ilk ile cümle

ilk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
İlk olarak ne yapacaklarını bilmiyorlardı.They didn't know what to do first.
İlk trene yetişmek için erken ayrıldılar.They left early to catch the first train.
İlk olarak ne yapacaklarını merak ettiler.They wondered what to do first.
İlk olarak, onlar ona inanmadılar.At first, they didn't believe him.
Onun sahneye ilk çıkışı mevsimin en büyük sosyal olayı idi.Her debut was the biggest social event of the season.
Uzun süredir ondan ilk kez bir çağrı aldım.I had a call from her for the first time in a long time.
Hayret! İlk o geldi.To my amazement she came first.
İlk kez 1969'da sahneye çıktı.Her first appearance on the stage was in 1969.
Beş yıl içinde ilk kez eve geldi.She came home for the first time in five years.
Önümüzdeki İlkbaharda Sendai'ye gidiyor.She is going to Sendai this spring.
İlk kez arkadaşlarına ihanet etti.She betrayed her friends for the first time.
O bana ilk ve son kez beni tekrar görmek istemediğini söyledi.She told me once and for all that she did not want to see me again.
İlk görüntüsünü bir müzisyen olarak yaptı.She made her first appearance as a musician.
O geçen sene Japon kültürüyle ilk defa temas kurdu.She first came into contact with Japanese culture last year.
Pazartesi günü ilk çocuğunu doğurdu.She gave birth on Monday to her first child.
Onun ilk kocasından bir kızı vardı.She had a daughter by her first husband.
O, ilk önce atı beğenmedi.She didn't like the horse at first.
O, partiye katılmamı ilke edindi.She made a point of my attending the party.
Bana ilk olarak kimin vardığını sordu.She asked me who had arrived first.
Paris'e ilk kez gitti.She went to Paris for the first time.
O, ilk kez bir oyunda oynadı.She acted in a play for the first time.
Her şeyi düşürdüm ve bunun için Boston'dan çıkan ilk uçağı yakaladım.She has a negative attitude toward life.
Aylardır ilk defa üzgündü.She was sad for the first time in months.
Bana, "ilk önce kim vardı?" dedi.She said to me, "Who arrived first?"
İlk ödülünü sergide kazandı.She won first prize in the exhibition.
O yirmi yaşında ilk çocuğunu doğurdu.She gave birth to her first child at twenty years old.
O ilk Japon kadın astronot olacak.She will be the first Japanese woman astronaut.
Beni ziyaret etmeyi ilke edindi.She made a point of visiting me.
O her sabah bir bardak süt içmeyi ilke edinir.She makes a point of drinking a glass of milk every morning.
O, önümüzdeki İlkbaharda bir üniversite öğrencisi olacak.She will be a college student next spring.
Onlar genellikle ilkbaharda koyunları kırparlar.They usually shear sheep in spring.
Hem babam hem de ben ilk defa müzeye gittik.Both my father and I went to the museum for the first time.
Her cümlenin ilk sözcüğü büyük harfle başlamalıdır.The first word of every sentence should be capitalized.
Her cümlenin ilk sözcüğü büyük harfle yazılmalıdır.The first word of every sentence should be capitalized.
Kunihiko ilk atışında hedefi vurdu.Kunihiko hit the target with his first shot.
İlk kez bir sirke götürüldüm.I was taken to a circus for the first time.
Altı yaşında, ilk kez bir sirke götürüldüm.At the age of six, I was taken to a circus for the first time.
Eğer yarın yağmur yağarsa, yola çıkışımı ilk iyi güne kadar erteleyeceğim.If it should rain tomorrow, I will put off my departure till the first fine day.
Sabah ilk şey onu arayacağım.I'll call him first thing in the morning.
Hayatında ilk kez, Yuka, İngilizce bir kitabı okuyarak bitirdi.For the first time in her life, Yuka has finished reading an English book.
İlk öpücüğümün daha romantik olacağını hayal ettim.I imagined my first kiss would be more romantic.
Uzun süredir ilk defa geçen hafta onunla karşılaştım.I met him last week for the first time in ages.
Onlar ilk yarıda saldırıya geçti.They went on the offensive in the first half.
İlk olarak, laboratuvarlarda yapılan deneylerden bahsedelim.First, let us talk about the experiments conducted in laboratories.
Erken sabah karşılama masasında ilk kimin gideceğine karar vermek için kura çektik.We drew lots to decide who would go first at the early morning reception desk.
Erken ilkbahardı, bu yüzden çok sayıda müşteri yoktu.It was early spring, so there weren't many customers.
Mrs. Bruce İngiltere ile Japonya arasında uçan ilk kadın pilottu.Mrs. Bruce was the first female pilot to fly between England and Japan.
Ben uçağa ilk kez bindim.That was the first time I got on a plane.
Onu ilk adından biliyorum.I know him by his first name.
İlk başta onun, yeni evinde yaşamaya alışma sorunu vardı.At first he had trouble adjusting to living in his new house.
İlk başta yeni işini nasıl yapacağını bilmiyordu.At first he didn't know how to do his new job.
Kim bunu ilk olarak yaptı?Who did this first?
Erkek kardeşim onunla ilk tanıştığından beri onu sevmedi.My brother didn't like her from the first time he met her.
Onunla ilk kez ne zaman karşılaştığımı hatırlamıyorum.I don't remember the first time I met him.
Onunla ilk olarak ne zaman tanıştığımı hatırlamıyorum.I don't remember when the first time I met him was.
İlk olarak geldi. İyi bir koltuk almasının nedeni budur.He came first. That's why he got a good seat.
Bill ilk treni yakalamak için erken kalktı.Bill got up early in order to catch the first train.
Bill ilk treni yakalayabilsin diye erkenden kalktı.Bill got up early so he could catch the first train.
Lviv belediye binası üzerindeki saat ilkin 1404 yılında kuruldu.The clock on the Lviv Town Hall was first installed in the year 1404.
Acımasızlık, Tanrı'nın ilk özelliğidir.Cruelty, it's the first attribute of God.

İlgili Sayfalar