ilk ile cümle
ilk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
İlkel toplumlarda takas kullanılmıştır.In primitive societies barter was used.
İlkel hesap makineleri, bilgisayarlar geliştirilmeden uzun zaman önce vardı.Primitive calculating machines existed long before computers were developed.
Yerliler o zaman ilk kez bir uçak gördüler.The natives saw an airplane then for the first time.
Beni ilk kez tanıdığın günkü adam değilim.I am not the man I was when you knew me first.
İlk başta, testte başarısız oldum.At first, I failed the test.
İlk başta, kendi başıma yüzemedim.At first, I could not swim by myself.
İlk başta sahne korkum vardı, ama çabucak atlattım.I had stage fright at first, but I got over it quickly.
İnsanlar ilk başta Anne Teresa'ya karşıydı ama o asla pes etmedi.People were against Mother Teresa at first, but she never gave up.
İlk olarak, Dr. Benjamin Burns ile konuşacağız.First, we will talk to Doctor Benjamin Burns.
İlk gelene ilk servis yapılır.First come, first served.
Yapacak ilk şey doktoru çağırmaktı.The first thing to do was call for the doctor.
Sınavı ilk bitiren öğrenci her zaman en iyi notu almaz.The student who finishes the examination first does not always get the best grade.
Kahrolası savaşı ilk icat eden oydu.Cursed be he that first invented war.
Onun gözünün takıldığı ilk şey camdaki bir parmak iziydi.The first thing that caught his eye was a fingerprint on the glass.
İlk gelen Jane'di.It was Jane who came first.
İlk başta onu sevmedim ama şimdi seviyorum.I didn't like her at first, but now I do.
Ben ilk seferi hatırlıyorum.I remember the first time.
İlk adım her zaman en zorudur.The first step is always the hardest.
İlk baskı makinesi Gutenberg tarafından icat edilmiştir.The first printing machine was invented by Gutenberg.
İlk köşeden sola dönün.Please turn left at the first corner.
İlk atom bombası Japonya'ya bırakıldı.The first atomic bomb was dropped on Japan.
İlk saldırı hedefi ıskaladı.The first attack missed the target.
İlk ışıkta sola dön.Turn left at the first light.
Sağdan ilk sokağa dön.Take the first street to the right.
İlk elektrikli hesap makinesi 19.yüzyılın sonlarına doğru ortaya çıktı.The first electric calculator came into existence toward the end of the 19th century.
İlk başta, ne yapacağımı bilmiyordum.At first, I didn't know what to do.
İlk başta onun dediğini anlamadım.At first, I couldn't understand what he said.
İlk önce kimse bana inanmıyordu.No one believed me at first.
İlk başta onun ne söylediğini anlayamadım.At first, I couldn't make out what he was saying.
O, ilk bakışta utangaç.He was shy at first.
O ilk defa ondan hoşlanmadı.He didn't like her at first.
İlk başta, Meg vatan hasreti çekti.At first, Meg was homesick.
İlk önce öğretmen olduğunu sanmıştım ama değilmiş.At first, I thought he was a teacher, but he wasn't.
İlk sırada resim çizen kız benim yeğenim.The girl drawing a picture in the first row is my niece.
Kazayı dün ilk kez duydum.I heard about the accident for the first time yesterday.
Sanayi Devrimi ilk defa İngiltere'de ortaya çıkmıştır.The Industrial Revolution took place first in England.
İlk başta her insan 10 ABD doları ödemişti.At first each man had paid $10.
Ben New York'a ilk gittiğimde, bir şaşkınlık içindeydim.When I first got to New York, I was in a daze.
Ben ilk başta onun kolay olduğunu düşündüm.I thought it easy at first.
Ben ilk otobüse zamanında yetişmek için aceleyle kahvaltı yaptım.I had breakfast in haste in order to be in time for the first bus.
Sürücü İlk otobüsün sabah saat 6:00 da hareket ettiğini söyledi.The driver said that the first bus starts at 6:00 a.m.
İlk otobüs on dakika geç hareket edecek.The first bus will leave 10 minutes behind time.
İlk tren ne zaman ayrılacak?What time does the first train leave?
Ben ilk treni yakalayabilmek amacıyla her zamankinden daha erken kalktım.I got up earlier than usual so that I might catch the first train.
Ben ilk treni yakalamak için erken kalktım.I got up early to catch the first train.
O, ilk treni kaçırabileceği korkusuyla sabah erkenden evden çıktı.She left home early in the morning for fear that she might miss the first train.
Çocuklar kampa gittiğinde, ilkel bir şekilde yaşamanın tadını çıkarıyorlar.When the boys go camping, they enjoy living in a primitive way.
Ofise ilk olarak ben çağrıldım.I was called into the office first.
Onunla ilk karşılaştığımda otuzuna yaklaşıyordu.She was approaching thirty when I first met her.
Onunla ilk karşılaşmam Kyoto'da oldu.It was in Kyoto that I first met her.
Onunla ilk kez Kyoto'da karşılaştım.It was in Kyoto that I first met her.
O, Japonya'ya ilk ziyaretimdi.That was my first visit to Japan.
Yarın yapmak istediğim ilk şey, iyi bir yarım zamanlı iş bulmaktır.The first thing I want to do tomorrow is to find a good part-time job.
Dick ile ilk karşılaştığımız günü hatırlıyor musun?Do you remember the day when we first met Dick?
Yaptığımız ilk şey pandalara bakmaktı.The first thing we did was look at the pandas.
İlk tanıştığımız günü hatırlıyor musun?Do you remember the day when we first met?
İlk karşılaştığımız günü hatırlıyorum.I remember the day when we first met.
İlk tanıştığımız günü asla unutmayacağım.I'll never forget the day when we first met.
İlk karşılaştığımız gün yağmurlu bir gündü.The day when we first met was a rainy day.
İlk tanıştığımız zamanki geceyi hatırlıyor musun?Do you remember the night when we first met?