Budizm’in Beş İlke'sinden birincisi, “can almaktan kaçınmak” bu tartışmaları yönlendiren temel ilkedir.على الرغم من أن الوصية الأولى من الوصايا الخمس للبوذية تدور حول الامتناع عن تدمير الحياة.
Henry Louis Le Chatelier ve Karl Ferdinand Braun bu ilkeyi birbirlerinden bağımsız olarak bulmuştur.يحمل المبدأ اسمي هنري لوي لو شاتيليه وكارل فرديناند براون الذان اكتشفاه كل على حدة.
İnsanlar yayan olarak veya kıyı boyunca ilkel sallarla yolculuklarını gerçekleştirdi.وذهب الناس سيرًا على الأقدام أو باستخدام قوارب بدائية على طول الخط الساحلي.
Çocukların komünist felsefenin ilkeleriyle gelişimi konusunda çalışmalar yaptı.والتي تقوم في فلسفتها على مبادئ التنمية الشبابية المجتمعية.
Hukuk biliminde biçim, öncelikler ve ilkeler doğrultusunda bazı sistemler ortaya çıkmıştır.وتم النص في هذه الوثيقة ولأول مرة على بعض القواعد والحقوق وامتيازات الجامعات.
Bu 1660'ta, ilkel elekrostatik jeneratörü icat eden Otto von Guericke tarafından izlendi.أتبعه في عام 1660 العالم أوتو فون غيريكه والذي اخترع أول مولد كهرباء ساكنة.
Kanıt 4: Bir diğer kanıt ise arguman ilkesini kullanmaktadır.وسنثبت دليلًا واحدًا، ونترك الباقي كتمرين.
Davranışlar ilkel ve çocuksudur.قضية الطفلتين نسمة وبسمة.
Holografi ilkesi, kara delik bilgi paradoksunu sicim teorisi çerçevesinde çalışarak tekrar çözdü.يحل المبدأ الهولوغرافي مفارقة معلومات الثقب الأسود ضمن إطار نظرية الأوتار.
Pareto ilkesi, 80/20 kuralı olarak da bilinir.Princípio de Pareto - também conhecido como regra 80-20.
Kanun önünde eşitlik liberalizmin temel ilkelerinden biridir.A igualdade perante a lei é um dos princípios básicos do liberalismo.
28 Haziran 1832'deki "Altı Madde", monarşik egemenlik ilkesini tekrar doğruladı.Os "Seis Artigos" de 28 de Junho de 1832, reafirmam o princípio da autoridade monárquica.
24 Ekim 1940: Pétain ve Hitler Montoire'da siyasi işbirliği ilkelerini açıkladı.24 de outubro de 1940: Pétain e Hitler definem em Montoire os princípios de uma colaboração política.
İnternet ilk günlerinden beri bu tarafsızlık ilkesine göre faaliyet göstermektedir.A Internet tem operado de acordo com este princípio de neutralidade desde seus primeiros dias...
Daha sonra bu fiziksel ışınları geometri ilkelerine göre inceledi.Ele então analisou esses raios físicos de acordo com os princípios da ótica geométrica.
2005'te parti, merkez sol ideolojiyi ifade eden yeni bir ilkeler programı benimsedi.Em 2005, o partido aprovou um novo programa de princípios, expressando uma ideologia de centro-esquerda.
Eşitlik ilkesini kullanarak bu tensör kolayca eğri uzay zamana genelleştirilir.Usando o princípio da equivalência, este tensor é prontamente generalizado para o espaço-tempo curvo.
Seçim aksiyomu, dolayısıyla iyi-sıralılık ilkesi, Zermelo-Fraenkel-Küme-Kuramı'ndan bağımsızdır.Deste modo a hipótese do continuum é independente dos axiomas de Zermelo-Fraenkel.
Quaker tarikatinin ilkelerinden biri, kadın ve erkek arasında entelektüel eşitliktir.Um dos mandamentos da religião Quaker era a igualdade intelectual entre os sexos.
Bu durum bilinmezlik ilkesi olarak bilinir.Isto veio a ser conhecido por princípio da incerteza.
En iyi bilinen ilkel istatistik yöntemleri parametriktir .A maioria dos métodos elementares estatísticos são paramétricos.
Soldner'ınki ile aynı değer 1911’de Einstein tarafından denklik ilkesine dayandırılarak hesaplanmıştı.O mesmo valor de Soldner foi calculado por Einstein em 1911 com base apenas no princípio da equivalência.
Yazar, monarşik ilkelerin destekçisi olan Kilise ve Devlet'in bir destekçisidir.O escritor é um defensor da Igreja e do Estado e um defensor dos princípios monárquicos.
Temelde bu tarafsızlık ilkesi İnternet'e eşit erişim hakkındadır.Fundamentalmente, a neutralidade da rede é a igualdade de acesso à Internet.
Burada amaç, sendikanın anarşist ilkelerden uzaklaşmamasının sağlanmasıydı.A intenção era de que o sindicato não se distanciasse dos valores anarquistas.
Bu argümanda sıradanlık ilkesi de kullanılır.Nesse aspecto, prevalece a vontade do Òrìşà.
Katı bir liderlik ilkesi vardır.Tem um grande potencial de liderança.
Hizmet tasarımında temel ilkesi "mümkün olduğunca basit, ama bundan daha tutunma" olmasıdır.Princípio da Eficiência: "Deve o Estado prestar seus serviços com a maior eficiência possível.
Teoride ve ilkelerde teokratik ve salt olmasına rağmen, uygulamada padişahın yetkileri sınırlıydı.Embora teocrático e absoluto na teoria, em princípio, os poderes do sultão foram limitados na prática.
Tarımsal sosyalizm ağırlıklı olarak ilkel (sanayi öncesi), kentleşmemiş demografiye yatkındır.O socialismo agrário aplica-se a dados demográficos predominantemente pré-industriais e não urbanizados.
Bunlar alfabenin fonetik ilkelerindeki diğer istisnalardır.Existem outras exceções para o princípio fonêmico do alfabeto.
Bu ilke, tüm çizgi romanın temel konusunu özetler.Finalmente, todos acabam descobrindo a raiz de todo aquele enigma.
Hükûmetin temel ilkelerini içerir ve üniter bir merkezi devlet olarak Türkiye'yi tanımlar.Estabelece os princípios principais do governo e estabelece a Turquia como um estado centralizado unitário.
Bu makalede Eşitlik ilkesini ele aldı ve Fermi koordinatlarını sundu.Nesse artigo, Fermi examinou o Princípio da Equivalência e introduziu as chamadas Coordenadas de Fermi.
Güçler ayrıcılığı ilkesi vardır.Tem-se o Direito de Prioridade.
Burada belirsizlik ilkesi vardır.É aí que você tem a ambiguidade.
Kendisine göre tıbbın ilk kuralı “Primum non nocere” (Önce zarar verme!) ilkesidir.Fazê-lo é reerguer o velho principio primum non nocere.
Bir diğer evrensel ilke ise, virüslerin dışındaki tüm canlıların hücrelerden oluştuğudur.Todos os seres vivos são constituídos por células, com exceção dos vírus.
İkinci güçlük ise nedensellik ilkesinin uygulanabilirliği konusundadır.A segunda pergunta refere-se ao plano da validade.
(Bohr nedeniyle tamamlayıcılık ilkesi).(Ver imagem do bug).
Evrensel dilbilgisine göre bütün insan dillerinde birtakım ilkeler ve parametreler bulunmaktadır.Dentro de gramática universal, há certos parâmetros que são compartilhados por todos os idiomas.
Modern ilkel hareketin ilk sanatçısıdır.É o primeiro grande artista protestante.
Bu eseriyle beraber hukuka pek çok ilke kazandırmıştır.Em sua vida, a princesa Alice realizou muitos deveres reais.
Yoksa bu, holografik ilkeye işaret eden şiirsel anlatımdan başka bir şey değil mi?”O ponto de interrogação é um sinal de pontuação representado pelo sinal gráfico "?".
Bu kuralın bağlayıcı niteliği, iyi niyet ilkesine dayanmaktadır.Este tipo de dever é resultado do princípio da Boa-fé.
Düşünce özgürlüğü, demokrasinin temel ilkesidir.A base da democracia é a liberdade.
Her belit bir ilkedir, ama her ilke bir belit değildir.Toda a expiação é uma prova, mas nem toda a prova é uma expiação(do passado).
Buna eşmarjinal ilkesi adı verilir.Daí vem o nome do princípio.
Daha önce toprak sahiplerince seçilen yerel yöneticilerin, merkezden atanması ilkesi getirildi.O voto através do chefe de família era já o sistema utilizado na Primeira República.
Eskiden denizaslanıgillerin fokgillerden daha ilkel bir familya oldukları düşünülürdü.Originalmente previa-se que seria uma estação subterrânea.
Onüç sayısı Tanrı'nın rahmetini ve inanç ilkelerini simgeler.III - Intervenção de Deus nas Penas e Recompensas.
"Ekranda buzul çağı ilkelliği".«Períodos de glaciação da Terra».
Eğer bir yargı analitik ise doğruluğu çelişki ilkesine göre bilinebilir.A sentença é falsa se você pode deduzir uma contradição a partir dela.
Bu düşünce aslında parlamentonun egemenliği ilkesinin bir sonucu olarak da görülebilir.Ele concluiria que a razão para tal era uma consequência direta da própria estrutura do governo.
Ana madde: Akide (din) Mâtürîdî 'nin inanç ilkeleri (akaid) ile ilgili en kapsamlı eseri Kitab üt-Tevhid'dir.Foram apresentados ainda vários versos do Alcorão e como o livro auxilia os fiéis a alcançar suas glórias.
Yani Huygens ilkesi bağımsız bir ilke değildir.E Dee Jay obviamente não é uma exceção.
Yerli çalgılar son derece ilkel.No entanto, alguns ninhos são extremamente primitivos.
Böylece dışlama ilkesi tatmin edici bir hal alır.Essa colocação fez do aborto, por exemplo, algo aceitável.
Aufbau ilkesi tahmine dayanmaktadır.Por isso é fundamental o tempo para que a confiança seja construída.
Dalgıç çanı insanlık tarihinin en eski ve en ilkel dalış aletlerindendir.As facas são ferramentas utilizadas desde as mais primitivas eras da humanidade.