Ana içeriğe geç
Sözlük

ilkbahar ile cümle

ilkbahar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Çiftleşme ilkbaharda ve yazları olur.Možnosť výsevu je na jar i v lete.
2017 yılında kısaltılan bir ilkbahar sezonunun ardından 2017 sonbaharında Premier League gerçekleştirildi.Kvôli tomuto tvrdeniu súd začiatkom roku 2017 vyhral.
Goethe, babasının yönlendirmesi ile 1765 yılı ilkbahar aylarında, Leipzig’de hukuk öğrenimine başlamıştır.Na zahtevo očeta je začel jeseni leta 1765 študirati pravo v Leipzigu.
Bazı çalışmalarda gutu ataklarının ilkbahar döneminde daha sık meydana geldiği bulunmuştur.Nekatere študije so pokazale, da se napadi protina pojavljajo pogosteje spomladi.
İlkbaharda veya sonbaharda hasat edilebilir.Semena se lahko sejejo spomladi ali jeseni.
1016 ilkbaharında II. Basileios, ordularını Struma vadisi boyunca götürdü ve Pernik'in güçlü kalesini kuşattı.Spomladi 1016 se je Bazilij II. z vojsko odpravil po dolini reke Strume in oblegal močno trdnjavo Pernik.
İlkbaharda, bitkiler tekrar büyüyorlar.Pomlad, rastline zacvetijo in začno ponovno rasti.
Kutup ayıları ilkbaharda çiftleşir.Laške žabe se razmnožujejo v marcu.
Arda Boğazının görülmeye değer önemli bir durumu ilkbahar da yaşanır.V zgodnjem srednjem veku fortificiranja je tudi mogoče videti zaporedje obzidij.
Avlanma mevsimi ilkbahardır.Vrhunec ribiške sezone je pomladi.
Kunming ayrıca havasından dolayı "İlkbahar Şehri" olarak bilinir.Quito je znan tudi kot "mesto večne pomladi".
Çiçekler yapraklardan hemen önce ilkbaharda açar.Cvet se odpira samo zjutraj.
Kaynaklar yetersiz olduğunda bazen kış bitiminde ilkbaharda gıda sıkıntısı yaşanırdı.Ko je nastopila zima, jim je že skorajda zmanjkalo hrane.
İlkbahar başından yaz sonuna kadar bol sulanıp, haftada iki kez besin verilmelidir.Parjenje je od konca zime do sredine poletja, koti večkrat letno.
İlkbahar ve sonbahar sürümleri ihmal edilmemelidir.Na Cvetno nedeljo in velikonočno tridnevje se ne smejo pojavljati v javnosti.
En çok yağış kışın ve ilkbaharda olur.Največ padavin je pozimi in spomladi.
Osmanlı orduları kışı hazırlık yaparak geçirdikten sonra ilkbaharla beraber Alman Seferi'ne çıkar.Cezar je ukazal, naj se čez zimo pripravi čim več ladij za spomladansko invazijo na Brite.
Büyük Kıtlık, 1315 ilkbaharında kötü hava koşullarıyla başladı.Bojevanje je zaustavila spomladi leta 1045 šele huda lakota.
Çiçekler, türüne bağlı olarak, ilkbahar ya da sonbaharda açar.Sadi se, odvisno od vrste, spomladi ali v času setve.
Erginleri ilkbahar ve yaz aylarında aktidtir.Odrasli pajki so aktivni pozno poleti in jeseni.
İlkbaharda bitkinin sınırları işaretlenir ve bu bölge bir bel ile kazılır.Jeseni se ta polž zarine v zemljo in zapre hišico s pokrovčkom.
Bu arada Çin tarihinde İlkbahar ve Sonbahar Dönemi’nin bittiği Muharip Devletler Dönemi başlamıştı.Deloval je v obdobju Pomladi in Jeseni v starodavni Kitajski.
Bu nedenle ilkbahar sevinçli kutlamalar yapma zamanıdır.Pavasarį vykstanti gėrėjimosi sakurų žiedais šventė.
Aktif büyüme dönemi ilkbahardır.Augimo laikas Pavasaris.
İlkbaharda doğan yavrular ana-babalarına benzerler.Jaunikliai iki pirmojo šėrimosi panašūs į pateles.
Sezon iklim koşulları nedeniyle ilkbahar aylarında başlayıp sonbahar aylarında sona erer.Dėl šalto klimato sezonas prasideda pavasarį ir baigiasi rudens pradžioje.
O dönemlerde kartallar ilkbaharda gelir, sonbaharda giderlerdi.Iki tol taurės turnyrai prasidėdavo pavasarį ir baigdavosi rudenį.
Bu geçitleri bir sonraki ilkbahara kadar elde tutmak öngörülmektedir.Visa tai privaloma įveikti iki starto kitos dienos etape.
565 mm'lik yıllık ortalama yağışın çoğu kış ve ilkbaharda düşer.Per metus iškrenta 500–900 mm kritulių, daugiausia žiemą ir pavasarį.
Genellikle erken ilkbaharda yumurta bırakır.Citrinmedžiai paprastai žydi ankstyvą pavasarį.
İlkbahar ve sonbaharda birçok çeşit göçmen kuş, Almanya'dan geçer.Rudenį ir pavasarį saloje apsistoja daug migruojančių paukščių.
İlkbaharı sonbahara tercih ederim.Aš teikiu didesnę pirmenybę pavasariui negu rudeniui.
1932 ilkbaharında Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg'un yeniden seçilmesini sağladı.1932 valiti uuesti presidendiks Paul von Hindenburg.
Sonbahar, genellikle ilkbahardan daha sıcak geçer.Sügis on tavaliselt soojem, kui kevad.
Bu arada Çin tarihinde İlkbahar ve Sonbahar Dönemi’nin bittiği Muharip Devletler Dönemi başlamıştı.Hiinas lõppes Kevadete-sügiste ajastu. ...
2007 yılının ilkbaharında piyasaya sürüldü ve üretime son verildi.2007. aasta sügisest tehas likvideeriti ja tootmine lõpetati.
İlkbaharın başlamasıyla da güneyden kuzeye dönüş göçüne başlarlar.Kui vihmaperiood algab, suunduvad nad idaosa kaudu taas lõuna poole.
İlkbaharda görülmeye değer bir manzarası vardır.Eestis on Spiika hästi näha kevadel.
Kırlangıçların ilkbahar ve sonbaharda yaptığı göçlerde uğrak yerleri farklıdır.Rändkarjakasvatajaid, kelle karjamaad on kevadel ja sügisel eri kohtades, on jäänud aina vähemaks.
Kunming ayrıca havasından dolayı "İlkbahar Şehri" olarak bilinir.Mõõduka kliima tõttu on Kunming tuntud kui Kevade linn või Igavese Kevade linn (春城).
Kış mevsimi ile ilkbaharda taşkınlar nedeniyle pek çok su baskını yaşanmıştır.Seepärast oli kevadel soojade ilmadega peale talveunest ärkamist seal näha palju madusid.
İlkbaharda hava ısınmaya başlamaktadır.Kevadel soojendab päike ta jälle üles.
1861'ın ilkbaharında padisahın sağlığı büsbütün bozuldu.1896. aasta suvel halvenes Munkácsy tervis järsult.
Yağışların büyük bir bölümü kış ve ilkbahar aylarında düşmektedir.Enamus seemneid variseb talvel ja kevadel.
İlkbahar kısa sürelidir ve hemen yaz başlar.Kevad on pikk ja algab märtsi paiku.
Avlanma mevsimi ilkbahardır.Õige istutusaeg on kevadel.
Yılda iki kez tekrarlanır - İlkbahar Ekinoksu ve Sonbahar Ekinoksu.Nii saadakse kaks saaki aastas: sügisel ja kevadel.
İlkbaharda yapılan bir barbekü partisinde et yemektedir.Heas hoidlas säilivad õunad kevadeni.
Gübreleme, genellikle ilkbaharda yapılır.Tavaliselt istututatakse siiski kevadel.
Yağışlar genelde ilkbahardadır.Kõige rohkem sajab harilikult kevaditi.
2006 ilkbaharındaki o günü asla unutmayacağım.저는 2006년 봄의 그날을 절대 잊지 못할 것입니다.
2006 ilkbaharındaki o günü asla unutmayacağım.2006 年嘅春天 發生咗一件無辦法忘記嘅事
2006 ilkbaharındaki o günü asla unutmayacağım.Eu nunca esquecerei aquele dia na Primavera de 2006.
2006 ilkbaharındaki o günü asla unutmayacağım.Ich werde diesen Tag im Frühjahr 2006 nie vergessen.
2006 ilkbaharındaki o günü asla unutmayacağım.Jag kommer aldrig att glömma den dagen på våren 2006.
2006 ilkbaharındaki o günü asla unutmayacağım.Je n'oublierai jamais ce jour au printemps 2006.
2006 ilkbaharındaki o günü asla unutmayacağım.Nigdy nie zapomnę tego wiosennego dnia w 2006 r.
2006 ilkbaharındaki o günü asla unutmayacağım.Nikdy nezapomenu na ten den tehdy na jaře roku 2006.
2006 ilkbaharındaki o günü asla unutmayacağım.Non dimenticherò mai quel giorno della primavera del 2006.
2006 ilkbaharındaki o günü asla unutmayacağım.Nooit zal ik die lentedag in 2006 vergeten.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod