Ana içeriğe geç
Sözlük

ilkbahar ile cümle

ilkbahar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Üzüm ilkbaharda tomurcuk kırılmasıyla yıllık büyüme döngüsüne başlar.The grape starts its annual growth cycle in the spring with bud break.
Yağışın çoğu ilkbahar ve yaz başında düşer.Most of them are in spring and early summer.
Sonbaharın gelişiyle birlikte seviye yükselir ve ilkbaharda yağmur mevsiminde maksimuma ulaşır.With arrival of fall, the level rises and reaches its maximum during rain season in the spring.
İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış ... ve İlkbahar 2003 Kız 1% of AnythingSpring, Summer, Fall, Winter... and Spring 2003 The Girl 1% of Anything
Dikenleri yoktur. Küçük mor çiçekler kışın ve ilkbaharda oluşur.It lacks the spines of many other species of Solanum.
İlkbaharda yaprak döken yapraklar görülür.Deciduous leaves appear in the spring.
İlkbaharın sonlarında pembe tomurcuk kümeleri açılır ve çan şekilli beyaz çiçekler açar.In late Spring, clusters of narrow pink buds open to white bell-shaped flowers.
Yağmurun çoğu ilkbaharda yağar.Most of the rain will occur in the springtime.
1919/1920 kışında ve erken ilkbahar 1920'de, Polesiye'de, Mazır etrafında savaştılar.In the winter of 1919/1920, and early spring 1920, it fought in Polesie, around Mozyr.
Bazı yıllarda ilkbahar selleri 3-4 gün boyunca günde bir metreden fazla yüksekliğe ulaşır.In some years the spring floods have risen by a meter a day for 3–4 days.
İlkbaharda erken çiftleşirler.They mate early in the spring.
İlkbaharda Capel Bangor yakınlarındaki RheidolThe Rheidol near Capel Bangor in spring
Her yıl, Moskova ilkbaharda sınır hizmeti için 65.000 kadar askeri seferber edilirdi.Annually, Moscow mobilized in the spring up to 65,000 soldiers for boundary service.
Valais, İsviçre'deki örnek Bitkinin yapraklarının ilkbaharda görünümü, İskoçya Bitkinin sapı.Common bistorta, in Valais, Switzerland Bistort or Easter Ledges in the spring in Scotland.
Tür, ilkbaharda derisini değiştirdikten sonra Mayıs ayında çiftleşir.This ovoviviparous snake mates in May, after the first spring shed.
Eski Gürcistan'da, tüm köyün katılması için ilkbaharda bir keipi düzenlenirdi.In ancient Georgia, a keipi would be held in the spring for all the village to attend.
Bunlar ilkbaharda ve özellikle sonbahar göçlerinde yaygın olarak gözlenebilir.[1]These are prevalent in spring and especially during autumn migrations.[1]
Kış ve ilkbaharda kurak, yaz ve sonbaharda yağışlı olmaktadır.It has a dry season in the winter and spring and a rainy season in summer and fall.
1996 ilkbaharında Cerrah, kuzeni Salim ile Almanya'ya taşındı.In the spring of 1996, Jarrah moved to Germany with his cousin, Salim.
Suların doğası gereği kışın ayrılmayı ve ilkbaharda devam etmeyi kabul ettiler.They had agreed to part during winter and resume in the spring due to the nature of the waters.
66 defilede yürüdüğü İlkbahar/Yaz 2014 sezonunun en iyi yürüyüşçüsü oldu.[1]She became the top walker of the Spring/Summer 2014 season, when she walked 66 runway shows.[6]
Lesser celandine (Ficaria verna) ilkbaharda orman zeminindeLesser celandine (Ficaria verna) on forest floor in spring
Dernek genellikle her yıl bir İlkbahar toplantısı ve bir Sonbahar toplantısı düzenler.The Society generally organises a Spring meeting and an Autumn meeting each year.
İlkbahar yakında gelecek.Bald kommt der Frühling.
Havada ilkbahar çiçeklerinin kokusu vardı.Der Duft von Frühlingsblumen lag in der Luft.
İlkbahar yakında geliyor.Der Frühling kommt bald.
İlkbaharda burada çok yağmur yağar.Im Frühling regnet es hier viel.
İlkbaharı ve yazı seviyorum.Ich liebe den Frühling und den Sommer.
Bunların her biri, ilkbaharda Torne Nehri'nden kazanılır.Dieses wird jeweils im Frühjahr aus dem Tornefluss gewonnen.
Sonbahar, genellikle ilkbahardan daha sıcak geçer.Der Herbst ist in der Regel wärmer als das Frühjahr.
İlkbahar başı ya da "ilk bahar" (sonot) karların erimeye başladığı Nisan (Hʉtenh Zo’ʉ’) ayından başlar.Jahreszeitlich finden sie sich vom späten Frühjahr (April) bis in den Frühherbst (Oktober).
Bunun üzerine 1775 ilkbaharında Leopold Friedrich Günther von Goeckingk yeni yayımcı olur.Daraufhin wurde im Frühjahr 1775 Leopold Friedrich Günther von Goeckingk der neue Herausgeber.
İlkbahar çok kısa sürer.Der Frühling ist sehr kurz.
İlk evre Kasım ayında yani güney yarımkürenin ilkbaharında, çiftleşme rituelleriyle başlar.Der erste Zyklus beginnt im November, also im Frühsommer der Südhalbkugel, mit den Paarungsritualen.
Edip İlkbahar (d.Der Frühling ist da (Bilderbuch).
1998 ilkbaharına gelindiğinda durum daha da kötüleşti.Im Sommer 1988 verschlechterte sich die Lage deutlich.
İlkbahar erken gelir fakat çok serindir.Der Frühling kommt zeitig und ist relativ warm.
İlkbaharda geri dönerler.Im Frühling kehrt er dann zurück.
Erginlerine ilkbahar ve yaz aylarında rastlanır.Siehe auch Herbstweg und Sommerweg.
Major League Baseball'de sezon öncesi dönem "ilkbahar antrenmanı" olarak bilinmektedir.In der Major League Baseball (MLB) wird die Zeit Spring Training (Frühlings-Training) statt Preseason genannt.
Özellikle ilkbaharda yemek faaliyetleri düzenleniyor.Die hauptsächliche Nahrungsaufnahme findet im Frühjahr statt.
İlkbahar genellikle kuru ve hafiftir.Der Herbst ist meist trocken und mild.
1861'ın ilkbaharında padisahın sağlığı büsbütün bozuldu.Im Frühjahr 1846 erkrankte er schwer.
İlkbahar 2001.Frühjahr 2001.
2005 ilkbaharında Mobb Deep, 50 Cent'in plak şirketi G-Unit Records ile anlaştı.Im Jahr 2005 wurde Mobb Deep von 50 Cent und seinem Label G-Unit Records unter Vertrag genommen.
İlkbaharda değişik kuş çeşitleri "Gökova" ovasının sazlıklarına gelir.Im Frühjahr blühen verschiedene Arten von Orchideen am Rocha da Pena.
Genellikle erken ilkbaharda yumurta bırakır.Die Eier werden gewöhnlich am frühen Morgen gelegt.
Stadın 2010 ilkbaharındaki hali.Bericht über die Kampagne im Frühjahr 2010.
Bu hayvanların çiftleşmeleri, Güney Amerika'nın İlkbaharı'nda gerçekleşir.Die Paarung der Chiloé-Beutelratten findet im südamerikanischen Frühling statt.
İlkbahar veya yaz anlatılsada, şiirlerinde mevsim hep sonbahardır.In seinen Gedichten ist immer Herbst, auch wenn sie vom Frühling oder Sommer handeln.
Ilkbaharda hayvan sahipleri gidip hayvanlarini teslim alip kendileri bakarlardi.Im Spätherbst treiben ihre Besitzer die Tiere zusammen und suchen die Schlachttiere heraus.
İlkbahar döneminde kırkikindi yağmurları görülmektedir.Schlangen erscheinen zu Beginn der Regenzeit.
İlkbahar ve sonbahar oldukça uzundur.Frühjahr und Herbst sind ausgesprochen kurz.
Celali takviminde yılbaşı Norous (Nevruz) olarak anılır ve ilkbaharın başında kutlanır (20 veya 21 Mart).Das Jahr beginnt mit dem Frühlingsanfang نوروز (naurúz) am 20. oder 21. oder 22. März.
İlkbaharda görülmeye değer bir manzarası vardır.Im Frühling gibt es eine entsprechende Blütenpracht zu bewundern.
İlkbahar geç donlarından zarar görür.Im folgenden Frühjahr verpuppt sich die Käferlarve.
Sözcük Latince’den alınmıştır; Flora, Roma mitolojisinde bitkiler ve ilkbaharın tanrıçasına verilen isimdir.Die Bezeichnung ist abgeleitet vom lateinischen Namen Flora, der römischen Göttin der Blumen und Jugend.
İlkbaharda hava ısınmaya başlamaktadır.Erst im März begannen das Klima wärmer zu werden.
0 Derece Koç burcu ilkbahar ekinoksunun başladığı noktadır.Der prächtige Hochaltar stammt aus der Zeit des Frührokoko.
Gübreleme, genellikle ilkbaharda yapılır.Die Aussaat erfolgt meist im Frühjahr.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod