Ana içeriğe geç
Sözlük

ilke ile cümle

ilke kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ahlakçılar, “Bu politika moral ilkelere uygun mudur ?” diye düşünürler.Na ética existe humildade; os moralistas acham que estão certos."
"Göze göz ilkesi tüm dünyayı kör eder.""Senão os cabelos atrapalham a visão."
Oysa amaç ve ilkeler yönünden ayrışırlar.Eles vão se desviando dos obstáculos e das valas que virem a sua frente.
Sınırlı tasarım ilkesi SimCity 3000den beri uygulanmakta.É o quarto título da série homônima, sendo precedido por SimCity 3000, lançado em 1999.
Bu iki tür topluluk da birbiriyle eşittir ve her biri kitle psikolojisinin ilkelerine tabi olabilir .Desse modo dois embriões serão gerados e cada um deles terá a a formação de uma linha primitiva.
Bu ilkelerden üçü edebiyat, biri dil ile ilgilidir.Quanto aos ensaios, escreveu três sobre política internacional e um no campo da linguística.
Bu fikir Budizm’in de temel ilkelerden biri olarak kabul edilir.É um dos conceitos básicos do budismo.
Gramerin temel ilkeleri çok zor değil.Os princípios básicos da gramática não são tão difíceis.
Georg Cantor iyi-sıralılık ilkesini "temel bir akıl yürütme kuralı" olarak kabul ediyordu.Georg Cantor beschouwde de welordeningsstelling als een "fundamenteel principe in het denken."
TBMM yasama ve yürütme yetkilerine sahiptir (güçler birliği ilkesi).Hij bezit de volheid van rechten en plichten.
Quaker tarikatinin ilkelerinden biri, kadın ve erkek arasında entelektüel eşitliktir.Een van de pijlers van de Quaker-religie was de intellectuele gelijkheid tussen beide seksen.
Buna en az zaman ilkesi veya Fermat Prensibi de denir.Dit postulaat staat bekend als het principe van de kortste tijd of het principe van Fermat.
Kendisine göre tıbbın ilk kuralı “Primum non nocere” (Önce zarar verme!) ilkesidir.Als zodanig is deze uitdrukking verwant aan een andere, namelijk primum non nocere.
Görüşmede üç ilke tarafından konuşuldu.Het werd voorafgegaan door drie conferenties.
Diğer keselilerden farklı olarak onlarda ilkel bir etene (plazenta) bulunur.Anders dan bij andere buideldieren is er een primitieve placenta aanwezig.
Bu ilke Almanya Federal Adalet Mahkemesi tarafından birçok kez onanmıştır.Dit werd tot voor kort beschouwd als precedent in federale rechtbanken.
Temel ilke 1859 yılından bu yana değişmedi.De keerzijde is sinds 1852 onveranderd gebleven.
Aristo'ya göre faal akıl ilk ilkedir (Allah).Als eerste (en oudste) manier is de lijntekening.
Avrupa’daki yönetim ilkeleri doğası gereği oldukça toplumsal olan destekleyici unsurlara sahiptir.Managementprincipes hebben in heel Europa een onderbouwing die sterk maatschappelijk van aard is.
Öyle ki aklın ve mantığı ilkeleri ve temel kategorileri bile, sonucta izlenimlere dayanır.De Phänomenologie, de Logik en de Grundlinien kunnen naar hun logische structuur op elkaar afgebeeld worden.
Temel ve en ilkel benliktir.De eerste is de fundamentele, wezenlijke samenhang van alles.
Üstünlük kompleksi, Alfred Adler tarafından ortaya atılan Bireysel Psikolojinin temel ilkelerinden biridir.De individualpsychologie of individuele psychologie werd opgericht door Alfred Adler.
Emsal karar bağlayıcılığı ilkesine göre, Yüksek Mahkemenin kararı, diğer tüm mahkemeleri bağlayıcıdır.De beslissingen van het Californische Hooggerechtshof zijn bindend voor alle andere rechtbanken van de staat.
Ketuhanan yang Maha Esa: Bu ilke Endonezya halkının bir tanrıya inandığını belirtir.Dit eerste principe herbevestigt het geloof van de Indonesiërs dat God bestaat.
Bu yapıtta psikanalizin temel ilkelerine rastlanır.Ze verkent in dit artikel de uitgangspunten van de fenomenologie.
Ahlak ilkeleri her yerde ve her zaman bütün insanlar için geçerli bir yasa olmalıdır.Een universele moraal heeft de pretentie altijd en overal te gelden.
Bu teorinin bazı ilkeleri; Bütün maddeler atomlardan meydana gelmektedir.Alle stoffen bestaan uit atomen.
Eylemleri de somut olaylar etrafında bu ilkeler için düzenlenmektedir.Dit boek is rondom de bovenstaande gebeurtenissen gesitueerd.
Varoluşsal Risk ve Antropik ilke üzerine çalışmaları ile tanınmaktadır.Hij is bekend voor zijn werk aan het existentieel risico, antropisch principe en de simulatiehypothese.
(Bohr nedeniyle tamamlayıcılık ilkesi).(Mariënburg is de laatste).
Lenin, bu ilkeyi "Tartışmada özgürlük, eylemde birlik"" şeklinde özetlemiştir.Lenin zelf vat democratisch centralisme samen als "vrijheid van discussie en kritiek, eenheid in actie."
Karma eğitim ilkesi kabul edildi.De leerplichtverordening is ingegaan.
Parti programlarını değişmez bir ilke olarak kabul edenlerle tartışmayız.Met mensen die hun partijprogramma als een onveranderlijk principe beschouwen, discussiëren wij niet.
"Göze göz ilkesi tüm dünyayı kör eder."Zasada oko za oko uczyniłaby wkrótce cały świat ślepym.
O zamanlar pusulanın ilkel bir yapısı vardı.Warsztaty miały wówczas prymitywną formę.
Bu argümanda sıradanlık ilkesi de kullanılır.W ich obrębie stosowano zasadę starszeństwa.
(Sizi ilkel yaratıklar, beni dinleyin!O Niestworzony, Tyś stał się stworzeniem!
Bu model Gerardus 't Hooft'un holografi ilkesi ile kütle çekiminin termodinamik yaklaşımını birleştirmiştir.Model ten łączy termodynamiczne podejście do grawitacji z zasadą holograficzną Gerardusa ’t Hoofta.
Partinin amacı Marksist-Leninist ilkelere dayalı bağımsız bir Kürt devleti kurmaktır.Celem partii jest utworzenie niepodległego państwa kurdyjskiego opartego na zasadach marksizmu-leninizmu.
Bu da Einstein'ın özel görelilik kuramının ikinci ilkesi olarak geçmektedir.Jest to pierwszy przykład podwójnego pierścienia Einsteina.
Parlamenter sistemlerde çoğunluk ilkesi genel olarak esastır.Podstawowe rozstrzygnięcia w tym systemie zapadają na zasadzie większości.
19 Mayıs 1941'de Wehrmacht "Rusya’nın birliği için kılavuz ilkeler" başlıklı bir emir daha yayınladı.19 maja 1941 OKW wydało kolejny rozkaz, zatytułowany „Wytyczne zachowania się wojsk w Rosji”.
Rawls'ın adalet kuramı şu iki ilkeyle belirtilebilir.Rawls sformułował dwie zasady sprawiedliwości.
Görelilik ilkesinde Mutlak dinginlik (hareketsizlik) yoktur.Nie zalicza się więc do nich nieprzyswajalny błonnik.
Bunun sonucunda resimleri düz ve daha ilkel görünüyordu.Kaplica wyglądała bardzo ubogo i prymitywnie.
Kolej erişilebilirlik, şeffaflık ve kapsayıcılık ilkelerine bağlıdır.Dlatego argumenty a facultate dzielą się na argumenty z możności i niemożności.
Buna eşmarjinal ilkesi adı verilir.Jest to tzw. zasada reprezentacji.
Westminster modeli demokrasinin önemli unsurlarından birisi de meclis egemenliği ilkesidir.Główną stawką wojny hegemonicznej jest rządzenie systemem.
Markanın ilk konsepti "İnce ve yumuşak keten için" ilkesine dayanıyordu.Projekt krzesła stanowił odpowiedź na zapotrzebowanie na tanie i proste krzesło.
Milliyetçilik ilkesi, siyasi bir karakter kazanarak, çok uluslu devletlerin parçalanmasında etkili oldu.Pojęcie ludu zaczyna odgrywać doniosłą rolę wraz z powstaniem państw narodowych.
Ortak yörünge Astra'nın ilkesidir.Żeńskim odpowiednikiem jest Asteria.
Çalışmalar Bologna sürecinin temel ilkelerine uygun olarak yürütülmektedir.Deklaracja bolońska stała się podstawą procesu bolońskiego.
Ülkedeki yeni hükümet Marksist-Leninist ilkeleri yürürlüğe sokmuştur.Nowy rząd odwoływał się do marksizmu-leninizmu.
Pancasila Sanskritçede "beş ilke" demektir.Przyjął koncepcję „Panczaszila”, czyli pięciu zasad pokojowej współpracy.
Oyunun temel ilkeleri dizinin daha önceki oyunlarına benzer.Zasady gry są identyczne jak w poprzedniej wersji gry.
Bu kuralın bağlayıcı niteliği, iyi niyet ilkesine dayanmaktadır.Skarga ta była powództwem opartym na dobrej wierze.
Pareto ilkesi, 80/20 kuralı olarak da bilinir.Metoda ta opiera się w dużym stopniu na „zasadzie 20-80” sformułowanej przez V. Pareto.
1937 yılında laiklik ilkesi anayasaya girmiştir.W 1937 wprowadzono na rynek wydanie popołudniowe.
Bunlardan ilk üçü coğrafyanın dayanak ilkeleridir.Trzy pierwsze z wymienionych wyżej są obiektami zabytkowymi.
Burada belirsizlik ilkesi vardır.W historii tej są pewne nieścisłości.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod