Ana içeriğe geç
Sözlük

ilgilenmek ile cümle

ilgilenmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Aynı zamanda Michonne (Danai Gurira), hasta olan Andrea (Laurie Holden) ile ilgilenmektedir.Enquanto isso, Michonne (Danai Gurira) cuida de Andrea (Laurie Holden), que está doente.
Beth ve Dr. Edwards hastaneye yeni gelen Gavin adındaki bir hasta ile ilgilenmek üzere çağrılırlar.Ela e Dr. Edwards são chamados para cuidar de um novo paciente, Gavin.
Sahilde Charlie, Claire ile ilgilenmektedir.Na praia, Charlie oferece a Claire um pouco de água.
10 yaşından beri dansla ilgilenmektedir.Ela dança desde os 10 anos de idade.
Japonlar, Portekizlilerin elde tutulabilir silahlarıyla ilgilenmekteydiler.Os japoneses estavam interessados nas armas de fogo portuguesas.
Sneaker Pimps adlı müzik grubunun kurucularındandır ve IAMX solo projesiyle aktif olarak ilgilenmektedir.Ele foi membro fundador da banda Sneaker Pimps e agora está no seu projeto solo intitulado, IAMX.
Ayrıca aktif olarak siyaset ile de ilgilenmektedir.Também se envolveu ativamente na política.
FDA, konuyla ilgilenmek üzere bir müfettiş atadı.A Zone Reality tem um detective que investiga o caso.
Okuldaki çalışmalarında da hareket ile ilgilenmekteydi.Estão relacionados com as atividades da escola?
Bununla birlikte modern müzikle de ilgilenmektedir.Também se interessava por músicas tradicionais.
Aynı zamanda tasarımcılık ve fotoğrafçılıkla ilgilenmektedir.Dedica-se também ao desenho gráfico e à pintura.
Kaplan, yönetim bilimlerinin ve genel işletme üniversite ortamının geleceğiyle ilgilenmektedir.Kaplan is geïnteresseerd in de toekomst van managementonderwijs en het algemene business schoollandschap.
Kendi kendini geliştirmiş olan babası müzik ve edebiyat ile ilgilenmekteydi.Zijn vader was een autodidact met belangstelling voor muziek en literatuur.
Roma her zaman doğuda neler olup bittiğiyle ilgilenmek konusunda biraz ilgisiz davranmıştır.Tegenwoordig is er geleidelijk meer aandacht gekomen voor wat de Roma is overkomen.
Öyle ki diğer takım üyeleri artık onunla ilgilenmek istememiştir.De rest van de ploeg krijgt geen contact meer met hem.
Çocukların %59'u en az bir spor dalıyla ilgilenmektedir.97% van de Lierse jeugd beoefent een sport.
19. ve 20. yüzyılın başlarında doğu Küba, öncelikli olarak coffea yetiştiriciliğiyle ilgilenmekteydi.W XIX i na początku XX wieku, wschodnia Kuba była głównym ośrodkiem uprawy kawowców.
Ayrıca Libya ilgilenmektedir.Działa zakupiła również Libia.
Elektronik müzikle ilgilenmektedir.Żywo interesowała się muzyką elektroniczną.
Kendisinin yanı sıra ablaları da müzikle profesyonelce ilgilenmektedirler.Oprócz ojca zawodowo muzykowali wujowie.
1996 yılından beri oyunculukla ilgilenmektedir.Od 1996 uczestniczy w zawodach.
Profesyonel olarak bale ve modern dansla da ilgilenmektedir.W kraju działa także kilka grup zawodowego baletu i tańca nowoczesnego.
İnsanları, tüm bu şeylerin bir araya geldiği süreçle çok ilgilenmekte.Nie możemy się doczekać spotkania z tymi kilkoma, którzy przebędą całą tę drogę.
Aynı zamanda tasarımcılık ve fotoğrafçılıkla ilgilenmektedir.Zajmuje się ponadto fotografią i projektowaniem.
Eisenberg, kedileri çok sevmektedir ve hayvan beslemekle ilgilenmektedir.Jesse Eisenberg är väldigt förtjust i kattdjur och har varit engagerad i omhändertagande av djuren.
Vespasian'ın oğlu Titus, Yahudi isyanıyla ilgilenmek için Judaea'da (Yahudiye) kaldı.Vespasianus kommer till Judeen för att kväsa det judiska upproret.
Yargıç, bölge valisi tarafından seçilirdi ve davalarla ilgilenmek için bununla yakın bir şekilde çalışırdı.Суддя призначався місцевим губернатором, з яким тісно працював і розпоряджався стосовно справ.
Michael Corleone gibi bir oğlu ve bir kızı olması ve oğlunun mafya ile ilgilenmek istememesi.Вона хоче, щоб у дитини був батько, а не постійно виїжджаючий дядя Коля.
Hesse, Budizm’le ilgilenmekteydi.Канішка заохочував буддизм.
Kaplan, yönetim bilimlerinin ve genel işletme üniversite ortamının geleceğiyle ilgilenmektedir.Chci, aby všichni cítili sounáležitost a zodpovědnost za budoucnost fakulty.
1950'lerin sonundan beri profesyonel olarak müzikle ilgilenmektedir.Profesionálně se hudbě věnuje od 60. let 20. století.
Pandomim sanatıyla ilgilenmektedir.Zajímal se o pantomimu.
1996 yılından beri oyunculukla ilgilenmektedir.Profesionálně hraje od roku 1996.
13 yaşından beri tiyatro ile ilgilenmektedir.Pro divadlo se rozhodla již ve svých 13 letech.
Hesse, Budizm’le ilgilenmekteydi.Ralpačän byl velmi nakloněn buddhismu.
Bununla birlikte modern müzikle de ilgilenmektedir.Je doprovázen moderní hudbou.
Willem-Alexander, spor ve uluslararası su yönetimi ile ilgilenmektedir.Regele Willem-Alexander este interesat în probleme internaționale de management al apei și de sport.
Alfred Nobel de nitrogliserin ile ilgilenmektedir.Alfred Nobel inventează dinamita.
Bu çağrı üzerine Sezar, Pompeius kardeşlerle ilgilenmek üzere İtalya'dan ayrılarak Hispania'ya geçti.Astfel, Cezar a fost obligat să plece din Roma spre Hispania pentru a trata problema fraților Pompeius.
Profesyonel olarak bale ve modern dansla da ilgilenmektedir.În paralel urmează cursuri de balet și dans modern.
Jessie'nin annesi, oğluyla hep ilgilenmek ister fakat her zaman yüzüne gözüne bulaştırır.Este îndrăgostit de bona lui, Jessie, și mereu încearcă să-i atragă atenția.
13 yaşından beri tiyatro ile ilgilenmektedir.La vârsta de 6 ani a devenit interesată de teatru.
Kendi kendini geliştirmiş olan babası müzik ve edebiyat ile ilgilenmekteydi.Ea i-a insuflat și soțului ei interes asupra muzicii și literaturii.
Pandomim sanatıyla ilgilenmektedir.A monumentális művészet érdekelte.
Bazı müzisyenlerse müzikle hobi olarak ilgilenmektedir.Csak hobbiként tekint a zenélésre.
13 yaşından beri tiyatro ile ilgilenmektedir.13 évesen került kapcsolatba a színházzal.
Ailesi John daha doğmadan önce Müzik ile ilgilenmekteydi.Szüleik is zenészek voltak, már születésük előtt.
Buradaki zamanının bir kısmıyla arazilerinin bakımıyla ilgilenmek zorunda kaldı.A munka közben vigyázni kellett ezeknek az épségére.
Öyle ki diğer takım üyeleri artık onunla ilgilenmek istememiştir.Ezzel együtt a csapattársai azonban már nem bíztak meg benne.
Sahilde Charlie, Claire ile ilgilenmektedir.A parton Charlie Ekóról érdeklődik Claire-től.
Bu bağlamda Hesse Alman savaş tutsakları için kitaplar toplamak ve göndermekle ilgilenmekteydi.Tässä tehtävässä Hesse huolehti sotavangeista keräämällä ja lähettämällä heille kirjoja.
Elektronik müzikle ilgilenmektedir.Nämä olivat kiinnostuneita elektronisesta musiikista.
Sadece alkol almak ve zengin koca bulmakla ilgilenmektedir.Alkoholi on varattu lähinnä miehille ja rikkaille.
Japonlar, Portekizlilerin elde tutulabilir silahlarıyla ilgilenmekteydiler.Muiden asioiden ohella japanilaiset olivat kiinnostuneita portugalilaisten aseista.
Sneaker Pimps adlı müzik grubunun kurucularındandır ve IAMX solo projesiyle aktif olarak ilgilenmektedir.Hän oli perustajajäsenenä yhtyeessä Sneaker Pimps ja on nykyään aktiivinen IAMX-sooloprojektinsa kanssa.
Bu sırada ablası kardeşi Madi ile ilgilenmektedir.Nykyisin tehtävässä toimii hänen veljensä Ihor.
18 kardeştirler ve kardeşlerin çoğu dansla ilgilenmektedir.Kahdeksan kuukauden iässä useimmat vauvat huvittuvat kurkistusleikeistä.
13 yaşından beri tiyatro ile ilgilenmektedir.Hän on ollut erittäin riippuvainen videopelien pelaamisesta 13-vuotiaasta lähtien.
Ayrıca Libya ilgilenmektedir.Latvian vapautuminen kiinnosti häntä.
Pandomim sanatıyla ilgilenmektedir.Spiritualized-bändi on kiinnostunut siitä.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod