Tom da buna ilgisiz kalmaz.Ona też nie jest mu obojętna.
Onun kültürel mirasına ilgisizlik, bir suçtur.Att förbise hans kulturella arv är ett brott.
Eddie'nin Babası: Kitabın antagonisti, Eddie'nin alkolik ve ilgisiz babası.Eddies pappa är ensamstående och alkoholist.
1898'de ikinci kitabı Senilità (Yaşlılık) çıktı ve o da aynı ilgisizlikle karşılaştı.1898 року Звево надрукував другий роман, «Senilità» («Старість»), але і він залишився непомічений.
Örneğin, " bir zamanlar" dan "sekiz yıl sonra"ya konu ilgisiz olarak değişir.«Колись давно») до другої сцени «Вісім років по тому» відбувається без зміни обставин та персонажів.
O, siyasete ilgisiz.Він байдужий до політики.
1987 yılında yayınlanan “Paramparça” adlı albüm de aynı ilgisizlikten payını aldı.Альбом "Paramparça", який вийшов у 1987 році, отримав свою частку такої ж байдужості.
Tom da buna ilgisiz kalmaz.Ani matka se o něj vůbec nestarala.
Sevilen ise hemen her zaman aşığına ilgisiz davranır, onu tanımazlıktan gelir.Na druhou stranu, i když nikdy nemluví o lásce, chová se jako zamilovaný.
Tom da buna ilgisiz kalmaz.Sulla ezzel mit sem törődve Kr. e.
Tanrının varlığı yokluğunu değil dünyaya karşı ilgisizliğini belirtir.Ezzel elárulták, hogy nem Istenhez hűek, hanem e világ hiúságához.
Onun bu ilgisiz tavırları, genç kadını çileden çıkartır ve hıncını ondan çıkarır.Így is tesz, minden elővigyázatosság ellenére elpusztítja a fiatalasszonyt, kivágja a szívét.
Onun kültürel mirasına ilgisizlik, bir suçtur.Η αδιαφορία για την καλλιτεχνική του κληρονομιά είναι έγκλημα.
Tanrının varlığı yokluğunu değil dünyaya karşı ilgisizliğini belirtir.Το βιβλίο του Ο Θεός δεν είναι μεγάλος πραγματεύεται την ανυπαρξία του Θεού.
Buna karşın Krusty Bart'ın yardımlarından büyük ölçüde habersiz kalmış ve Bart'a ilgisiz davranmıştır.For sin del, er Krusty stort set uvidende om, Barts hjælp og behandler Bart med manglende interesse.
Filmde, çocuğu bir anlık ilgisizlikten dolayı hayatını kaybetmiş olan bir annenin hikâyesi anlatılıyor.Filmen fortæller om en familie, der pludselig mister et barn.
"Bu ülkede ilgililer bilgisiz, bilgililer de ilgisizdir.""Intelligence: Knowns and unknowns".
Roma her zaman doğuda neler olup bittiğiyle ilgilenmek konusunda biraz ilgisiz davranmıştır.Roma hadde alltid vært meget tilbakeholdne med å involvere seg i forholdene i øst.
Genetik olarak ilgisiz olabilirler veya yalnızca uzaktan alakalı olabilirler.Mereka mungkin secara genetis tak berkaitan, atau hubungan kekerabatannya jauh.
Ama devlet yetkilileri ilgisiz kalır.Các chính quyền tỉnh trực thuộc Chính phủ.
Roma her zaman doğuda neler olup bittiğiyle ilgilenmek konusunda biraz ilgisiz davranmıştır.ケリーは、何が起こったかに関して常に明らかだったと答えている。
İlgisiz bir öğrenci olan Irving, macera ve drama hikâyelerini tercih etti.欧文对于学习不感兴趣,而喜欢冒险类的故事和戏剧。
Ama devlet yetkilileri ilgisiz kalır.정부는 아직까지 무관심으로 일관중.
Roma her zaman doğuda neler olup bittiğiyle ilgilenmek konusunda biraz ilgisiz davranmıştır.당시까지 로마는 지중해 동부 문제에 관심을 거의 기울이지 않았다.
Bu ilk temsiller sonunda seyirciler gayet soğuk olarak ilgisizliklerini gösterdiler.כבר מהדקות הראשונות, קהל הצופים משתעמם לגמרי.
Genetik olarak ilgisiz olabilirler veya yalnızca uzaktan alakalı olabilirler.שפות השפראכבונד עשויות להיות מנותקות לחלוטין זו מזו מבחינה גנטית, או בעלות קרבה רחוקה.
Hikâyenin bölümleri birbirine eklenmiş ilgisiz parçalar gibi görünür.Dijelovi su prikazivani kao odvojeni dijelovi.
Örneğin, " bir zamanlar" dan "sekiz yıl sonra"ya konu ilgisiz olarak değişir.Zobrazí sa nový nadpis: „O osem rokov neskôr“.
Onun bu ilgisiz tavırları, genç kadını çileden çıkartır ve hıncını ondan çıkarır.Nespravodlivé správanie vyvoláva v ľuďoch frustráciu a znižuje ich motiváciu.
Roma her zaman doğuda neler olup bittiğiyle ilgilenmek konusunda biraz ilgisiz davranmıştır.Rim se je vedno zelo nerad vmešaval v dogajanja na vzhodu.
Aynı zamanda dönem olaylarına ilgisiz durumdadırlar.Prav tako pa niha tudi z letnimi časi.
Anne ve babasının ölümüne soğukkanlı ve ilgisiz kaldı.Po smrti staršev žalostna in brezvoljna.
Osmanlı yönetimi en başta olaya ilgisizdi.Centrinė valdžia iš pradžių į tai žiūrėjo skeptiškai.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Aber das ist nicht Apahtie; das ist vorsätzliches Ausschließen.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Ale to není lhostejnost, to je záměrné vyloučení.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Ale to nie je apatia; to je úmyselné vylúčenie.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Ale to nie jest obojętność, to celowe wykluczenie.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.A to ni apatija; to je namerno izključevanje.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Csakhogy ez nem közöny; ez a szándékos kirekesztés.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Dar asta nu e apatie. E excludere intenționată.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.하지만 그건 무관심이 아니라 의도적인 배재일 뿐입니다.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Maar dat is geen apathie, dat is expres buitensluiten.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Mais ce n'est pas l'apathie; c'est une exclusion volontaire.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Ma questa non è apatia; è esclusione intenzionale.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Mas isso não é apatia, é exclusão intencional.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Men det rör sig inte om apati det är ett medvetet uteslutande.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Namun hal itu bukan ketidakpedulian; namun pengecualian yang disengaja.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Nhưng đó không phải là sự lãnh đạm; đó là sự ngăn chặn có chủ tâm.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Pero eso no es apatía; eso es exclusión intencional.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Αλλά αυτό δεν είναι απάθεια, αυτό είναι ηθελημένος αποκλεισμός.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Але це не апатія, це продумане виключення.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Но това не е апатия; това е умишлено изключване.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Но это не апатия, это - преднамеренное исключение.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.אבל זו לא אדישות; זו מניעה מכוונת.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.وهذا لا يندرج ضمن اللامبالاة لان ما يقوم به المجلس هو اقصاء متعمد
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.意図的な排斥です 公共の空間
Ancak, korku ilgisizlikten iyidir çünkü korku bizi harekete geçirir.Ale strach je lepší než apatie, protože strach nás nutí něco udělat.
Ancak, korku ilgisizlikten iyidir çünkü korku bizi harekete geçirir.Ale strach jest lepszy niż apatia, ponieważ strach mobilizuje nas do działania.
Ancak, korku ilgisizlikten iyidir çünkü korku bizi harekete geçirir.De a félelem jobb, mint a fásultság, mert a félelem arra bír minket, hogy tegyünk valamit.
Ancak, korku ilgisizlikten iyidir çünkü korku bizi harekete geçirir.Însă este mai bine să-ți fie teamă decât să fi apatic. Pentru că teama, cel puțin, ne împinge să facem ceva.