İlk seviye, şiddete karşı sivil hareketin en zayıf seviyesi, inkar ve ilgisizlik.The first level, the weakest level of civil response against violence, is denial and apathy.
Ancak, korku ilgisizlikten iyidir çünkü korku bizi harekete geçirir.But, fear is better than apathy because fear makes us do something.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.But that's not apathy; that's intentional exclusion. Public space.
Bunlara siz cevap verin ve tabi ki insanlar ilgisizler.You add all this up together, and of course people are apathetic.
Musterilerim hic aramasa ancak bu kadar ilgisiz kalabilirdim.I couldn't care less if clients ever called.
Buna rağmen onlar ondaki işaretlere ilgisiz durmaktadırlar.Still they turn away from His signs!
Göğü korunmuş bir tavan yaptık. Buna rağmen onlar ondaki işaretlere ilgisiz durmaktadırlar.And We have made the sky a roof, protected; and they turn away from its signs.
İlgisizlik ile sona eren bir trajediA tragedy that ended with indifference?
Kızgınık ve ilgisizlik bu rakamı düşürebilir de yükseltebilir de.Exasperation and apathy could drive that figure lower or raise it.
Curak, "Gençler arasında ilgisizlik en yüksek yoğunluğa ulaştı."Apathy among the citizens has reached maximum concentration.
Ekim 2005'te açılan bir önceki ihale yatırımcı ilgisizliği nedeniyle başarısızlıkla sonuçlanmıştı.The previous tender in October 2005 failed, due to lack of investor interest.
Rücker, iki sürecin birbirinden ayrı ve ilgisiz olduğunu da sözlerine ekledi.The two processes are separate and unrelated, he added.
Ancak kurumsal ilgisizliğe rağmen, şahıslar ve STK'lar bir fark yaratmaya çalışıyorlar.But despite institutional indifference, individuals and NGOs strive to make a difference.
BM, Kosovalı Sırpların Seçimlere İlgisizliğinden Hayal Kırıklığına UğradıUN Voices Disappointment over Low Kosovo Serb Turnout
Hırvatların büyük kısmı sürecin tamamına ilgisiz görünüyor.Many Croats seems disinterested with the whole process.
Yüzme ilgisiz soylarda defalarca evrilmiştir.Swimming evolved a number of times in unrelated lineages.
Sözel benzerliğe rağmen, diplomatik ile diplomasi ilgisiz disiplinlerdir.Despite the verbal similarity, the discipline has nothing to do with diplomacy.
Depresyon, azalmış motivasyon veya ilgisizlik eşlik edebilir.It can be accompanied by depression, decreased motivation, or apathy.
Ancak, puan sistemi ile, zaman ilgisizdi ve hala ikinci sıradaydı.However, with the points system, time was irrelevant, and he was still in second place.
Salsola cinsi bazen saltwort olarak da bilinir, ancak ilgisizdirThe genus Salsola is also sometimes known as saltwort, but is unrelated.
Roma her zaman doğuda neler olup bittiğiyle ilgilenmek konusunda biraz ilgisiz davranmıştır.Rom mischte sich immer stärker in die Verhältnisse im östlichen Mittelmeer ein.
Kocası George ondan daha da ilgisizdir.Ihr Mann Ted fühlt sich daher ziemlich überflüssig.
Tom da buna ilgisiz kalmaz.Derartiges ist auch ohne Bedeutung für ihn.
Almanya ise başlangıçta ilgisiz davrandı.Ken hatte am Anfang etwas Angst vor ihm.
Ama devlet yetkilileri ilgisiz kalır.Die Pflichten des Mitgliedstaats bleiben unberührt.
Bu şekilde ilgisiz ve uyduruk alan adları kullanılmaz.Mit diesen geschmacklosen und peinlichen Szenen will ich nichts zu tun haben.
Lisede ilgisiz bir öğrenciydi.In der Schule war sie eine unangepasste Schülerin.
Buna karşın Krusty Bart'ın yardımlarından büyük ölçüde habersiz kalmış ve Bart'a ilgisiz davranmıştır.Jessica ist aufgrund des Eingreifens von Brad erleichtert und geht, ohne mit Morty zu reden, davon.
Sadece ilgisizlikten ileri geliyordu.Nichts als Neugier.
Senin geleceğine ilgisiz kalamam.Je ne peux pas ne pas être concerné par ton avenir.
Sekreter beni ilgisizce yanıtladı.La secrétaire me répondit avec détachement.
Buna karşın Krusty Bart'ın yardımlarından büyük ölçüde habersiz kalmış ve Bart'a ilgisiz davranmıştır.Pour sa part, Krusty ignore toujours en grande partie l'aide de Bart et le traite avec désintérêt.
Bloch daha sonra, filmlerden herhangi biriyle ilgisiz iki kısa film yazdı.Robert Bloch a écrit plus tard deux suites, qui ne sont liées à aucune des suites du film.
Almanya ise başlangıçta ilgisiz davrandı.Ici, la pression allemande se fait sentir moins fort au départ.
Düşünceli ve anlayışlı olan İçedönüklük, bazen diğerlerinin etkinliklerine katılma konusunda ilgisiz olabilir.Intelligente et curieuse, elle fourre toujours son nez dans les affaires des autres.
Tom da buna ilgisiz kalmaz.Mais cette dernière ne s'en inquiète pas davantage.
Kocası George ondan daha da ilgisizdir.Le jeune homme est plus embarrassé qu'elle.
Kainata bakarız, ilgisizdir.Ometeoltloque, voir Ometeotl.
1987 yılında yayınlanan “Paramparça” adlı albüm de aynı ilgisizlikten payını aldı.Le téléfilm Les Rescapés de Sobibor, diffusé en 1987, traite du même sujet.
Japonların tanıdıklarına karşı çok cana yakın oldukları ve tanımadıklarına çok ilgisiz oldukları söyleniyor.Se dice que los japoneses son muy amables con sus conocidos y muy indiferentes hacia los desconocidos.
Kocası George ondan daha da ilgisizdir.Roger se lo merece un poco más que yo.
Genetik olarak ilgisiz olabilirler veya yalnızca uzaktan alakalı olabilirler.Possono anche essere geneticamente non imparentate, o esserlo solo lontanamente.
Ancak yine Watson'ın bir sözü, Holmes'un kadınlara olan ilgisizliğini ortaya koyar.Al contrario di Holmes, Watson dimostra un notevole interesse per il genere femminile.
Bu ilk temsiller sonunda seyirciler gayet soğuk olarak ilgisizliklerini gösterdiler.Fu in ogni caso la prima volta che il grande pubblico vide a colori i suddetti personaggi.
Almanya ise başlangıçta ilgisiz davrandı.Германия должна была срочно что-нибудь предпринять.
"Bu ülkede ilgililer bilgisiz, bilgililer de ilgisizdir."«Время слепо, а человек невежествен».
Ama devlet yetkilileri ilgisiz kalır.Но притеснения со стороны властей очевидны.
Buna karşın Krusty Bart'ın yardımlarından büyük ölçüde habersiz kalmış ve Bart'a ilgisiz davranmıştır.ومع ذلك ظل كروسيتى يتجاهل كثيراً من مساعدات بارت وتعامل كأنه لا علاقة له ببارت .
Ama devlet yetkilileri ilgisiz kalır.Mas as autoridades estão a ser cautelosas.
Tom da buna ilgisiz kalmaz.Carlos não ficou interessado.
İlgisiz ya da nankör kılan aynı sakatlık o zaman büyük ruhlu hale getiriyordu beni."O abatimento físico, que nos prostrava, também era grande."
Almanya ise başlangıçta ilgisiz davrandı.Inicialmente, os alemães sofreram descrédito.
Ancak yine Watson'ın bir sözü, Holmes'un kadınlara olan ilgisizliğini ortaya koyar.Com exceção da de Watson, Holmes evita a companhia casual.
Onun kültürel mirasına ilgisizlik, bir suçtur.Onverschilligheid ten aanzien van zijn cultureel erfgoed is een misdaad.
Tom da buna ilgisiz kalmaz.Dit valt met name Thomas niet mee.
Roma her zaman doğuda neler olup bittiğiyle ilgilenmek konusunda biraz ilgisiz davranmıştır.Tegenwoordig is er geleidelijk meer aandacht gekomen voor wat de Roma is overkomen.
Almanya ise başlangıçta ilgisiz davrandı.Ook Italië was Duitsland aanvankelijk nog vijandig gezind.
Ama devlet yetkilileri ilgisiz kalır.Maar de acties van overheden zullen doorslaggevend zijn.
Kocası George ondan daha da ilgisizdir.Natomiast jej mąż, Walter, jest szczęśliwy jak nigdy dotąd.
Almanya ise başlangıçta ilgisiz davrandı.Początkowo Niemcy zachowywali się poprawnie.