Onun bu tavırları, Sünni inanç ilkelerine pek uymamaktadır.Единственное к чему они могли поставить в вину, это то, что они отреклись от веры своих предков.
Stužica, Doğu Karpatlarda benzersiz bir şekilde korunmuş ve bozulmamış ilkel bir kayın ormanıdır.Stužica) — уникально сохранившийся нетронутый первобытный буковый лес в Восточных Карпатах.
Georg Cantor iyi-sıralılık ilkesini "temel bir akıl yürütme kuralı" olarak kabul ediyordu.Георг Кантор считал, что утверждение этой теоремы является «фундаментальным принципом мысли».
Isı motorlarını üretimi amacıyla ilkelerin nasıl kullanılabileceğini gösteren basit oyuncaklar üretilmektedir.Существуют простые игрушки для демонстрации возможности работы таких двигателей.
Memnunluk ilkesinin temeli, sevinçtir.Поучение в радости.
(Bohr nedeniyle tamamlayıcılık ilkesi).(Боспорские исследования.
"Göze göz ilkesi tüm dünyayı kör eder."Самолюбивая слепота, причиняющая зло всем вокруг».
Beş ilkeyi kabul etmek, hem Budizme katılmanın, hem de Budist adanma uygulamasının bir parçasıdır.Принятие пяти обетов — часть принятия буддизма и одна из регулярных практик буддистов-мирян обеих традиций.
Taştan aletler, bundan yaklaşık 1.8 milyon yıl önce Fransa'da ilkel insanın bulunduğunu kanıtlamaktadır.Каменные орудия труда указывают на пребывание древних людей на территории Франции уже 1,8 миллиона лет назад.
Daha sonra ise bu formülün, Bernoulli ilkesinin özel bir sonucu olduğu anlaşılmıştır.Позже было показано, что эта формула является следствием закона Бернулли.
Tepki türbinleri için enerji dönüşümü, Newton'un üçüncü yasası (Etki-tepki ilkesi) ile açıklanır.Принцип реактивного движения описывается третьим законом Ньютона.
Bu görüş dokuz ana ilkeye dayanmaktadır.Внимание сосредоточено вокруг всех девяти основных персонажей.
Bu ilkede önemlilik kavramı esas alınır.Этот взгляд рассматриваем как основной.
2006 yılında, Zune bu ilkeleri kullanarak arayüzü yeniledi.В 2006 году интерфейс Zune был обновлён с использованием этих принципов.
Antlaşma'da "tamamlayıcılık ilkesi" temeldir.Концепция основывалась на принципе «Все в одном месте».
Ulusun geleceğine ulusun kendisinin karar vereceği ilkesi gerçekleştirilmiştir.Мы видели в них будущее нации.
Ahlak ilkeleri her yerde ve her zaman bütün insanlar için geçerli bir yasa olmalıdır.Я желаю, чтобы везде и для всех закон был одинаков.
Yaratılış efsanesinin bir başka versiyonu daha vardır: Eriyen damlalar en ilkel inek şeklini aldılar.Другая нереализованная мысль была более гуманной — обложкой для книги должна была послужить свиная кожа.
Bismarck'ın ardılları onun dış politika ilkelerinden hemen vazgeçtiler.Преемники Екатерины критически оценивали принципы её внешней политики.
Seçim aksiyomu kullanılarak bu özelliğin iyi sıralılık ilkesine denk olduğu gösterilebilir.И, наверное, ходить на выборы — это признак хорошего тона.
Ruh, organik ve duyusal yaşamın ilkesidir (hayvanların da ruhundan söz edilir).Звери и птицы наделены даром человеческой речи (и интеллектом).
Kişar, Anşar'ın karısı, kız kardeşi ve dişi tamamlayıcısıdır; o dişi ilkedir.Праведники войдут в Эдем вместе со своими праведными отцами, супругами и потомками.
Ulaşım ağı ilkeldi ve sert zeminli yollar istisnaydı.Автодорожная сеть была развита, но преобладали грунтовые дороги.
Telif haklarında ülkesellik ilkesi geçerlidir.Применяются местно непосредственно перед половым актом.
Ülkenin başlıca ilke ve ülküleri İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi'nde açıklanmıştır.Человек и его права провозглашаются высшей ценностью общества и государства.
Genelde 4 zaman ilkesine göre çalışırlar.В год обычно 4 помета.
En iyi bilinen ilkel istatistik yöntemleri parametriktir .Полуавтоматический способ предоставляет наиболее точные данные.
MHP ilkelerinden ödün vermeden yolunda yürüyecektir" dedi.О. Ч. сначала должен избавиться от своей дурной кармы».
Genellikle ilkel hayvanlarda ya da bir yere yapışarak yaşayan hayvan ve parazitlerde görülür.Применяют для выгула травмированных или частично парализованных животных.
Birleşmiş Milletler sistemi içinde bir uluslararası hukuk ilkesi.Принципы международного права являются ядром системы международного права.
Dalgıç çanı insanlık tarihinin en eski ve en ilkel dalış aletlerindendir.В общем, монеты были наиболее распространёнными и доступными материалами для антиквариев эпохи гуманизма.
Bu ilke dönemsellik kavramından çıkmıştır.Такой юмор основан на непредсказуемости.
Her bağlının, müridin temel inanışları içerisinde yer alan bir ilke olur.Все религии сражаются на своём пути постижения изначальной истины.
1970 yılından bu yana, jeolojide birleştirici ilke olarak süregelmektedir.С 1925 года евразийство начинает организационно оформляться.
Çin hükümetine göre bu ilkelere uyan herkes tüm Çin vatandaşlık haklarından yararlanabilir.Все мы, имеющие отношение к довоенной армии, приносим извинения народу Китая.
Yargılamanın aleniyeti ilkesi Anayasa Mahkemesi davalarında geçerli değildir.Первоначальный текст Закона судного не сохранился.
Bu ilke Almanya Federal Adalet Mahkemesi tarafından birçok kez onanmıştır.Городской суд часто базировался на немецком праве.
Bu ilke önemlilik kavramını esas alır.Причём он предсказал фундаментальное значение этого предмета.
Uygulamalarda şeffaflık ilkesi esastır.В первую очередь оригинальностью исполнения.
İnternet ilk günlerinden beri bu tarafsızlık ilkesine göre faaliyet göstermektedir.وقد عملت شبكة الإنترنت وفقًا لمبدأ الحيادية منذ أيامها الأولى...
28 Haziran 1832'deki "Altı Madde", monarşik egemenlik ilkesini tekrar doğruladı.أكدت "المواد الستة" ل 28 يونيو 1832 أوليا مبدأ السلطة الملكية.
Diğer bir önemli ilke ise yabancı sermayenin teşvik edilmesiydi.أما المبدأ الأخر الهام كان تشجيع روؤس الأموال الاجنبية.
Kanun önünde eşitlik liberalizmin temel ilkelerinden biridir.وتعد المساواة أمام القانون إحدى المبادئ الأساسية لليبرالية الكلاسيكية.
Parti liberalizmin ilkelerini benimsemiş ve genellikle Kanada siyasetinin merkezinde yer almıştır.يتبنى الحزب مبادئ الليبرالية، وعموما يجلس في وسط الطيف السياسي الكندي.
Pareto ilkesi, 80/20 kuralı olarak da bilinir.النظرية الثانية: مبدأ باريتو قانون 80\20 .
Bu Seçim Kanunu'nda gizli oy, açık sayım ve yargı denetimi ilkeleri yerine getirildi.و في هذا القانون الانتخابي حل التصويت السري محل العد المفتوح و مبادئ الإشراف القضائي.
Bu ilkel reflekslere, infantil refleksler veya bebeksi refleksler de denir.تسمى هذه المنعكسات البدائية أيضًا انعكاسات الرضع، أو ردود فعل الأطفال وحديثي الولادة.
M. Kemal'in istediği güvence ise rejimin temel ilkelerinin korunmasıydı.أما الضمان الذي أراده مصطفى كمال هو حماية المبادئ الأساسية للنظام.
İç yönetimin bir diğer noktası, özellikle üretimde en az ayrıcalık sağlama ilkesine bağlılıktır.وثمة نقطة أخرى للرقابة الداخلية هي الالتزام بمبدأ توفير أقل قدر من الامتيازات، ولا سيما في الإنتاج.
(Bohr nedeniyle tamamlayıcılık ilkesi).اعتمادا على تصميم NRAO).
Hükûmetin temel ilkelerini içerir ve üniter bir merkezi devlet olarak Türkiye'yi tanımlar.وهو يحدد المبادئ الرئيسية للحكومة ويضع تركيا كدولة مركزية موحدة.
Yetkililer, yüzdeki peçenin Suriye'nin laik ve akademik ilkelerine aykırı olduğunu belirtti.وذكر المسؤل أن النقاب يتعارض مع المبادئ العلمانية والأكاديمية في سوريا.
Komünist Manifesto yeni Komünist Birlik'in ilkelerini ortaya koydu.وقد وضع البيان الشيوعي معتقدات الرابطة الشيوعية الجديدة.
Bu ilkede önemlilik kavramı esas alınır.لنتمعن في هذا النص الفائق الأهمية.
"Emel'ce" den bir yıl sonra 20 Ocak 1995 tarihinde Emel yine bir ilke imza attı.وبعد عام من أصدار ألبوم أيميل ، قامت أيميل بالتوقيع على عقد بأنتاج ألبوم آخر وذلك في 20 يناير 1995.
Keşmir Şivacılığındaki en yüce ilkedir.مسألة العذر بالجهل في الشرك الأكبر.
1937 yılında laiklik ilkesi anayasaya girmiştir.في سنة 1437 تبنت المدينة أول دستور.
Katı bir liderlik ilkesi vardır.هناك بعض التصورات المبكرة حول القيادة المشتركة.
Objektiflik ve tarafsızlık, doğruluk, temiz dil muhabirin ana ilkeleridir.أؤمن أن التفكير الواضح والبيانات الصريحة والدقة والنزاهة هي الجوانب الأساسية للوصول إلى مفهوم الصحافة الجيدة.
Yasalara göre dışarıda (mikro-dünyanın ötesinde) günah, suç, ilkellik vardır.من مرادفات الإثم: الخطأ (الخطيئة) والذنب والمعصية والسيئة.