından konuşuldu.There were three principal speakers in the discussion.
Türk hakem İzzettin Somer, Avrupa Şampiyonası'nın finalini yöneterek, bu alanda bir ilke imza attı.Lieber ends Isser's European championship reign at this event.
Bir şekilde ilkel atalarına çekmişlerdir.You must have alienated your original fans.
Ancak, yetiştirme şekilleri çok ilkel durumdadır.Their origins, however, are certainly prehistoric.
Avrupa Birliği Mevzuatı içinde geliştirilen "Subsidiarite ilkesi" bu akımın en büyük yardımcısıdır.The "union rep", who earns more than the union workers, is a key element of this structure.
Kibutz, ilke olarak çocukların yetiştirilmesini ve eğitilmesini ortaklaşa yapar.Kibbutz Samar is primarily engaged in growing and exporting organic dates.
"Göze göz ilkesi tüm dünyayı kör eder.""The Whole World Blind".
Bu bölgeler ilkenin daha fazla yetki elde etme olanağı sunduğunu belirtmektedirler.The government has taken this opportunity to give room to more initiatives.
Tarımsal sosyalizm ağırlıklı olarak ilkel (sanayi öncesi), kentleşmemiş demografiye yatkındır.The Industrial (First) Subsector corresponds to the Industrial (First) functional constituency.
"İlkel insanlar" gibi, ama bunlar ilkel güçlü vampirler."But they were, like, early, early-breed Vampires.
Açlık, bir kitle imha silahı olarak kullanılmaya başlanmıştı, ilkel, ama çok etkili.Starvation was being used as a weapon of mass destruction -- primitive but extremely effective.
Biliyoruz ki, bunun çoğu derin geçmişimizdeki ilkel virüslerden geliyor.We know that a lot of it comes from primitive viruses deep in our past.
Hatta bu çok çok küçük ölçekli, çok ilkelEven at this very, very small scale, using very primitive--
Hadi Adem'i ayartan diyalogun ilkelerine kulak verelim şimdi.Let's tune into the conversation of the principals in Adam's temptation.
Biz Google'da, SEO'daki temel ilkenin, sürekli bir şekilde gelişmekte olduğunu bilmekteyiz.At Google, we've been know to say that the main constant in SEO is that it's constantly evolving.
O,kendi ülkemizin... ...gelişmesinde anahtar olan... ...gerçekleşme ilkesidir.It's a realization that we are the key to our own recovery.
İlk ilkelere geri dönmeye hakkımız vardı. Bu üçüncü diyagram.We got the right to go back to first principles -- that's the third diagram.
Bu ufak yağ damlacıkları bir bakıma en ilkel hücre formlarıydı.And those were the most primitive forms of cells in a sense, those little drops of oil.
Mühendisler için ahlak ilkelerinin karmaşık olduğu bir zamandı.Za in�enjere je to bila zbilja slo�ena eti�ka dilema.
Bu insanlar, dünyadaki en ilkel insanlar.These are the most primitive people in the world.
Çok ilkeldi ve daha önce bulunduğum herhangi bir yerden daha uzaktı.It was very primal and more remote than anything I'd ever experienced before.
Ön-hücreyi bir çeşit ilkel hücre olarak düşünebilirsiniz.You might think of this as kind of like a primitive cell.
Hatırlarsanız, bunlar ilkel nesnelerdi. Dans eden ön-hücleler...So remember, these are primitive things, so dancing protocells, that's very interesting to us.
Bunu bir çeşit ilkel şurup olarak düşünün, olur mu?Think of it like a primordial ooze, okay?
Ve büyük bankalar Amerika ilkeleri ya sevmiyorumAnd what if the biggest banks don't like the policies of the United
Ve yaygın olarak ilkel uyum biçiminde düşünülen durum budur.And this is the state that's commonly thought to be one of primordial harmony. But the archaeologist
Sistemimiz çok ilkeldi.And our system was rudimentary.
Doğal seleksiyon en güçlü olanın hayatta kalması ilkesine dayanır.Natural selection is survival of the fittest.
Şimdi, kim Heisenberg' in belirsizlik ilkesini hatırlıyor?Now, who remembers Heisenberg's uncertainty principle?
Le Chatelier ilkesini öğreneceğimiz bir sonraki videoda görüşmek üzere.See you in the next video where we'll learn about Le
Bir "pozitif ayrımcılık" ilkesi haline geldi bugün dediğimiz şekliyle.It became a policy of "positive discrimination," we call it now.
Ama olayları çekmeceye tıkarak iyi ilkeler oluşturamazsınız.But you don't make good policy by hiding things in a drawer.
Ama hiçbir önlem yada ihtiyatlılık ilkesi öngöremediğimiz problemleri engelleyemez.But no precautions and no precautionary principle can avoid problems that we do not yet foresee.
Bana yardımcı olması için buraya üçgende eşlik ilkelerini yazacağım.And to figure that out I'm just over here, going to write our triangle congruency postulates
Açılarla kenarların yerlerini değiştirirsek, bunun da bir eşlik ilkesi olduğunu görürüz.If we reverse the angles and the sides, we know that's also a congruence postulates
Ve bu iki üçgen birbirine açı-açı-kenar ilkesine göre eş diyebiliriz.And we can say that these 2 are congruent by angle, angle side, by AAS
Bilgisayarlarımız, sistemlerimiz bugün için Apollo'nun ki kadar ilkel olacak.Our computers, our systems will be as primitive as the Apollo's are for today.
En ilkel canlının duygularıyla aynı duygu.The same sensations as the most primeval creature.
Ve hareketlerini, sadece çok ilkel bir biçimde ve çok sınırlı bir biçimde kontrol edebilirler.And they can only in a very primitive way, and in a very limited way control their movements.
Bu dört noktayı, bu görmenin içerdiği birer ilke sanıyorum.I think these are the four principles that go into this.
Aynı fikrin eskiçağ versiyonlarında aynı ilkeyi görebilirsiniz.And you can see this same principle operating in these ancient versions of the same idea.
Çünkü bu hissettiğim şeyin ilkel bir çığlık olduğu aklıma geldi.Because the thought that came to my mind was that the feeling that I had was like a primal scream.
Ama biliyor musunuz, düne kadar bizim ilkemizde çocuk felci yoktu diyelim.And you know what? We didn't have polio in this country yesterday.
Bu inanılmayacak derece ilkel bir duygusal tepki.This is an unbelievably primitive emotional response.
Şu diğeri de şundan daha ilkel.And the other one is more primitive than the other."
Tarayıcı güzeldi, ancak biraz ilkeldi ve çok dar bir bant genişliğine sahipti.The browser was great, but the browser was very primitive, very narrow bandwidth.
Pikaia'nın evrimi ile ilkel bir sinir teli ortaya çıktı.In Pikaia, a primitive nerve cord evolved.
Bu ilkel maymunların evrilmesiyle yeni bir sosyal hayvan ortaya çıktı.From these prosimians, evolved a new social animal.
Terleme solumanın yerini alınca, boş kalan ağızları sayesinde ilkel sesler çıkarabiliyorlardı.As sweating replaced panting, the mouth was freed up allowing for primitive voices to develop.
Saçımızı kaptırmıyoruz, ama olduğumuz yerin ilkellik derecesi bu.We don't get our hair caught in it, but that's the level of primitiveness of where we are.
Bu resim bütün ilkeye dağıtlıldı.And this picture was sent throughout the country.
Bu iki adamin Ford'ta yaptigi aygitin temel ilkesi buydu.This is the basis for the device that these two guys at Ford built.
Archaeopteryx, ilkel bir kuş, onun hala ilkel bir eli vardı.Archaeopteryx, which is a bird, a primitive bird, still has that very primitive hand.
Önce, Fransız ve Amerikan hafif tanklarının savaş ilkelerini hatırlayalım.First of all, let us remind you of battle principles for French and American light tanks:
Kullanım ilkeleri belirsiz hale geldiğinde herşey daha da karmaşıklaşıyor.It gets even more complicated when the doctrines of use become ambiguous.