ilişkin ile cümle
ilişkin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Kayıtlı Arapça/İngilizce “Çevresel Maliyetler ve Yükümlülüklere İlişkin Muhasebe ve Mali Raporlama” (1999).認可されたアラビア語版/英語版の《環境コストと負債の会計と財務報告》(1999年)。
Kayıtlı Arapça “Denetim ve Mesleki Davranış Kurallarına İlişkin Uluslararası Standartlar” (2001).認可されたアラビア語版の《国際監査基準と職業の行為規範》(2001年)。
Kuran-ı Kerim'de içkiyle ilişkin Mekke ve Medine dönemine ait ayetler bulunmaktadır.この飲み物は、一般にラマダーンの月にイフタールの際に飲まれる。
Manson'ın alkol kullanımı ve uzak tavırları da bu ilişkinin bitmesine neden olarak gösterildi.マンソンのアルコール依存症とよそよそしい振る舞いが、破局の原因として挙げられもした。
Yeni alınacaklara ilişkin oylama yılda bir defa yapılır.新会員選定は年に1回行われる。
1583 – Galileo Galilei bir sarkacın periyodu ile arasındaki ilişkinin sebebini gözlemler.1581年 - ガリレオ・ガリレイが振り子の等時性に気づく。
Hayat ve sanat arasındaki ilişkinin ikilemini incelemek istedim.彼らは生活と芸術を近づけることを模索した。
Şiire ilişkin herhangi bir fikir eksikliği olmayıp harika resimler yapardı.わずかな文字設定のみでイラストなどは存在しない。
Uzun bir süre için Ay'ın geçmişine ilişkin temel soru kökeni oldu.長年の間、月の歴史に関する根本的な問題は、その起源についてであった。
Yaşamına ilişkin pek çok bilgiyi Diogenes Laertios'tan öğreniyoruz.彼はテスラとの交流を通して多くの事を学んだ。
"Already Gone", bir ilişkinin bitiminden bahseden bir şarkıdır.登場人物一同が「これでお話は終わり」と合唱し幕となる。
Bu kez iki göçmen işçi arasındaki garip ve karmaşık ilişkinin öyküsünü anlatıyordu.ゆうこの揺れ動く気持ちと二人の畷昧な関係を描くラブストーリー。
Avustralya'da Holokost inkârına ilişkin bir kanun bulunmamaktadır.ヨーロッパではホロコースト否認を法律で禁止する動きもある。
Sürdürülebilir Gelişme Hedefleri (SDH) geleceğe ilişkin uluslararası gelişme ile ilgili bir dizi hedeftir.「持続可能な開発目標」(Sustainable Development Goals:SDGs)を中核とする。
Tekkenin ise 1818 yılında yapıldığına ilişkin kayıtlar bulunmaktadır.また1815年に誕生したとする文献もある。
Borel toplamı dizilerin toplamına ilişkin bir genellemedir.桜とひなたはイベントポイント収集のごほうび。
Ayrıca IBM ile HAL arasında da bir ilişkinin olduğu iddia edilmektedir.B.M.と血縁関係があると噂されている。
Bu husus özellikle ‘Problem 3’e ilişkin olarak ortaya çıkmaktadır.これが「三章問題」である。
BBC World News BBC 'nin uluslararası haber ve güncel olaylara ilişkin televizyon kanalıdır.また国際的ニュース及び時事番組をBBCワールドニュース向けに提供している。
Komisyon Başkanları, Kongre’ye faaliyetlerine ilişkin rapor sunmaktadır.内閣はその処理について国会に報告しなければならない。
Gündeme ilişkin yazılarının yanında bir de kitap yazmıştır.また父と同じく犯罪に関する本を執筆している。
Diğer birçok madde gibi sigara içine niçin eklenildiğine ilişkin bir bilgi yoktur.この宇宙になぜ物質が反物質よりも多く存在するのかについてはまだ分かっていない。
Patlamanın konumuna ilişkin 3.5 santimetrelik bir dalgaboyuyla gözlemler yaptı ve güçlü bir sinyal aldı.彼はバーストのあった領域を3.5 cmの波長で観測すると、すぐに強いシグナルを検出した。
Kur'an'da Dünya'nın jeolojik tarihi ile ilişkin ifadeler bulunur.そしてMy Neighborhoodでは地球科学に関する事物を展示している。
İlk yerleşmeye ilişkin bir mimari buluntuya ulaşılamamıştır.なお規定打席に到達しなかったのはプロ入り初である。
Oraculum: Kehanete ilişkin rüyalar.朝ドラヒロインが夢。
Bu da bulanık kalacak alanın kontrolüne ilişkin ek avantajlar sağlar.これはチェック済み例外の利点を無にしている。
Bu nedenle Anaksimenes'in düşüncelerine ilişkin yorumlar çoğunlukla birbirleriyle çelişir.ところで、論者によってルネサンスの定義は、しばしば大きく異なる。
“Osmanlı Hürriyet Cemiyeti”nin kurulmasına ilişkin üç perdelik piyes”.恐怖、吸血鬼の館」という3つのエピソードで構成されている。
Tefsir tarihi Kur'an'la kurulan ilişkinin onun öncelikli olarak metin olarak görüldüğünü göstermektedir.『ファーストコンタクト』で誘惑されたデータは、一瞬とは言え彼女に魅力を感じたようだ。
Al Alvarez şöyle yazmıştır: "Ama belki de Estragon'nun unutkanlığı aralarındaki ilişkinin yapışkan bağdır.阿爾·阿爾瓦雷茨寫道:“可能愛斯特拉岡記性之所以差導致了他倆總在一起。
Yazar, Captain Kidd gibi korsanlara ilişkin öyküleri de, ilk defa yine burada duydu.也就是在这里,爱伦·坡第一次听说了基德船长之类的海盗们的故事。
Google, sorunların çoğuna ilişkin düzeltmeleri onayladı ve yayımladı.Google已經確認並發布了針對大部分問題的修補程序。
3.500 yıldan eski mağara resimleri, yanık ve yanık tedavisine ilişkin kayıtlar sunmaktadır.3500多年前遗留下来的洞穴壁画记载了灼伤及灼伤的处理。
Patlamanın konumuna ilişkin 3.5 santimetrelik bir dalgaboyuyla gözlemler yaptı ve güçlü bir sinyal aldı.他在射線暴處觀察波長3.5厘米,並立即探測到強信號。
Çiftin olağandışı olduğuna ilişkin tartışmalar, yaşları ve kan hısımlıklarına dayanıyordu.由于年龄差异和血缘关系,二人非同寻常的结合引起了巨大争议。
Bazı hadislerde ise dünyanın ömrü (yaşı) ve kalan zamanına ilişkin bilgiler bulunmaktadır. (bkn.如是諸識,未斷未知,為因為緣,名色生起,或在此世,或在後世。
Bir kaynak ilişkinin 20 yıl sürdüğünü ifade eder.其中一個來源闡述他們的關係維持了20年。
Hayvan kavramına ilişkin modern çalışmalar, bu kavramların insanlara özgü olmadığını göstermiştir.现代对动物认知的研究表明,这并不是人类特有的概念。
Fransa Başbakanı Manuel Valls da saldırıya ilişkin kınama mesajı yayımladı.法国总理曼纽尔·瓦尔斯谴责此次袭击。
Her ülkenin ve her kuruluşun telif haklarına ilişkin kendi yasaları ve kuralları vardır.因为世界各国的法律和规则不同,每个国家和地区有其自己的公司法。
Bütçe konusuna ilişkin olarak ise, Avrupa Parlamentosu, Konsey ile yetkileri paylaşır.在预算方面,它和欧洲议会共同拥有决策权。
1839 yılında New Zealand Company, araziler alıp koloniler kurmaya ilişkin planlarını açıkladı.1839年,新西兰公司宣布它将于新西兰建立殖民地的计划。
Uluslararası Balinaavı Komisyonu (IWC) bu türün avlanmasına ilişkin bir erteleme kararı yayınlamıştır.國際捕鯨委員會(IWC)曾為了給予恢復鯨魚的時間而設立了一項捕鯨禁令。
1917'deki Balfour Deklarasyonu ise bölgeye ilişkin Yahudilere verilmiş bir diğer vaat olmuştur.而1917年的貝爾福宣言又承諾會促成一個猶太人的國度。
Suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesine ilişkin usul ve esasları belirlemek.收受他人的犯罪所得之贈與。
Tarihî kaynakların azlığı nedeniyle bölgenin antik tarihine ilişkin çok az şey bilinmektedir.由于相关历史资料很少,该地区的早期历史并不明了。
Big Bang veya Büyük Patlama, evrenin oluşumuna ilişkin ortaya atılmış bir kozmolojik teori.大爆炸或 Big Bang 是描述宇宙起源的一个宇宙学模型。
Ülkede eğitim ve öğretime ilişkin durum nedir?學生學籍與國中課程銜接的問題。
Bu sayfa, 1950'den bu yana düzenlenen FIA Dünya Şampiyonası'na ilişkin bir rekor listesidir.這是自1950年起國際汽車聯盟世界錦標賽的車手紀錄列表。
Burada anlatılanlar Canavar'ı oluşturan unsurların hangisinin sırayla birbirini takip edeceğine ilişkindir.不明白自己為何生存著的妖怪。
Buna ilişkin ayrıntılı üçüncü taraf talimatları başka yerde belgelenmiştir.有關於該界別的詳細請參閱有關條目。
Bu kez iki göçmen işçi arasındaki garip ve karmaşık ilişkinin öyküsünü anlatıyordu.讲述的是两对青年恋人间错综复杂的感情纠葛。
Stalinizm ve Nazizm, özellikle üremeye ilişkin olmak üzere ütopyacı biyo-politikanın önemini vurgulamışlardır.斯大林主义与纳粹主义彼此强调乌托邦式生命政治学的重要性,尤其是在生殖方面。
Bu haliyle onun düzyazısına ilişkin uygun bir yargı ortaya çıkmadı.迄今還沒有比他更好的方法來決定因果關係。
"Gönyeli" adının kökenine ilişkin çeşitli iddialar mevcuttur.关于“黑森林蛋糕”名称的来源,有着多种不同的看法。
Filmde Zoe ile Christina arasında lezbiyen bir ilişkinin olduğu da ima edilir.还有与女演员Julie Christie关于南斯拉夫/科索沃电影项目的通信。
Santralin ne zaman devreye alınacağına ilişkin kesin tarihler bulunmamaktadır.在他休班期間的行動並不確定。
Olszewski ve Wroblewski bu olguya ilişkin kanıtları 1880’de ortaya çıkarmıştır.李比希与维勒于1830年研究了这一物质。
Hastalığın sebebine ilişkin birkaç hipotez vardır.关于它的病因有多种说法。