ilişkileri ile cümle

ilişkileri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Bu, köyler arasındaki ilişkileri geliştirmek ve aralarındaki savaşı önlemek için yapılır.Miało to na celu polepszenie stosunków między osadami a w dalszym rozrachunku uniknięcie przyszłych walk.
Bilindiği gibi iki devletin ilişkileri asgari düzeyde kalmıştır.Jasnym jest przy tym, że związek dwóch narodów jest mniej stały niż państwo narodowe.
Hiç boşanmamalarında rağmen ilişkileri kısa sürdü.Pomimo upływu czasu jednak ich związek nie rusza z miejsca.
Osmanlı yönetimi başka ülkelerle ilişkilerinde Fenerli Rumlardan tercüman olarak yararlanıyordu.W oficjalnych stosunkach z innymi ludami Rzymianie używali tłumaczy.
Venedikliler ile ilişkileri göreceli olarak daha iyiyidi.Stosunki z Republiką Wenecką były natomiast lepsze.
Irak-Türkiye ilişkileri, Irak ve Türkiye arasındaki dış ilişkilerdir.Stosunki iracko-syryjskie – stosunki polityczne pomiędzy Irakiem a Syrią.
Ast üst ilişkileri de olması gerektiği gibi değildir.Kres górny zbioru nie musi istnieć.
Hasta ayrıca bu etkenlerin birbirleriyle olan ilişkilerinin da farkında olmalıdır.Pacjenci różnią się też między sobą świadomością swojego zachowania.
Bu dönemde İngiliz istihbaratıyla ilişkileri devam ediyordu.Już wtedy najprawdopodobniej był związany z brytyjskim wywiadem wojskowym.
Bu kişiye başka devletler ve topluluklarla ilişkilerin düzenlenmesi görevi de verilmiştir.Organizacja odpowiada również za kontakt z innymi podmiotami i instytucjami międzynarodowymi.
Mahmud Ahmedinejad iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesi için çalışmaktadır.Ch'ŏnchaek przystępuje do wyjaśnienia relacji pomiędzy tymi dwoma tradycjami.
1930'ların son yarısına kadar Türk-Rus ilişkileri sıcak ve biraz kardeşçe idi.W wieku XVI stosunki polsko-tureckie były przeważnie pokojowe, a niekiedy wręcz przyjazne.
1997-1999 yıllarında İstanbul'da kadın-erkek ilişkilerini konu alan tek-kişilik gösteriler yaptı.W latach 1997-2013 miał tu miejsce skandal związany z seksualnym wykorzystywaniem dzieci.
Özellkile şeyhülislam Hocazade Mehmet Efendi ile ilişkileri gayet kötüleşmiştir.W międzyczasie pogorszeniu uległy stosunki Masamune z jego matką.
Edward'ın değişik kadınlarla ilişkilerinden birkaç gayrimeşru çocuğu da olmuştur.Miał kilkoro nieślubnych potomków z różnymi kobietami.
Pakistan Hindistan'la bütün diplomatik ilişkilerini kesti.W wyniku represji Unia Europejska zerwała stosunki dyplomatyczne z Kubą.
Ama o günden sonra ikisi de birbirleriyle ilişkileri hakkında konuşmamıştır.Po tym incydencie dwójka nie rozmawiała ze sobą przez długi czas.
Daha sonra ilişkileri yalpalanır.Później źródła o nim milczą.
Suriye-Türkiye ilişkileriStosunki izraelsko-syryjskie
İki ülkenin 11 Mart 1992'den bu yana resmi diplomatik ilişkileri var.14 stycznia 1992 roku oba państwa nawiązały stosunki dyplomatyczne.
Kurt sürekli Karen ve Styles'ın ilişkilerini reddetti ve Styles kendi isteğiyle Alliance'tan ayrıldı.Kurt Angle ciągle oskarżał Stylesa i Karen o romans, co spowodowało odejście Stylesa z The Angle Alliance.
Yurttaşların Şanlıurfa il merkezi ile ilişkileri resmi işlerin görülmesi gibi durumlarda olmaktadır.Tam właśnie postaci życia publicznego spotykają się z festiwalowiczami.
Bununla beraber, ikisi rekabetçi ilişkilerine de devam ettiler.Obaj musieli wycofać się z rywalizacji.
Nijer Kasım 1996’da İsrail’le ilişkilerini yeniledi ve Nisan 2002’de tekrar kötüleştirdi.Niger, który nawiązał stosunki w listopadzie 1996, zerwał je w kwietniu 2002.
Irak-Türkiye ilişkileri artık gelinen noktada daha da önem kazanmış bulunmaktadır.Coraz lepsze były natomiast relacje iracko-radzieckie.
Bu durum karşılıklı ilişkileri bozabilir.Ułatwiają w ten sposób wzajemne relacje.
İlişkileri Hollywood'da başladı.Tak zaczęła się jego przygoda z Hollywood.
Kont uzun aşk yerine kısa aşk ilişkilerini tercih etmektedir.W czasie bitwy preferują prawie wyłącznie starcia wręcz.
ABD-İran ilişkileri ^ Brzezinski, Zbigniew.Podbielkowski, Zbigniew.
Pehleviler döneminde Türkiye-İran ilişkileri olumlu bir düzeyde gelişti.Mimo tego stosunki turecko-egipskie były pozytywne.
"ABD – Türkiye ilişkilerinin dönüşümü".Kolejna runda rozmów USA - Kuba.
İlişkilerine eskisi gibi devam ettiler.Sprawcy ci sami, co poprzednio.
Yaşamları boyunca yakın ilişkileri vardı.Byli oni przez całe życie bliskimi przyjaciółmi.
Evlilikleri ve ilişkileriMałżeństwa i życie osobiste
Toplam dört kez evlenen Süreya'nın, bu evlilikler dışında çeşitli ilişkileri olmuştur.Cemal Süreya był czterokrotnie żonaty.
Bu, köyler arasındaki ilişkileri geliştirmek ve aralarındaki savaşı önlemek için yapılır.Detta gjordes för att förstärka och förbättra relationerna mellan byarna och för att förhindra krig.
3 Şubat - Amerika Birleşik Devletleri, Almanya ile olan diplomatik ilişkilerini kesti.3 februari - USA bryter de diplomatiska förbindelserna med Tyskland.
Konsey'in dış ilişkilerinden sorumlu üyesidir.Han är medlem av Council on Foreign Relations.
Uluslararası İlişkilerin çalışma alanı oldukça geniştir.De internationella kontakterna är omfattande.
Estonya-İsveç ilişkileri Estonya ve İsveç arasındaki ikili dış ilişkileri kapsamaktadır.Relationer mellan Estland och Sverige refererar till de bilaterala relationerna mellan Estland och Sverige.
Yukarıdakiler sadece Maxwell ilişkileri değildir.Deltagarna som är med är inte bara från Gotland.
Ancak, Margaret Thatcher iktidarı döneminde biraz gergin ilişkileri bulunmaktaydı.Margaret Thatcher, däremot, vann en storseger på grund av sitt resoluta ingripande.
Çin hanedanı ile evlilik ilişkileri kurarak iyice yakınlaşmışlardır.Och de vill ha ett stort kinesiskt bröllop.
Günümüzde, funktörlerin çeşitli kategorilerle ilişkileri modern matematik yoluyla kullanılıyor.Grupper är närliggande till den moderna matematikens kategoriteori.
Chandler ve Monica ilişkileri arkadaşlarına anlatırlar.Chandler och Monica fortsätter med sitt hemliga förhållande.
Deniz ticareti hukuku, deniz üzerinde yürütülen ticari ilişkileri düzenleyen hukuk dalıdır.Sjörätt är ett samlingsnamn på de rättsregler som reglerar sjöfarten.
1980'lerin başında parti-ordu ilişkileri silahlı kuvvetlere kaynak ayrımı konusu nedeniyle gerginleşmiştir.I slutet av 1980-talet växte motståndet mot honom från flera olika väpnade grupper.
İlişkilerinin ilk döneminde iki kere intihara kalkıştı.Under sina fängelsevistelser försökte hon även vid två tillfällen begå självmord.
Türkiye'de de, eski başbakan Erdoğan ile olan yakın ilişkileriyle tanınır.Han ansågs även ha för nära band med den förra presidenten Viktor Janukovitj.
Ekim 2008'de ilişkilerine yeniden başladılar.Relationerna har dock förbättrats något sedan oktober 2008.
Bu elbette Rus-Türk ilişkilerinin normalleşmesini bozmaya yönelik bir provokasyon.Han betonar också vikten av att normalisera relationerna med Ryssland.
Devletler diğer devletlerle ilişkilerini kendileri düzenler.USA för samtal med enskilda länder.
"Tarım-Meteoroloji İlişkileri".Meteorologiska förhållanden.
İlişkileri daha da ilerledi ve hayatlarının sonuna kadar birlikte oldular.De har precis flyttat ihop och har hela livet framför sig.
Mart 2011'de People dergisi çiftin ilişkilerini sonlandırdığını duyurdu.I mars 2011 tillkännagavs det att paret hade gjort slut.
Bulgaristan-Türkiye ilişkileriBulgariens historia
Pakistan Hindistan'la bütün diplomatik ilişkilerini kesti.Efter utvisningen av indierna avbröt Indien alla diplomatiska förbindelser med Uganda.
Edward'ın değişik kadınlarla ilişkilerinden birkaç gayrimeşru çocuğu da olmuştur.Filip misstänks också ha fått ett flertal illegitima barn med olika kvinnor.
Almanya ile diplomatik ilişkilerin açılması için İsrail'e birkaç milyar mark ödendi.Västtyskland och Israel etablerar diplomatiska förbindelser.
Monako'nun İsrail ile tam diplomatik ilişkileri bulunmaktadır.Israel och Marocko upptar diplomatiska förbindelser.

İlgili Sayfalar