Ardından Aquileia'ya ilerlemiştir.后来为阿喀琉斯所拥有。
İkisinin de yaşı ilerlemişti.그 둘 모두 너무 나이가 많았다.
Bu durumdan yararlanan Hurriler Hattuşaş'a kadar ilerlemiştir.이 전투를 전환점으로 전황은 스파르타에게 유리하게 진행되었다.
20. yüzyılda cinsiyet değiştirme ameliyatlarında uygulanan yöntemler oldukça ilerlemiştir.20세기 동안 대기 변화의 연구를 도입한 기상학은 크게 발전하였다.
Daha güneyde Bug Nehri'ni geçen 2. Panzer Grubu 23 Haziran'da Sovyet sınırından 60 km. içeri ilerlemişti.2 기갑군은, 6월 23일에 부크 강을 도하하며 소련 영토에서 60km를 전진했다.
1929'a kadar durum hükümetin demokratik sistemini bozacak şekilde ilerlemiştir.משנת 1929 נודע כמתנגד של השלטון הדיקטטורי של המלך.
Çok ilerlemiş olup dönüşüm potansiyeli yüksek olduğunda.ידעתי שדברים גדולים עשויים לקרות ברגע שאני בכושר.
Müslümanlar Pirene Dağları'na kadar ilerlemişlerdi.המוסלמים התקדמו על לפעתי הפירנאים.
İkisinin ilişkisi ilerlemiş ve evlenmeye karar vermişlerdir.האהבה ביניהם ניצתת שוב והם מחליטים להתחתן.
İlerlemiş yaşına rağmen çok eğlenceli birisidir.למרות גודלה היא זריזה מאוד.
İstanbul'da da, ilerlemiş yaşına rağmen, kariyerini sürdürmüş ve sadrazamlığa kadar yükselmiştir.למרות שעברו שנים רבות היא נמשכת לסטפן שכעת הוא מבוגר והקריירה שלו בדעיכה.
İlçede en çok ilerlemiş sanat olarak görülür.Счита се за еволюционно най-напреднало като тип.
Alman kuvvetleri 1.690 km. ilerlemişlerdi ve 3.100 km.lik bir cephe hattına ulaşmışlardı.Германците са напреднали 1690 km и поддържат фронт с линейна дължина от 3100 km.
9 Şubat 1943'te ilerlemiş kalp hastalığından 61 yaşında öldü.На 13 февруари 1943 г. умира от болест на сърцето.
Çünkü artık çocuk kaçırma olayları çok ilerlemiştir.Някои случаи на похищения са прекалено детайлизирани.
Yangın postaneye kadar ilerlemiştir.Стрелбата продължава до изпълнение на огневата задача.
Keşif, teşhis ve ilerlemiş antiviral tedavi konusunda önemli ilerlemelere yol açtı.Това откритие довежда до значително усъвършенстване на диагностиката и подобрение на антивирусното лечение.
Balıkçılık da oldukça ilerlemiştir.Много добре е развит и риболовът.
Rus ordusu buraya kadar ilerlemiştir.Военното присъствие на Русия продължава до днес.
İkinci sezonda artık ilişkileri ilerlemiş ve sevgili olmuşlardır.Във втори и в трети сезон героите се сдобиват с повече приятели и любовни интереси.
Zenan'ın hamileliği epey ilerlemiştir.От dhyāna до Zen се получава доста голяма промяна.
Kaşıntı genellikle ilerlemiş olgularda görülür.Nažalost, obično se otkrije u uznapredovalom stadiju.
Keşif, teşhis ve ilerlemiş antiviral tedavi konusunda önemli ilerlemelere yol açtı.Otkriće je dovelo do značajnih poboljšanja u dijagnostici i poboljšalo antivirusno liječenje.
İnka uygarlığı çok ilerlemiş seviyedeydi.Umjetnički obrt bio je na velikoj visini.
Arıcılık ilerlemiş durumdadır.Izrada je u tijeku. .
İlerlemiş yaşına rağmen istikrarlı futbolu ile son derece başarılı performans gösterdi.Tijekom razdoblja svog postojanja, reprezentacija je ostvarivala vrlo dobre nogometne rezultate.
Çünkü artık çocuk kaçırma olayları çok ilerlemiştir.Rapídne sa rozšírila detská práca.
İlerlemiş yaşından dolayı oğlu Marcus Antonius Gordianus'un (Gordian II) kendisine ortak olmasında ısrar etti.Zaradi svoje visoke starosti je vztrajal, da skupaj z njim kot Gordijan II. vlada sin Mark Antonij Gordijan.
İlerlemiş yaşına rağmen çok eğlenceli birisidir.Kljub visoki starosti se izkaže za žilavo.
Barbaros Hayreddin Paşa da demir alıp güneye ilerlemişti.Giovanni Domenico Cassini je istočasno nadaljeval proti jugu.
Bu sıralrda yaşı oldukça ilerlemişti.Za tisti čas so bili zelo napredni.
Bu amaçla Of yönüne doğru ilerlemişlerdir.Medtem pa so dogodki šli svojo smer.
İkisinin ilişkisi ilerlemiş ve evlenmeye karar vermişlerdir.Med njima se razvije razmerje, poročita se.
Sanayileşme ayrıca ulusal demiryolu sistemi ve çağdaş iletişimin gelişimi ile de el ele ilerlemiştir.Pramonė prisidėjo ir prie nacionalinio geležinkelio ir šiuolaikinių ryšių plėtojimui.
O zaman ilerlemiş derecede göğüs kanseri olarak açlıktan ölmek yerine ölmeyi tercih etti.Kadangi tuomet jai krūties vėžys buvo vėlyvoj stadijoj, ji nusprendė nusimarinti badu.
Bulgarlar Trakya ve Makedonya'ya ilerlemişlerdir.Bulgarijos kariniais tikslais buvo Trakija ir Makedonija.
1929'a kadar durum hükümetin demokratik sistemini bozacak şekilde ilerlemiştir.1979 metais šalis grižo į demokratišką šalies valdymą.
Yangın postaneye kadar ilerlemiştir.Medieną krovė iki gaisro atėjimo.
İlerlemiş yaşı gücünü tüketiyordu ve tamamen gözdelerinin eline düştü.Bėgantys metai išsekino jo energiją ir jis atsidavė į favoritų rankas.
Müslümanlar Pirene Dağları'na kadar ilerlemişlerdi.Muslimite sissetungid jõudsid Pürenee mägedeni Pürenee poolsaarel.
İkisinin de yaşı ilerlemişti.Mõlemad elasid väga vanaks.
Çünkü artık çocuk kaçırma olayları çok ilerlemiştir.Selle tulemusel ongi noorte astumine Kaitseliitu oluliselt kasvanud.
Yangın postaneye kadar ilerlemiştir.Öine tulekahju Taageperas.
İlçedeki tır taşımacılığı hayli ilerlemiştir.Kaubavedu käis peamiselt järgnevalt.
0'dan başlayıp, 9,58 saniye ilerlemiş olduk.9.58겠죠. 그러니 ∆x=9.58겠죠. 이걸 기울기 적인 측면해서 생각할수도 있죠
0'dan başlayıp, 9,58 saniye ilerlemiş olduk.Takže uběhlý čas se rovná 9,58 sekund. Začneme na 0, a dostáváme se na 9,58 sekund.
0'dan başlayıp, 9,58 saniye ilerlemiş olduk.y軸の上昇をxの移行で割ります。
0'dan başlayıp, 9,58 saniye ilerlemiş olduk.השינוי בזמן שווה ל 9.58 שניות, התחלנו ב- 0
0'dan başlayıp, 9,58 saniye ilerlemiş olduk.إذن فتغير الزمن يساوي لـ 9.58 ثانية، نبدأ من الصفر و نذهب إلى 9.58. طريقة أخرى
1945'te, savaştan sonra, elektronik bilimi böyle bir makinayı gerçekten deneyip, yapacak kadar ilerlemişti.전쟁이 끝난 1945년에는 이러한 기계를 실제로 만들 수 있는 전자공학이 발달해 있는 시기입니다.
1945'te, savaştan sonra, elektronik bilimi böyle bir makinayı gerçekten deneyip, yapacak kadar ilerlemişti.A w roku 1945, po wojnie, istniała elektronika pozwalająca zbudować taką maszynę.
1945'te, savaştan sonra, elektronik bilimi böyle bir makinayı gerçekten deneyip, yapacak kadar ilerlemişti.Dus juni 1945.
1945'te, savaştan sonra, elektronik bilimi böyle bir makinayı gerçekten deneyip, yapacak kadar ilerlemişti.E nel 1945, dopo la guerra, esisteva l'elettronica per tentare di costruire una macchina del genere.
1945'te, savaştan sonra, elektronik bilimi böyle bir makinayı gerçekten deneyip, yapacak kadar ilerlemişti.Năm 1945, sau chiến tranh, điện tử được ứng dụng vào việc chế tạo một chiếc máy như thế
1945'te, savaştan sonra, elektronik bilimi böyle bir makinayı gerçekten deneyip, yapacak kadar ilerlemişti.Şi 1945, după război, existau electronice pentru chiar a încerca şi construi aşa o maşină.
1945'te, savaştan sonra, elektronik bilimi böyle bir makinayı gerçekten deneyip, yapacak kadar ilerlemişti.А в 1945-м, после войны, уже существовала электроника, необходимая чтобы попробовать построить такую машину.
1945'te, savaştan sonra, elektronik bilimi böyle bir makinayı gerçekten deneyip, yapacak kadar ilerlemişti.А в 1945-му, після війни, вже існувала електроніка, необхідна щоб спробувати побудувати таку машину.
1945'te, savaştan sonra, elektronik bilimi böyle bir makinayı gerçekten deneyip, yapacak kadar ilerlemişti.וב-1945, אחרי המלחמה, כבר הייתה האלקטרוניקה .וניתן היה לנסות ולבנות בפועל מכונה כזו
1945'te, savaştan sonra, elektronik bilimi böyle bir makinayı gerçekten deneyip, yapacak kadar ilerlemişti.و1945، بعد الحرب، الإليكترونيات كانت موجودة لمحاولة بناء مثل هذه الآلة في الواقع
1945'te, savaştan sonra, elektronik bilimi böyle bir makinayı gerçekten deneyip, yapacak kadar ilerlemişti.そのようなマシンの構築に取り組んだのです 1945年の6月、原子爆弾がまだ投下される前に