Ancak yazdıkları başka yazarlara ilham kaynağı olmuştur.Za ta namen se je tako kot drugi pisatelji zatekel k literarnim virom.
Bu olaylar şarkıcıya bir iç gözlem yapma konusunda ilham verdi.S to pesmijo skuša pesnik spodbuditi človeka k marljivosti.
Aynı zamanda Take That üyesi olan Gary Barlow'dan ilham aldığını söylüyor.Jis taip pat pasakojo, kad jį įkvepia grupės Take That narys Gary Barlow.
Bu kitap Kristof Kolomb ve birçok diğer gezgine ilham vermiştir.Jo knygos įkvėpė Kristupą Kolumbą ir kitus keliautojus.
Rudess ilham aldığı kişiler olarak Keith Emerson, Tony Banks, Rick Wakeman ve Patrick Moraz'ı göstermiştir.Rudess’as sako, kad jam, kaip klavišininkui, įtaką darė Keith Emerson, Rick Wakeman ir Patrick Moraz.
Böylece Slyvester Stallone'ye ilham vererek "Rocky" filmi çekilmiş oldu.Ši kova paskatino Sylvester Stallone pastatyti filmą "Rocky".
Bazen geometrinin, meditasyonun ve tarımın ilham perisi olarak da anılır.Polymnija taip pat kartais vaizduojama kaip geometrijos, meditacijos ir žemdirbystės mūza.
Roman özellikle Fransa'da ilham verici oldu.Toks pavadinimas buvo ypač populiarus Prancūzijoje.
Kore sineması ve dramalarına tutkulu, bu ülkedeki görüntü yönetmenlerinden ilham alıyor.Aistringas Korėjos kinui ir dramoms, jis semiasi įkvėpimo iš šios šalies kinematografininkų.
Bu, ona ilk şarkısı "Lucky You"yu yazması için ilham verdi.Pärast kirjutas ta oma esimese laulu "Õnnelik sina" ("Lucky You").
1938'de Heinrich Vollmer tarafından öncülü MP 38 ilham alınarak tasarlandı.MP 38 töötas motoriseeritud üksuste jaoks välja Heinrich Vollmer 1938. aastal.
Barista kelimesi İtalyancadan gelmektedir ve kelimenin ilham kaynağı barmendir.Sõna 'barista' pärineb itaalia keelest ja tähendab kohvikubaarimeest.
Boyd, iki eşine de ilham olmuştur.Lott koos kahe tütrega pääses.
Medya benden ilham alır." ^ Carnage is number 90 IGN.Nii õppis Noa tundma autoriteeti.” 92.
O muhteşem bir kadın ve gerçek bir ilham kaynağıydı." şeklinde demeç vermiştir."Minu ema oli kahtlemata oma aja kohta tähelepanuväärne naine (...)
Çünkü müzik, O’nun için bir geçim kaynağı değil, ruhunun besin ve ilham kaynağıydı.See ei olnud neile mäng, vaid võimalus põgeneda teise maailma ja inspiratsiooniallikas.
Knut, Almanya'da çeşitli şarkılara da ilham verdi.Agnetha avaldas mitu singlit ka saksakeelsete lauludega.
Allende yönetimindeki Şili ilham kaynağı oldu.Chile Allende alatt jó sorsa volt.
Allende yönetimindeki Şili ilham kaynağı oldu.Chile za Allende stało się inspiracją
Allende yönetimindeki Şili ilham kaynağı oldu.Salvador Allende transformou-se em fonte de inspiração.
Allende yönetimindeki Şili ilham kaynağı oldu.Чили, под егидата на Аленде, се превръща в пример.
Allende yönetimindeki Şili ilham kaynağı oldu.Чили при Альенде стала вдохновляющей.
Allende yönetimindeki Şili ilham kaynağı oldu..צ'ילה של איינדה הפכה למקור השראה
Allende yönetimindeki Şili ilham kaynağı oldu.ニクソン大統領はチリ経済の 破壊を秘密に計画してました
Ama burada önemli olan, bu teknisyen, bilgisayar kurdu İnternet kültürüne ilham kaynağı olan yaratıcılık.Ale důležité zde je, že to vneslo kreativitu mezi tuto technologickou geekovskou internetovou kulturu.
Ama burada önemli olan, bu teknisyen, bilgisayar kurdu İnternet kültürüne ilham kaynağı olan yaratıcılık.De ami fontos itt, az a kreativitás, amit a kockák internetes kultúrájában ihletett.
Ama burada önemli olan, bu teknisyen, bilgisayar kurdu İnternet kültürüne ilham kaynağı olan yaratıcılık.Mais ce qui est important ici c'est la créativité que ça a inspiré au sein de cette culture internet de geeks.
Ama burada önemli olan, bu teknisyen, bilgisayar kurdu İnternet kültürüne ilham kaynağı olan yaratıcılık.Pero lo importante aquí es la creatividad que despertó entre la comunidad tecnófila de Internet.
Ama burada önemli olan, bu teknisyen, bilgisayar kurdu İnternet kültürüne ilham kaynağı olan yaratıcılık.Tapi hal yang penting adalah kreativitas yang mengilhaminya di antara budaya Internet yang menggila ini.
Ama burada önemli olan, bu teknisyen, bilgisayar kurdu İnternet kültürüne ilham kaynağı olan yaratıcılık.Ważniejsza jest tu kreatywność, która wyzwolił Nyan Cat wśród maniaków internetowych.
Ama burada önemli olan, bu teknisyen, bilgisayar kurdu İnternet kültürüne ilham kaynağı olan yaratıcılık.Но главное — это вдохновенное творчество, вдруг проснувшееся в среде Интернет-технарей.
Ama burada önemli olan, bu teknisyen, bilgisayar kurdu İnternet kültürüne ilham kaynağı olan yaratıcılık.Но това, което е важно тук е творчеството, което бе вдъхновено сред тази техническа интернет култура.
Amacımız da, bu uçuşu vergileri ile destekleyen Amerikan halkına ilham vermek.A célunk az amerikai közvélemény inspirálása, akiknek az adójából fizetik ezt a kutatást.
Amacımız da, bu uçuşu vergileri ile destekleyen Amerikan halkına ilham vermek.Chcemy dać inspirację Amerykanom, których podatki finansują tę misję.
Amacımız da, bu uçuşu vergileri ile destekleyen Amerikan halkına ilham vermek.Dan tujuan kami adalah menginspirasi publik Amerika yang membayar misi ini melalui uang pajak mereka.
Amacımız da, bu uçuşu vergileri ile destekleyen Amerikan halkına ilham vermek.Il nostro obiettivo è di convincere il popolo Americano che paga per questa missione tramite le tasse.
Amacımız da, bu uçuşu vergileri ile destekleyen Amerikan halkına ilham vermek.Notre but est d'inspirer le public américain qui paie par ses impôts pour cette mission.
Amacımız da, bu uçuşu vergileri ile destekleyen Amerikan halkına ilham vermek.И наша задача - вдохновить Американскую общественность, налоговые деньги которой тратятся на эту миссию.
Ama en büyük ilham kaynağım gerçekten teknolojinin kendisinden gelmektedir.Ale największe źródło inspiracji pochodzi tak naprawdę od Technologii.
Ama en büyük ilham kaynağım gerçekten teknolojinin kendisinden gelmektedir.Die Technologie ist, nach wie vor, meine größte Inspirationsquelle.
Ama en büyük ilham kaynağım gerçekten teknolojinin kendisinden gelmektedir.하지만, 제가 가장 많은 영감을 받는 곳은, 테크놀러지 자체입니다.
Ama en büyük ilham kaynağım gerçekten teknolojinin kendisinden gelmektedir.Ma la mia più grande fonte di ispirazione deriva dalla Tecnologia stessa.
Ama en büyük ilham kaynağım gerçekten teknolojinin kendisinden gelmektedir.Mas a minha maior fonte de inspiração vem da própria tecnologia.
Ama en büyük ilham kaynağım gerçekten teknolojinin kendisinden gelmektedir.Pero mi mayor fuente de inspiración viene de la propia tecnología.
Ama en büyük ilham kaynağım gerçekten teknolojinin kendisinden gelmektedir.Однако основным источником вдохновения для меня являются сами Технологии.
Ama en büyük ilham kaynağım gerçekten teknolojinin kendisinden gelmektedir.いつもLumixを片手に どこにでも行きます
Amerika kıtasında bulunan kalıntılardan, bu kalıntıların soyut özelliklerinden ilham alıyor. .Je to inspirováno abstrakcí.
Amerikalılar her zaman başarılı olan kişileri kutlamışlardır ve onlardan ilham almışlardır.Los estadounidenses siempre han celebrado y han sido inspirados por esos que han tenido éxito.
Amerikan halkına ilham vermek.미국국민들을 감동시키는 것입니다.
Amerikan halkına ilham vermek.Zij betalen tenslotte voor deze missie door hun belastingen.
Amerikan halkına ilham vermek.שמשלם על המשימות האלה במיסים
Amerikan halkına ilham vermek.والذي يدفع أموال هذه المهمة بواسطة ضرائبه التي يُسددها
Amerikan halkına ilham vermek.さらに重要なことは
Amir'in de dediği gibi Tunus'ta olanlar hepimize ilham oldu ve bir çıkış yolu olduğunu gösterdi.A tunéziai kísérlet, ahogyan Amir mondta, mindannyiunkra ösztönzőleg hatott, megmutatta, hogy van kiút.
Amir'in de dediği gibi Tunus'ta olanlar hepimize ilham oldu ve bir çıkış yolu olduğunu gösterdi.Det tunisiska experimentet, som Amir sa, inspirerade oss alla, visade oss att det är möjligt.
Amir'in de dediği gibi Tunus'ta olanlar hepimize ilham oldu ve bir çıkış yolu olduğunu gösterdi.El experimento tunecino, como decía Amir, nos inspiró a todos, nos mostró que hay un camino.
Amir'in de dediği gibi Tunus'ta olanlar hepimize ilham oldu ve bir çıkış yolu olduğunu gösterdi.Experimentul tunisian, după cum spunea Amir, ne-a inspirat pe toți, ne-a arătat că există o cale.
Amir'in de dediği gibi Tunus'ta olanlar hepimize ilham oldu ve bir çıkış yolu olduğunu gösterdi.Het Tunesische experiment, zoals Amir zei, inspireerde ons allemaal, toonde dat er een weg was.
Amir'in de dediği gibi Tunus'ta olanlar hepimize ilham oldu ve bir çıkış yolu olduğunu gösterdi.Jak mówił Amir, eksperyment w Tunezji zainspirował nas, pokazał nam drogę.
Amir'in de dediği gibi Tunus'ta olanlar hepimize ilham oldu ve bir çıkış yolu olduğunu gösterdi.아미르가 말했던 것처럼, 튀니지의 시도는 우리 모두에게 영향을 끼쳤고, 방법이 있다는 것을 보여줬습니다.