ilişkin ile cümle
ilişkin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Her ülkenin ve her kuruluşun telif haklarına ilişkin kendi yasaları ve kuralları vardır.Todavia, todas as leis estaduais de trânsito e veículos têm elementos comuns.
Hastalığın sebebine ilişkin birkaç hipotez vardır.Há várias teorias sobre a causa da doença de Still.
Takım üyeleri birlikte çalışarak soruna ilişkin bilgileri bir araya getirir.Desta forma, os especialistas trabalham juntos para resolver o problema.
Van Gogh'un tabloya ilişkin ilk izlenimi, Gauguin'in kendisini bir deli olarak çizdiği oldu.O fato de Gogh ter elaborado essa pintura depois de Gauguin evidencia a necessidade de separação entre eles.
1982'de ortaya çıkan sonuç, neredeyse 30 yıl sonra Fiat ile olan ilişkinin sona erdirilmesiydi.De uitkomst, tegen 1982, was een einde aan de bijna 30-jarige relatie met Fiat.
Sonunda yine, daha iyi bir geleceğe ilişkin umutlar yerini çöküşe bırakır.Elke hoop op een betere toekomst is nu vervlogen.
Washington, şirketiyle olan finansal bağına ilişkin bazı vergi sorunları yaşamıştır.Washington kreeg problemen met de belastingdienst over de financiële banden tussen hemzelf en zijn bedrijf.
NetBeans IDE nasıl kullanıldığına ilişkin hiçbir sınırlama bulunmayan ücretsiz bir üründür.De NetBeans-IDE is een gratis product zonder beperkingen over hoe het gebruikt kan worden.
Bunlara ilişkin tahmin (eikasia) düzeyinde veri elde edilebilir ve sanı (doxa)'ya ulaştırır.Dit kan gezien worden als het pad naar volwassen (en vruchtbaar) worden.
Toplu ilişki, cinsel ilişkinin ayni anda ikiden fazla kişi arasında olan türü.Groepsseks is het verrichten van seksuele handelingen tussen meer dan twee mensen tezelfdertijd.
Nadir bir hastalıkta bekleneceği üzere, aHÜS görülme sıklığına ilişkin veriler sınırlıdır.Zoals verwacht bij een zeldzame ziekte, zijn gegevens over de incidentie van aHUS beperkt.
2002-2003 yıllarında Avrupa'nın Geleceğine İlişkin Konvansiyonun üyesi olmuştur.Van 2002 tot 2003 maakte hij deel uit van de Conventie over de Toekomst van Europa.
Ancak ikisi de bu ilişkinin nereye varacağını kestiremezler.Ze weten allebei nog niet wat de toekomst is van hun relatie.
Şiire ilişkin farklı yorumlamalar da mevcuttur.Er zijn verschillende interpretaties van het gedicht mogelijk.
Hastalığın sebebine ilişkin birkaç hipotez vardır.Er bestaan meerdere hypothesen over de oorzaken van de ziekte.
Vegetativ çoğalmasına ilişkin resim.Het is een vorm van vegetatieve vermeerdering.
Köyün geçmişine ilişkin bilgi bulunmamaktadır.De band met het plattelandse verleden is men nog niet kwijtgeraakt.
Tarıma alınmış bir bitki türüne ilişkin bir buluntu yoktur.Er is geen binding met een bepaalde plantensoort vastgesteld.
Bu rakamlar, savaşın ilk beş aylık dönemine ilişkindir.Deze beslaat de eerste vijf jaar van de band.
Konstantius ve Helena arasındaki ilişkinin yasal yönü de bilinmemektedir.Hoelang de relatie tussen Constantius en Helena standhield, is onbekend.
Onuncu madde, antlaşmanın onanması ve yürürlüğe girmesine ilişkindi.Artikel 10 regelt de ratificatie en de inwerkingtreding.
2009'dan itibaren Anadolu yer adlarına ilişkin geniş kapsamlı bir çalışma başlattı.Sinds begin 2015 heeft ANBO de individuele hulp aan leden flink geïntensiveerd.
1957 düzenlemelerinin çok gevşek olduğuna ilişkin kaygılar artmaktaydı.Zoals te verwachten was verliep 1975 zeer teleurstellend.
Ölümüne ilişkin çeşitli teoriler vardır.Omtrent de moord bestonden vele theorieën.
Bu çeşitliliğe rağmen evcil türlere ilişkin bir bulgu yoktur.In dit opzicht verschillen ze niet van veel gedomesticeerde paarden.
Yaşamına ilişkin pek çok bilgiyi Diogenes Laertios'tan öğreniyoruz.Zijn leven werd beschreven door Diogenes Laertius.
Dış istihbarat ise yabancı devletlerin siyasi ya da ekonomik faaliyetlerine ilişkin bilgi toplama içerir.'Verzamelen' betekent het opzoeken van gegevens bij economische of sociale actoren.
Kadın tecavüz mağdurlarının zina suçundan mahkum edilmesine ilişkin bir belgeseldi.Verbeteren van de delictsomschrijving voor verkrachting.
Bireylerde bazen bu korku, sevilen birinin ölümüyle veya önemli bir ilişkinin bitmesi ile oluşur.Osoby czasem porównują ten strach ze śmiercią bliskiej osoby lub zakończeniem ważnego związku.
Nazi arşivlerinde 2252 Sovyet siyasi komiserin idamına ilişkin raporlar korunmuştur.W niemieckich archiwach zachowały się raporty na temat egzekucji 2252 radzieckich oficerów politycznych.
Qin Jiushao Çin kalan teoremine ilişkin ilk yayını hazırladı.Qin Jiushao utworzył Chińskie twierdzenie o resztach.
Gözleme kuramına ilişkin çalışmalar Joseph E. Stiglitz tarafından başlatılmıştır.Jednym z głównych mówców był Joseph E. Stiglitz.
1839 yılında New Zealand Company, araziler alıp koloniler kurmaya ilişkin planlarını açıkladı.W 1839 New Zealand Company ogłosiła plany zakupu dużych obszarów ziemi i założenia kolonii na Nowej Zelandii.
Ayrıca İslam'a ilişkin olumsuz sözleri de bulunmaktadır.Nasila się również krytyka wobec islamu.
Trafiğin soldan akmasına ilişkin gelenek imparatorluğun eski topraklarının çoğunda korunmuştur.Zasada lewostronnego ruchu drogowego została zachowana w dużej części byłego imperium.
Sinagogun inşa ediliş tarihine ilişkin kesin bir bilgi bulunmamaktadır.Nie jest znana dokładna data budowy synagogi.
Ayrıca kraliyet mührünün sahteciliğine ilişkin başka komployu açığa çıkarmaya başlar.Odkrywa także kolejny spisek dotyczący królewskiej pieczęci.
Bazı tarihçiler onun varlığına ilişkin tartışmalarda bulunurlar.Część historyków kwestionuje prawdziwość jego relacji.
Uzun bir süre için Ay'ın geçmişine ilişkin temel soru kökeni oldu.Przez długi czas podstawową zagadką dotyczącą historii Księżyca było jego pochodzenie.
Bu inşa, çokkatlının homoloji gruplarına ilişkin önemli bilgiler verir.Opis mieszkania dostarcza wielu ważnych informacji na temat bohaterów.
Bilgi de varlığa ilişkindir.I tak nawiązuje się znajomość.
Günümüzde bu köprülere ilişkin herhangi bir kalıntıya rastlanmaz.Dziś nie można oglądać ruin tych domostw.
Bu değişimlere ilişkin genlikler, değişimin artan zaman ölçeği ile artış göstermektedir.Wartość tych zmiennych ulega wahaniom wraz z upływem czasu.
Şehre ilişkin konular birlikte değerlendirilirdi.Konieczne było skomunikowanie ich z miastem.
Facebook ve Twitter'ın bunun üzerine konuyla ilişkin videoları kaldırmasıyla erişim engeli kaldırıldı.Dzięki przekazywanym przez Facebooka i Twittera informacjom o ich obecności obroty klubów wzrastają.
Gelir düzenlemelerine ilişkin çalışmalar yapmak.Razem postanawiają naprawić swoje relacje.
Bu liste Devlet protokolüne ilişkin esaslar belirleninceye kadar uygulanır.Dopiero po upływie powyższego okresu przepisy dyrektywy będą miały zastosowanie.
Bu anlamda bir işin yapılması ve yardımlaşmaya ilişkin ortaya çıktığı söylenmektedir.Okazuje się, że mają oni pomysł, jak im pomóc.
Basayev'in ölümüne ilişkin iddialar aydınlatılamamıştır.Początkowo nie zdawano sobie sprawy ze śmierci Bachledy.
Tanrısal ve ahirete ilişkin inançlar, başlangıcından beri antik Mısır Uygarlığı'nda desteklendi.Przekleństwa i formy obraźliwe występują w języku od początku cywilizacji.
1 Ocak 2016'da sürücü belgelerine ilişkin yeni yasalar uygulanmaya konuldu.Od 1 lipca 2016 weszły w życie przepisy dotyczące m.in. stosowania niebieskich kartek.
İnternetin kullanımına ilişkin yasal çerçeveyi belirleyen internet hukukunu kapsamaktadır.Z instytucją absolutorium funkcjonującą w prawie prywatnym związane są liczne wątpliwości prawne.
Bu sırada öldüğüne ilişkin söylentiler üzerine Atina'da ayaklanma patlak verdi.W Wiedniu rozeszła się nawet plotka o jego śmierci.
Ödüllere ilişkin duyuru Ekim ayı içinde yapılır.Ceremonia wręczenia nagród odbywa się w lutym.
Tabal Krallığı'na ve kral adlarına ilişkin bilgilere Asur yıllıklarında çokça rastlanır.Nawet okoliczności poznania się króla z Luizą są prawdziwe.
Ülkede eğitim ve öğretime ilişkin durum nedir?Dlaczego i jak uczyć edukacji medialnej?
Bu öz sunum türünde dikkat çeken nokta, bireyin öz kavramına ilişkin önemli gördüğü yönlerini yansıtmasıdır.Jednak ich wyobrażenie o własnym życiu mija się z tym co mógłby pokazać w tym temacie dyrektor.
İlkel medeniyetlerin sosyal yapısına ilişkin temel kavramları tarif eden bir çerçeve çizdi.Uważał, że to stosunki pokrewieństwa determinowały strukturę społeczną ludów pierwotnych.
Farklılık maddi değildir, tanıma ilişkindir.Nie liczy się jakość, ale ilość.
Bu yöntemin hayvan anatomisine ilişkin temelleri de attığı düşünülmektedir.Spór ten przyczynił się do rozwoju anatomii porównawczej zwierząt.